CHP'nin “siyasi simge” takmış yeni üyeleri!

xxx444

Deniz Baykal, İstanbul-Sultangazi'de “başörtülü, türbanlı ve dahi çarşaflı” kadınları CHP'ye üye yaptı, parti rozeti taktı.

CHP lideri, örtülü kadınların “AKP'ye mahkumiyet zincirlerini kırdıklarını” öne sürerken şöyle dedi:

“-Öyle bir kanı var ki, sanki örtünen kadınlarımız AKP'li olmaya mecburlar. Oysa, öyle bir şey yok.”

Peki, Baykal'ın sözünü ettiği “algı” kimin imalatı?

Halkının değer yargılarıyla arasına ısrarla ve inatla mesafe koyan “katı laikçi” CHP zihniyetinin değil mi?

*

Baykal, partisine “çarşaflı, türbanlı, başörtülü katılımları” savunurken döktürüyor:

“-İnsanların giyim kuşamıyla ilgili değiliz…

-Kıyafetleri nedeniyle insanları ayıramayız…

-Hiç kimseyi kıyafetleri nedeniyle yargılayamayız. Herkes eşittir.”

Bugüne kadar örtülü kadınlara “ikinci sınıf insan” muamelesi yapan CHP sözcüleri değil miydi?

CHP liderinin herkesin eşit olduğunu “öğleden sonra günaydın” vaziyetine rağmen hatırlamış olması yine de bir aşamadır!

Ama, unutmayalım -bir çiçekle bahar gelmez.

CHP'nin “son açılımı” yerel seçimler öncesinde göstermelik bir resim vermekten mi ibaret?

Yoksa, Baykal partisinin “katı laikçi” çizgisini değiştirmeye mi niyetleniyor?

Test edilecek olan “yaman hadise” budur…

*

Bakınız, CHP liderinin “inandırıcılık” gibi çok ciddi bir sorunu var.

Baykal, 2002 seçimlerinden önce türbanlılardan “oy” istemişti:

Milliyet'ten Fikret Bila'ya konuştuklarına bakılırsa “o günleri hatırladığı” anlaşılıyor!

Bir buçuk yıl kadar sürebilen “Anadolu Solu” açılımı günlerinde kamuoyuna açıkça söylememişti; ancak özel sohbetlerimizde “Üniversitelerde türban yasağına karşı olduğunu” özenle vurguluyordu; Deniz Bey…

2002 seçimlerinin üzerinden bir yıl geçmişti ki, bu defa “Üniversitelerde yasak kalkarsa, 10-15 yıl içinde Türkiye'de başı kapalı olanların sayısı açık olanların sayısını geçer. Ciddi endişe duyuyorum!” diyerek “yüz seksen derecelik bir dönüşe” imza atıyordu, CHP lideri!

Sonraki beş yılda -üniversitelerdeki türban yasağını canla başla destekleyen; yasağı kaldırmaya yönelik anayasa değişikliğini koşar adım AYM'ye götüren ve AYM'nin iptal kararını sahiplenen; artı “Çankaya'da türbanlı first leydi olmaz” diye bas bas bağıran bir CHP izledik.

*

Baykal'ın parti rozeti taktığı türbanlı, başörtülü ve dahi çarşaflı kadınlardan herhangi biri CHP'den milletvekili olmak isterse Baykal onlara ne diyecek?

O “CHP üyesi” kadınlardan herhangi birinin başı kapalı evladı üniversitede “kıyafetine karışılmaksızın” okumak istediğini söylerse Baykal ne yapacak?

-CHP liderinin “herkes eşittir” söylemi anında çöpe gidiverecek!

Baykal, işte bu noktada ezberi bozmak zorundadır.

“Cumhuriyet -Ne Olur- Halk Seçmesin Partisi!”nin “halkla gerçek manada kucaklaşabilmesi” için yapması gerekenler bellidir…

CHP'nin Sultangazi'de verdiği tek kare resmi “sahici bir çizgi”ye dönüştürmesi şarttır.

(Necla Arat gibi kimi vekiller anında “Tabanımızdan tepki geldi” diyerek feryat etmeye başladılar!)

Dönüştür(e)mezse ne mi olur?

Baykal'ın sözünü ettiği “açılım” yani o Sultangazi Fotoğrafı; seçim yatırımından ibaret kalmış olur, “Siyasi Tarihimizde Oy Avcılığı Kapsamında Yapılmış Cinlikler” çöplüğündeki yerini alır!