Bu Gün Yaşadıklarımıza 14 Yıl Önce Kim İnanırdı?

Lütfi AYHAN

                İnsan oğlu nisyan ile maluldur. Bu sebeple bizler ara sıra gerek yakın gerekse uzak tarihe dönüp bir bakmalıyız. Böylece dünü bu günle kıyaslamış, mazinin şartları ile bu günün imkanlarını tartmış, nerden nereye geldiğimizi  anlamış oluruz.

                2014 Yılının bu ilk ayından gerilere doğru gidelim, mesela 2000’ lere varalım. Hayatımızda neler değişmiş bir bakalım: O yıllar da Türkiyede birileri tarafından 1000 yıl sürecek denilen 28 şubat ikliminin dondurucu  poyrazları esmeye , 28 Şubat 97’ de ekilen  zulüm ekinleri başak vermeye devam ediyordu. Bu yıllarda Türkiyede yönetimde tarihte “karaoğlan” lakabıyla anılan, fakat o yıllarda  hastalıklı halinden dolayı halk arasında başka unvanlarla anılmaya başlanan Ecevit ve hükümeti vardı. O Ecevit ki TBMM’ inden halkın oyu ile seçilmiş Merve Kavakçı Hanımı büyük bir kahramanlık ve cesaret! Örneği göstererek çıkartmış, İHL lerin orta kısımlarını kapatmış, katsayı meselesi yüzünden başta İHL ler olmak üzere meslek liseleri kapanma noktasına gelmiş, üniversitelerdeki kızların  bile  başları açılmış,  bu yüzden on binlerce öğrenci ya okulunu terketmiş ya başını açmış, ya da yutdışına okumaya gitmişti.  Bankalar batmış, bir gecede milyarlarca dolar el değiştirmiş, Döviz fırlamış, faizlerler gecelik yüzde 5000’ leri görmüş… Çaresiz kalan hükümet ve Karaoğlan yurt dışından Kemal Derviş’i ithal etmek zorunda kalmışdı. Memur maaşları  ödenememe noktasına gelmiş, devlet gelirlerinin yüzde 85’ i faizlere gider olmuştu. O günlerin en büyük tehlikesi tabi ki  irtica idi.

                 Bırakın siyasetçileri, bürokratları, askerleri, memurları, büyük firmaları, köfteciler bile “yeşil sermaye” yaftası ile fişlenmişti.  Bu günün devrimci başbakanı Recep Tayyip Erdoğan okuduğu şiir yüzünden girdiği hapisten yeni çıkmış, yeni bir çıkış yolu aramak üzere çalışmalara girişmişti. Paramız 6 sıfırla dünya şampiyonu, enflasyonumuz yüzde 65 ler seviyesinde ilk 5 ülke içerisinde bayrak dalgalandırıyordu. Hızlı Tren, Mavi Tünel, Marmaray bir hayal, baş örtüsü meselesinin çözümü bir rüya idi.  O günlerde anneler,  hanımı baş örtülü olan bakan, başbakan hele de Cumhurbaşkanı düşünecek kadar hayali geniş baba yiğitleri henüz doğurmamıştı! Çünkü Bu günün eşi başörtülü Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, o günlerde hanımını başörtülü bir halde imtihan salonuna koyabilme  çabasında idi.

                  Marmaray, 15 bin km duble yol, Hızlı Tren, Bolu Tüneli ve tüneller, terörü bitirme, kanı durdurma, kardeşliği tesis etme,  yüzlerce baraj yapma, Kürtçe Tv açılması, fakir fukaranın bile uçağa biner hale gelmesi…Hele  de askeri vesayetin bitirilmesi, hayal ötesi ütopik  düşüncelerdi.

                                               Nereden Nereye Değil mi?

                Ya bu gün? Yıllardır çözülemeyen baş örtüsü meselesi halledilmiş, hem de sadece okullarda değil tüm kamu ve özel alanlarında. Mecliste başörtülü vekiller var bu gün. Sadece İHL’ler açılmakla kalmamış tüm okullarda seçmeli ders olarak Kuran, Siyer, Arapça, Osmanlıca dersleri konulmuş. Kat sayı meselesi halledilmiş, MEB’in temel amaçları değiştirilmiş, bırakın Kürtçe yasağını terörist başı ile anlaşılarak pkk meselesi bile bitme noktasına getirilmiş. Yıllardır dökülen kardeş kanı (şimdilik de olsa) durmuş, Kuzey Irak yerel hükümeti ile anlaşılarak  Petrolleri Ceyhandan akmaya başlamak üzere. 3. Köprü, 3. Hava alanı, Kanal İstanbul, nükleer santral  projeleri ya başlamış ya da başlamak üzere. Doktora, ilaca  ulaşım kolaylaşmış. Ve en önemli değişiklik, o gün siyasi kavga "sağ" ile "sol" veya "dindarlarla" "laikler" arasında yapılırken bu gün maalesef muhafazakarların desteği ile iktidar olan bir parti ile, muhafazakar bir cemaat arasında! Nerdeeen nereye değil mi?

                         

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.