Bilgi kaynakları

xxxx855

Türkiye, 12 Eylül tarihi itibariyle çok önemli bir referanduma gidiyor. Ama, kesinlikle söylemeliyiz ki, günlerce mecliste tartışmaları süren ve şu anda da liderlerin miting meydanlarında üzerinde hiç durmadıkları, sadece birbirlerine salvo atışlarıyla geçiştirdikleri Anayasa değişiklikleri konusunda milletimizin hiçbir bilgisi yok. Bilgisi olmadığı gibi birbirlerine cephe alan siyasi parti liderlerinin de milletimizi aydınlatma konusunda hiçbir kaygıları yok.

Başbakan Tayyip Erdoğan, Anayasa değişikliğinin 12 Eylül'le yüzleşmek olacağını, 12 Eylül'den hesap sormak anlamına geleceğini söylüyor. Ve referandum kampanyasını bu fikir üzerine oturtuyor. Anayasa değişikliği referandumunun 12 Eylül ile nasıl hesaplaşmak anlamına geleceğini biz de anlamış değiliz. Referandum sonucunda eğer sandıktan evet çıkarsa "Ahı gitmiş vahı kalmış" Darbeci Kenan Evren'den mi hesap sorulacak? 12 Eylül zihniyetinden mi hesap sorulacak? Şu anda 12 Eylül darbesini gerçekleştiren darbeci generallerden geriye kim kaldı?

Ana muhalefet partisi CHP'nin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise bir başka alem. Referandumla ilgili yaptığı mitinglerde işi gücü Başbakan Tayyip Erdoğan'la uğraşmak. Yapılacak referandumun niteliği, niceliği, içeriği noktasında halkı bilgilendirmek yerine, "Toptan Tayyip Erdoğan" karşıtlığı üzerine referandum fikriyatını oturtmuş durumda.

Dikkatinizi çekiyor mu bilmem? Türkiye böylesine önemli bir referanduma giderken, televizyon ekranlarında da bu referandumun içeriği ve önemiyle ilgili olarak halkımızı enforme edecek hiçbir kanal, hiçbir program, hiçbir tartışma yok.

Bir zamanlar televizyonlarımızda gece yarılarına kadar izlenen, seyredilen insanların bilgilendikleri tartışma programları olurdu. Teke Tek, Siyaset Meydanı, Ateş Hattı gibi. Bu programların formatları çok farklıydı ama, eninde sonunda izleyenlere bir şeyler aktarmaya çalışan programlardı. Sadece Reha Muhtar'ın yaptığı Ateş Hattı programı reytinge oynayan ve ekran başına getirdiği kerli ferli adamları horoz döğüşü yaptıran bir programdı. Şimdi diğerlerini boşverdik, Ateş Hattı'nı bile arar hale geldik.

Anayasa değişiklikleri ve referandum süreciyle ilgili olarak tematik kanallarda parça parça, bölük pörçük programlar izlemekteyiz. Ama, paketin bütünüyle ilgili olarak bilgi sahibi olmaktan yoksun milletimizin bu tartışmalardan kendisine faydalı olacak bir bilgi kırıntısı çıkarabildiğinden emin değiliz.

Anayasa değişikliğiyle ilgili referandum süreci, bizlere çok önemli bir şeyi hatırlatmış oluyor: Türkiye'de siyasetin kör döğüşü zihniyetiyle yapıldığı. Halkın her halükarda birer oy deposu olarak görüldüğü. Hiç bilmediği mecralarda koyun gibi sağa sola yönlendirilebildiği.

Bu durum, "Biz sizin efendiniziz, biz ne dersek o olur", "Biz devletin başındayız, biz yönetiriz siz yönetilirsinizi" zihniyetinin tezahürü olarak karşımıza çıkan anlayıştır.

Ne diyordu şair, "Koyun gibisin kardeşim, sallayıverince celep sopasını katılıverirsin sürüye"

İnsanlar bir şeylerin peşine gidiyorlar ama, neyin peşine gittiklerinin farkında değiller. Zira, gerek iktidar gerekse muhalefet açısından milleti enforme edecek tüm kanallar bilerek, kasti şekilde tıkanmış durumda.

Bilgi kaynaklarının tıkandığı ve üzerinin örtüldüğü bir ortamda, ortaya çıkacak sonuç da her iki cenah açısından da çok sağlıklı olmayacaktır.