Darbe dönemi bittiyse koalisyonlar istikrarsızlık getirmez

xxx135

İktidarın en çok övündüğü, toplumun büyük bir bölümünün de takdirle karşıladığı bazı gelişmeler var ki, buna bakınca artık darbeler döneminin sona erdiği, siyasete siyaset dışı güçlerin müdahale ve yönlendirmesi döneminin son bulduğu sanılıyor. İktidar partisi sözcüleri de darbeler döneminin son bulduğunu, artık darbe olmayacağı üzerinde ısrarla duruyorlar. Böyle bir durumun ortaya çıkmasını ve bunun kalıcı olmasını yürekten destekleyenlerdeniz. Ve gerçekten artık sivil iradeye müdahalenin son bulmasını, bunun ülkemiz huzuru ve özgürlükler içinde bir zaruret olduğunu düşünüyoruz.

Bu köşede iktidarın söylediklerini doğru kabul ettiğimiz içinde seçim ittifaklarının bir yasal zemine kavuşturulmasını, koalisyonların ise daha seçimler öncesi topluma duyurulmasını istiyoruz. Seçimde eşitliğin ve adaletin sağlanabilmesi için seçim barajının indirilmesi gerektiğini savunuyoruz. Buna karşılık iktidar partisi ısrarla seçim barajının indirilmesinin söz konusu olmadığını, barajın indirilmesinin koalisyonlar döneminin geri gelmesi, bunun da siyasi istikrarsızlık anlamına geldiğini ileri sürüyor.

Geçmişte koalisyonların uzun süreli olmadığını gördük. Sadece işin bu yönüne bakarak iktidar sözcülerinin söylediklerini doğru kabul etmek mümkündür. Ancak, istikrarsızlığın tek sebebini koalisyonlara bağlamak, koalisyonlar sebebiyle hükumet istikrarsızlığının gündeme geldiğini söylemek olayın sadece bir yüzüne bakmak anlamına gelir. Çünkü, koalisyon hükumetlerinin en azından bir kanadına siyaset dışı baskılar sebebiyle koalisyonlar uzun ömürlü olmuyordu. Buna birde halkın oyları ile iktidara gelme ümidini yitirmiş siyasi kadroların katkısı eklendiğinde tek parti iktidarları bile siyasi istikrar için yeterli olmuyordu.

Gelinen noktada eğer siyasete siyaset dışı güçlerin, asker-bürokrat ve bazı üniversite öğretim üyelerinin oluşturduğu ittifak bu ülkede sürekli olarak kendi düşünceleri doğrultusunda iktidarların iş başında olmasını istemişler, sandıktan aksi çıktığı takdirde hemen harekete geçmişlerdir. Olaylar başlamış, iktidar zorlanmaya, hatta darbe geliyor çığlıkları ile bazı iktidar partisi mensupları korkutulmaya çalışılmıştır. Bununla da yetinilmemiş bazı parlamenterlere açılan telefonlarla bazen tehdit, bazen şantaj yoluyla baskı altına alınmıştır. O yapı içinde aslında istikrarın tek şartı kalıyordu o da sözünü ettiğimiz çevrelerin arzularına uygun bir iktidarın teşekkül etmesi. Böyle bir iktidarın tek parti ya da koalisyon şeklinde olması önemli değildi. Aksi bir iktidar ise ister tek parti ister koalisyon olsun sürekli baskı altına alınmıştır. Geçmişte tek parti iktidarlarının bile baskı yoluyla düştüğünü/düşürüldüğünü biliyoruz.

Bunun için barajın yüksel tutularak istikrarın sağlanacağı iddiası gerçek ile örtüşmüyor. Sadece bir günah keçisi bulmaktan öte geçmiyor.

Sözü uzatmanın anlamı yok. Gerçekten açılan ve devam eden davalarla ve bazı hukuki düzenlemelerle siyasete siyaset dışı güçlerin müdahalesinin önü kesilmiş seçimde eşitlik ve adaletin sağlanması için barajın düşürülmesi gerekir. Eğer daha siyaseti yönlendirme meraklısı kesimlerin bu heveslerinin önünü kesecek düzenlemeler tamamlanamamıştır, bunun için bir döneme daha ihtiyacımız denmek isteniyorsa o ayrı bir konu.

Çünkü, bu köşede AK Parti iktidarına yönelik eleştiri yazılarımın hemen ardından mesajlar alıyorum ve bu mesajlarda genellikle "AK Parti'nin istediklerini yapabilmesi için bir dönem daha tek başına iktidarda olması gerekiyor" şeklinde düşünceler dile getiriliyor. Bu tür mesajlar iyi niyetin bir sonucu olabilir. Sahiplerini peşin olarak suçluyor değilim. Ancak, bunun garantisi yoktur. Eğer gerçekten 8 senedir bazı işler demokrasinin önünün açılması için yapılmış ve istenen noktaya gelinmişse artık yüzde 10'luk seçim barajının istikrar uğruna seçimlerde adalet ve eşitliği engellediğini görmek durumundayız. Çünkü halkın iradesinin Meclis'e yansımasını engelleyen bir sistem ile demokrasi ve özgürlüklerin teminat altına alınacağı iddiasını anlamak güçtür.