CHP'nin kısır döngüsü

xxx78

Ülkemizin en eski partisi CHP dünden itibaren yeni bir yönetime sahip: Kemal Kılıçdaroğlu kendi eliyle hazırladığı parti yönetimi listesini Kurultay'a da tasdik ettirdi. Hemen her Kurultay sonrasında çok büyük bir bölümü yeniden seçilirdi parti yöneticilerinin, bu defa eskilerden pek azı yönetime girebildi. CHP'yi yönetecek yeni yüzler arasında üniversite öğretim üyeleri, işadamları, gazeteciler ve özellikle kadınlar dikkat çekiyor.

CHP'nin yönetim tablosuna baktığımızda, ilk fark edilen, vitrinin büyük çapta yenilendiğidir. Yeni yönetim, herhalde, tabanı da yenileyip çeşitlendirmeyi kendisine hedef olarak seçecektir.

Bizde partiler kendilerini yenilemeyi bilmiyorlar; tam tersine, yürürlükteki hukukun oluşturduğu parti sistemi, yönetimi eline geçirenin bir daha işbaşından asla gitmeyeceği mekanizmalar ve kurallardan oluşuyor. Kurultay'a da yansıyan 'yaşlılık' görüntüsünün sebebi buydu. Beklenen, parti yönetimlerinin kendilerini zamanın tahribatı karşısında koruma altına alması ve gerektiğinde değişmesidir.

Tahribatı önleyemediği, değişemediği halde işbaşında kalmaya devam edenin âkıbetini CHP'de bir hafta içerisinde yaşananlarda ve Deniz Baykal'ın gidişinde gördük. Yıllardır istenilip de yapılamayanı gerçekleştirmek için bir 'kaset' yetti.

Kemal Kılıçdaroğlu'nun Kurultay performansı ve birkaç gündür vermekte olduğu mesajlar tatmin edici değil; 'CHP-yanlısı medya'nın canhıraş çabaları bile bu gerçeği gözlerden saklamaya yetmedi, yetmiyor. Kurultay giysisi ve söylemi çok 'yerel' bir görüntü vermesine yol açtı Kılıçdaroğlu'nun; zihinleri 1970'lere taşıyarak zamanda geriye doğru bir yolculuk yaptırdı. Oysa CHP'nin, zamanın ruhunu kavradığını gösteren ve gelecek vizyonu sergileyen yeni bir konuşlandırmaya ihtiyacı var.

Parti yönetimine seçilen kadro, hiç değilse yeni yüzler, bunu başarmayı sağlayabilir.

Bileğini kessen "CHP'li" diye kan akan türden kemikleşmiş bir seçmeni var CHP'nin; Anadolu'nun dört bir tarafında eba ebcet "CHP'li" bilinen aileler bunlar. 1999 seçiminde baraja takılan CHP'nin aldığı yüzde 10'un hemen altındaki oy oranı bu tür seçmene ait... Ak Parti'nin yükselişi, Deniz Baykal ve arkadaşlarının son yıllarda izledikleri Ak Parti karşıtı politikalar ile CHP'li medyanın 'yaşam tarzı' ve 'lâiklik' konusunu sürekli tartışılır tutması, farklı bir seçmen kitlesini daha CHP'de bloklaştırdı. Bu da yüzde 10 ilâ 15 arasında bir seçmene tekabül ediyor.

Yüzde 10 kemikleşmiş oy ile yüzde 15 kadar olduğu anlaşılan 'yaşam tarzının tehdit altına düştüğü' kanaatiyle hareketlenenler CHP'nin Deniz Baykal'la yaklaştığı yüzde 25 oyu teşkil ediyor.

Ne yaparsa yapsın, Deniz Baykal yüzde 25'e yaklaşan oyu daha fazla artıramıyordu. CHP'nin yeni yönetimi eğer gerçekten 'iktidar' olmayı hedefliyorsa, bu kısır döngüyü kırmak ve kendisini daha geniş kitlelere munis göstermek zorunda.

Bülent Ecevit bunu 1970'lerde yapmayı başarmış, ancak sonrasını getirememişti.

Sorun, geniş yığınlara açılmak için 'şart' olan politik çizginin iki kademeli oy tabanını ürkütebilecek olması... CHP'nin geçmişini sorgulaması ve belli konularda 'açılım' yapması yüzde 10 kemikleşmiş oyun sahiplerini, demokratik hak ve özgürlükler yolunda adımlar atması ise yüzde 15'e kadar varan 'yaşam tarzı' hassasiyeti olan kesimleri ürkütebilir. Yeni liderin doğuştan edindiği kişilik özelliklerinde geniş kitleleri tereddüde sevk edecek noktalar olduğu da unutulmamalı.