Bütün Kavimlerin Mensuplarına AÇIK MEKTUP

xxx43

Türkün, Kürdün, Lazın, Arnavutun, Tatarın, Boşnağın ve ülkemizdeki diğer kavimlerin kurtuluşu ancak İslam ile olur. İslamsız kurtuluş olmaz.

İslamsız refah olabilir, zenginlik olabilir, eğitim ve okumuşluk olabilir, teknik bakımından üstünlük olabilir, konfor olabilir ama İslamsız kurtuluş olmaz.

Ben, bir Müslüman olarak, kurtuluş konusunda ancakböyle düşünür ve yazabilirim. İslamsız kurtuluş olur dersem dinime ihanet etmiş, kendimi inkâr etmiş olurum.

Yukarıda yazdıklarıma itiraz edeceklerdir. Tabiî edecekler. Bir Sabataycı kurtuluşu Sabatay Sevi'nin peşinden gitmekte görür.

Militan bir ateiste göre, İslam kurtarmaz batırır.

Bir Hıristiyana göre kurtuluş bağlı olduğu kilisenin (binden fazla kilise ve sekt vardır) inanç ve öğretilerine bağlı kalmakla mümkündür.

Yeni çıkan Diyalog cereyanına göre İslam'ın dışında da kurtuluş vardır. Onlara göre, Ehl-i Kitab da kurtuluş ve Cennet ehlidir. Ben bir Ehl-i Sünnet ve Cadde-i Kübra Müslümanı olarak onların bu çok yanlış inancını kabul etmem.

Türkiye Türkleri, Türkiye Kürtleri, Türkiyedeki Çerkesler, Gürcüler, Lazlar, Tatarlar, Boşnaklar ve diğer akvam İslam'dan başka kurtuluş yolu aramasınlar. Çünkü İslam'ın dışında kurtuluş yoktur.

Atatürkçülük veya Kemalizm, Mustafa Kemal paşanın ölümünden sonra çıkartılmış bir ideolojidir. Onda uluhiyet, ahiret hükümleri yoktur. Hattâ o bir ideoloji bile değildir. Bazı slogan, vecize, tabulardan ibarettir. Onunla necat olmaz, ebedî saadet olmaz.

Asıl ismini gizleyerek, Tekin Alp takma adıyla Türkçülük kitapları yazan Yahudi Moiz Kohen'in doktrini veya ideolojisiyle Türkler, kurtulmak bir tarafa büsbütün batarlar.

Evet kurtuluş, izzet, ebedî mutluluk İslamdadır, Kur'andadır, Hz.Muhammed'in (salat ve selam olsun ona) izinden gitmektedir.

Başta Türkler ve Kürtler olmak üzere bu memlekette yaşayan yetmiş seksen çeşit kavim İslam'ı doğru şekilde anlar ve yorumlar, dosdoğru şekilde hayata uygularsa bu ülke adalet, güvenlik, insaf, kardeşlik, yardım ve paylaşım, hukuk önünde eşitlik nurlarıyla apaydın olacaktır.

Bir ülkede, bir toplumda aslında uygun, gerçek İslamî uygulama olursa orada başta hırsızlık olmak üzere suçlar asgarî (en az) seviyeye iner. Can, mal, ırz, nesep, din ve inanç hürriyeti olur. Suç işlemeyen insanlar korkusuz yaşar. Kimse aç ve sefil kalmaz. Kadınlar seks aleti seviyesine düşürülmez.

Sahte bir İslamcılık perdesi altında din sömürüsü yapılır, din hükümleri ve din ahlakı ayaklar altına alınırsa kurtuluş olmaz; batış, çözülüş, yıkılış olur.

Gerçek İslam zulme, haksızlığa, fakirlerin ve düşkünlerin ezilmesine, saçı bitmedik yetimlerin haklarının yenmesine, beytülmalin hortumlanmasına, gayr-i meşru rant ve gelirlere, faiz ve ribanın her türlüsüne, resmî vesikalara Müslüman kadınlara KDV'li fuhuş yaptırılmasına, birtakım eşkiyanın kara para zengini olmasına, lükse ve israfa, aşırı tüketime, aşırı konfora, ihalelere fesat karıştırılmasına, gayr-i meşru komisyonlara, nepotizme asla izin vermez.

Bu memlekette gerçek İslam ahlakı ve ahkamı hakim olursa, ihtiyar bir kadın Ankara'dan İstanbul'a, yanında altın dolu bir çanta ile tek başına seyahat edebilir, kimse yan gözle bile bakmaz ve bakamaz.

Türk kardeşlerime, Kürt kardeşlerime, Çerkes, Laz, Arnavut, Tatar ve Boşnak kardeşlerime, bu memlekette birlikte yaşadığımız bütün kavimlere mensup kardeşlerime sesleniyorum: İslam'dan başka kurtuluş aramayın, emekleriniz, arayışınız boşa gider, çünkü İslam'ın dışında kurtuluş yoktur.

Bütün gücünüzle İslam'a sarılın. Hangi İslam'a? Aslına uygun, Allahın rızasına, Peygamberin Sünnetine uygun gerçek İslam... Kur'ana, Sünnete, icmâ-i ümmete uygun İslam. Peygamberin (Salat ve selam olsun ona), Selef-i Sâlihîn'in İslam'ı; Abdülkadir Geylanî'nin, Ahmed er-Rufaî'nin, Şah Nakşibend'in, Hasan Şazelî'nin, Mevlana Celaleddin Rumî'nin ve emsali din ulularının İslam'ı...

İslam'ın yanlış ve aykırı yorumlarına takılır kalırsanız, çıkmaz sokaklara girmiş olursunuz.

Boşuna araştırmayınız, Şeriat-ı Garra-i Ahmediyyeden başka necat, i'tilâ, izzet ve selamet yolu bulamazsınız.

Selam ve hürmetlerimle.

* (İkinci yazı)

Nasıl İntikam Almalılar?

BAŞÖRTÜLÜ Müslüman kızlar son yıllarda çok zulme uğradılar, çok acılar çektiler. Onların en temel insan hakları çiğnendi. Kendi vatanlarında ikinci sınıf vatandaş, sömürge yerlisi, parya, zenci muamelesi gördüler. Tahsil yapma hakları çiğnendi. Dinlerine ve inançlarına göre yaşamak ve giyinmek hakları hiçe sayıldı.

Başörtülü kızlar çok ağladı, çok süründü, maddî ve mânevî zarara uğradı. Perişan oldular.

Onlara tavsiye ediyorum:

Kendilerine bu zulümleri yapanlardan sıradan intikamlar almasınlar. Hakerete hakaretle, zulme zulümle karşılık vermesinler. Onlar, zâlimlerden ahsenü'l-intikam alsınlar, yani intikamın en iyisini, güzelini, hayırlısını...

Neler yapsınlar?

Gece gündüz çalışarak çok başarılı öğrenciler olsunlar. Sınıf birincileri, sınıfın en başarılı başörtülü öğrenciler içinden çıksın. Maaşı çok düşük ama asistan olsunlar, ileride profesör olsunlar. Sabataycıları kültürde geri bıraksınlar.

Kriptolara nal toplatsınlar.

Türkan Saylancılar gibi olmasınlar.

İnançta, hizmette, fazilette, mürüvvette Hz.Hatice, Hz. Fâtımatü'z-Zehra, Hz. Âişe, Hz. Zeynep, Ezvac-ı Tâhirat ve büyük İslam hanımları gibi olsunlar.

Ehl-i dünya olmasınlar, âhirete, dine, hizmete yönelik olsunlar.

Bezmiâlem Vâlide Sultan gibi hayırsever olsunlar.

Râbıa el-Adeviye'nin izinden gitsinler. Dünya kadınlığına örnek olsunlar.

Ahsenü'l-intikam bu saydıklarımla alınır.

Niyetleri hâlis olsun.

Çektikleri onlara kefaret ve sevap olsun.

Allah onlara bol ecir versin.

Allah'ın izniyle Resul-i Kibriya aleyhi ekmelüttahaya Efendimizin şefaatine nâil ve ebedî mutluluk yurdu Cennet'e dâhil olsunlar.