Cumhurbaşkanı ile Bakü yolunda

xxx78

AZERBEYCAN

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül hayli zaman önce verdiği "Ülkede iyi şeyler olacak" mesajını takiben 'Kürt sorunu' diye de adlandırılan konuyla ilgili gelinen noktadan fazla memnun değil; ancak umutsuz olduğu da söylenemez. Türkiye'nin 'güçlü bir ülke' halini alması için sorunlarını geride bırakması gerektiğine inanıyor ve en önemsediği konu da bu. "Fırsat bence devam ediyor" dedi bize ve ekledi: "Sun'i biçimde birbirine yapıştırılmış insanlar olsaydık, 'tutkal çürüdü de dağıldık' derdik; durum hiç de öyle değil..."

Azerbaycan Cumhuriyeti'ni ziyarete giderken gezisini izleyen basın mensuplarıyla hemen her konuyu kapsayan geniş bir söyleşi yaptı Cumhurbaşkanı Gül. Türkiye'nin önünü kesen sorunların ortadan kalkması için herkesin samimi gayret göstermesi gerektiğine inanıyor Cumhurbaşkanı; kendi üzerine düşenleri her zeminde yerinde getirdiğini söylüyor. İlgili herkesle konuşuyor, konuşulanları dinliyor, yazılanları okuyormuş.

IRA'nın İngiltere'de, ETA'nın İspanya'da sürdürdüğü teröre son verme sürecinde bazı gizli temaslar yaşandığını hatırlatan bir soru üzerine, "Devlet teröristle masaya oturmaz, pazarlık yapmaz" dedi keskin bir ifadeyle. Aynı bağlamda "Terörü bitirmek için ne yapılacağını devletin kurumları bilir ve yerine getirirler" cümlesi de yine ona ait.

Sürecin beklediği gibi gitmediği görüntüsüne fazla önem vermediği anlaşılıyor. Dediği şu: "Gergef işler gibi işlemek gerekiyor, buna rağmen bazen işler kontrolden çıkabiliyor. Önemli olan herkesin ateşi söndürmeye koşması, ateşin üzerine körükle gitmek marifet değil. Terörün ülke gündeminden çıkması durumunda Türkiye daha kolay modern dünyanın üyesi haline gelir, önemiyle bir imparatorluk gibi olur."

Bugünün dünyasında silâhla ve silâhlı mücadeleyle bir yere varılamayacağı görüşünü de tekrarladı Cumhurbaşkanı...

Şehit aileleriyle birlikte katıldığı Dolmabahçe iftarı kendisini çok etkilemiş. Ülkenin dört bir tarafından İstanbul'a gelen şehit aileleri duygularını ve taleplerini masalara yerleştirilmiş Köşk bürokratlarına aktarmışlar, onlar da Cumhurbaşkanı Gül'e; edindiği izlenimlerin üzerindeki etkisi bizlerle konuşurken bile belli oluyordu.

Teröre karşı verilen mücadelede tavsama olmasını istemiyor. Terör bölgesi üzerinde uçan insansız uçakların (Heron'lar) sağladığı istihbaratın yanlış kullanıldığı, bazı subayların PKK'lıları kolladığı yolundaki haberlerden rahatsızlığını dile getirdi. "Merak edilmesin" dedi, "Kamuoyunda bir şey konuşuluyor ve tartışılıyorsa onu derhal inceletiyoruz. Ancak terörle mücadele devam ederken kendi silâhlı gücümüzün, Emniyet teşkilâtımızın mücadele azmini sarsmamalıyız. Yanlış yapan varsa sorumlusu ayıklanmalı."

Yola çıktığımız gün, Financial Times gazetesindeki bir değerlendirmede, ABD Başkanı Barack Obama'nın Başbakan Tayyip Erdoğan'la konuşurken Türkiye'nin bazı politikaları yüzünden silâh temininde sıkıntı yaşayabileceği uyarısında bulunduğu kulis bilgisi yer alıyordu. Cumhurbaşkanı Gül, "Devletin adına yapılan temaslar ve görüşmelerin raporları bana geliyor; hiçbirinde böyle bir konuyla karşılaşmadım" dedikten sonra şunları ekledi: "Türkiye'nin bir yetkilisiyle görüşen bir yabancı lider 'uyarı' üslubuyla konuşmaz. Herkes görüşünü söyler, bizler de söyleriz. Görüşler bazen farklı olur, ama farklı görüşteyiz diye kimse üslubunu bozmaz."

Ve şu sözler: "Bazı ülkeler belki de hayli zamandır karşılarında alışık olmadıkları bir Türkiye gördükleri için rahatsızlık duyuyorlardır. Türkiye bugün dünya barışı için katkı sağlıyor. Bazılarına bu sürpriz gelebilir, 'siz de çok oluyorsunuz' diyebilirler. Oysa biz her zaman aramızdaki 'ortak değerler' konusuna vurgu yapıyoruz."