Çanakkale Ruhu Günümüz Türkiye’si İçin Koz Olmalıdır

Demliyazılar

Dur yolcu, bilmeden gelip bastığın,
Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.
Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın,
Bir vatan kalbinin attığı yerdir!.
Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda,
Gördüğün bu tümsek Anadolu'nda
İstiklal uğrunda, namus yolunda,
Can veren Mehmed'in yattığı yerdir!

Merhum Necmettin Halil Onan’a ait bu dizeleri okuduğumda tüylerim diken diken olmakta.

İki yüz elli bin Mehmed’imizin şehid olduğu kutsal bir yerdir Çanakkale.

Orada bir millet savaşmadı aslında, bir ümmet savaştı.

Medine’den, Üsküp’ten, Gazze’den, Diyarbakır’dan, Manisa’dan, Bosna’dan, Musul’dan, Kastamonu’dan ve birçok yerden Müslümanlar savaştı.

Altı yüz yıldır ayakta duran Osmanlı II. Abdülhamid’in tahttan indirilişinden sonra İttihat ve Terakkiperverlerin dış güdümlü oyunları yüzünden kendimizi birden I. Dünya Savaşının içinde bulduk.

Hiçbir zaman savaş galip gelen için de mağlup olan için de kazanç değildir.

Çünkü tüm savaşlarda hep yıkım vardır, ölüm vardır, tökezleme vardır.

Biz öyle bir ümmetiz ki, savaşlarda bile merhametin zirvesine çıkmışızdır.

Kana kan, cana can mücadele ederken bile düşmanımıza şefkatle yaklaşmışızdır.

Hep yabancı tarih bizi barbar olarak nitelendirmiştir.

Ama bilmiyorlar ki, onlar Çanakkale’de kafesin içine koydukları Osmanlıları canlı canlı yakarken, biz onların esirlerine esir değil emanet gözüyle bakmışızdır.

Yine bilmiyorlar ki, onlar Çanakkale’de hastanelerimizi bile bile bombalarken, biz onların yaralı askerlerini sırtımızda taşımışızdır.

Buna rağmen biz yine barbar oluyoruz.

Heyhat ki, heyhat..!

Ne güzel ifade etmiş Üstad Merhum Mehmed Akif Ersoy;

Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar

Kimi batılı tarihçiler bizleri hep savaşan, kan akıtan, kültürden uzak bir millet olarak nitelendirmiş.

Evet, o barbar nitelendirdikleri millet kuşlar susuz kalmasın diye suluk yaparken, onlar ise arenalarda insanları aslanların önüne atıp paramparça yapıyorlardı.

Asıl onlar barbar, asıl onlar medeniyetten uzak.

Çanakkale bize her şeyi anlatıyor. Batılıların ne kadar barbar, ne kadar canavar, ne kadar bencil olduğunu bütün dünya gördü.

Onlar Çanakkale Savaşlarında askerlerimize dalga geçer gibi çikolata atarken bizimkiler ise ekmek atıyorlardı.

Bizim kültürümüzde hiç bir şey karşılıksız değildir.

Medeniyet yoksulu Batı bunu Çanakkale Savaşında bizden öğrendi.

Çanakkale Savaşıyla ilgili olarak şu hikâyeyi bir kez daha hatırlayalım.

Çanakkale Harbinde Saka Mehmet diye bir askerimiz vardır. O eşeğiyle her gün askerlere su taşırmış.

Bir akşama doğru eşeğinin sırtındaki tüm kırbalarını doldurmuş cephedeki Osmanlı askerine su götürecekken yolunu kaybetmiş ve İngilizlerin olduğu yöne doğru gitmiş.

İngiliz askerleri ona silahlarını doğrulturken Saka Mehmet de uyanıklık yaparak “Komutan, komutan!”diye bağırır.

İngiliz askerleri düşünür ki, bu asker komutanın yanına gidecek. Onu İngiliz komutanının huzuruna çıkartırlar. Saka Mehmet komutana; “Bu su size kumandanımın hediyesi” der.

İngiliz komutan buna çok memnun kalır ve askerlerine bu gece Saka Mehmet’in orada ağırlanmasını ister.

Saka Mehmet aylardır rahat bir yatak yüzü görmemişken o gece rahat rahat uyur.

Ertesi sabah kalktığında İngilizler onun eşeğine tıka basa çikolata doldurup gönderirler.

Yola koyulup birliğine varınca ondan ümidini kesmiş arkadaşları sevinçle onun nerede kaldığını sorarlar;

Saka Mehmetde;

- Gardaşlar kusura bakmayın dün size su getiremedim ama elin gavurundan bol bol bunları getirdim, diyerek çikolataları dağıtır.

 

***

Çanakkale aslında bir silkiniş, bir diriliştir bu ümmet için.

Ancak bu diriliş bize hep Batılı gözüyle gösterildiğinden biz hakkıyla anlamamışız.

Tarihe çoğunlukla Batı’nın gözüyle bakmışız.

Konferansına gittiğim Talha Uğurluel Hoca da bu gerçeklere dikkat çekiyor ve artık gerçek tarihin öğretilmesi için her türlü çabanın sarf edildiğini söylüyordu.

Kendisi de gerçek tarihin öğretilmesi konusunda ümitvar.

Her gittiği yerde verdiği konferanslarda onu dinleyen gençlerin sayısı azımsanmayacak kadar çokmuş.

Kendisi başından geçen bir olayı anlattı..

Çanakkale’de rehberlik yaparken bir grup ilkokul öğrencisi gelmiş. Çanakkale’de kullanılan mermilerin satıldığı bir dükkânın önündeyken o ilkokul öğrencilerinden biri daha güzel görünüşlü İngiliz kurşunu yerine paslı, topraklı ve sıradan Osmanlı kurşunlarından avuçlayarak satın almak istemiş..

Talha Hoca o minicik öğrenciye;

-Neden daha güzel görünüşlü diğer mermilerden almadın,diye sorarken onun verdiği cevap ne kadar da ibret verici;

-Ben bu mermileri satın alarak arkadaşlarıma, aileme bunlar benim atalarımın vuruştuğu mermiler diyeceğim ve bunu boynuma asacağım..!

Ne kadar etkileyici bir cevap.

Bizim nesil hep yalan yanlış tarihle büyütüldü. Artık bundan sonraki nesiller gerçek tarihle yüzleşecekler. Onlar atalarını bizden daha iyi tanısınlar ve vatanımıza sahip çıksınlar.

Hangi yaştan olursak olalım böylesine aydınlatıcı konferanslar kaçırılmamalı. Tarihi biz senaryolarda, fantastik tarihi romanlarda veya dizilerde değil gerçek kaynaklarından öğrenmeliyiz.

Buradan gece gündüz demeden bu bilinci bize yerleştirmeye çalışan Sanat Tarihçisi Talha Hocamıza ve bu ve bunun gibi konferansları düzenleyen Fatih Belediyesi’ne şükranlarımı sunarım.

Son olarak da şunu ifade etmek istiyorum; eğer tarihi bilincimizi geliştirmek istiyorsak öncelikle Çanakkale Savaşlarını ve Çanakkale ruhunu çok iyi anlamalıyız.

Ve unutmamalıyız ki, Çanakkale Ruhu bizim için çok büyük bir değerdir.

Doksansekiz yıl önce Medineliyi, Gazzeliyi, Üsküplüyü, Diyarbakırlıyı, Manisalıyı, Bosnalıyı, Kastamonuluyu ve Musulluyu bir araya getirdiysek yine getirebiliriz.

Yeter ki, Çanakkale ruhu tüm gönüllere nakşedilsin..!

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (3)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.