DARBECİLİK EL Mİ DEĞİŞTİRDİ?

Lütfi AYHAN

      Ülkemizde yüzlerce dini cemaat, onlarca değişik görüşlere mensup sol grup ve örgüt vardır. Milliyetçiler, sağcılar solcular liberaller...de  Tek bir grupta toplanamaz. Sünnilerin, Alevilerin, Ortodoksların, Katoliklerin, Protestanların kendi içlerinde değişik kollara ayrıldığını biliyoruz.  Ülkemizdeki dini cemaatlerin kahir ekseriyeti nüfus yoğunluğuna paralel olarak İslami kökenlidir. Gayri Müslümlerin  (Hristiyan, Yahudi) değişik etnik gruplara ait,( Rum, Ermeni, alman ABD, Fransız…) farklı mezheplere bağlı  ( Katolik, Ortodoks,  Protestan, gregoryen)   onlarca cemaati vardır. 

      İslami/ Dini gruplar kendi aralarında önce mezhep olarak (ehli sünnet, şia, vehhabilik)  birkaç bölüme bu mezheplerde kendi içinde birçok gruba, (mesela alevilik/şia 20 den fazla gruba ayrılmıştır.) sonra da meşrep olarak  onlarca bölüme ayrılmıştır.( tarikatçı, nurcu, hizbuttahrir, mealci, şii, alevi, sünni, vehhabi, selefi, caferi…)  Tarikatlar Nakşi, Mevlevi, kadiri, Melami, cerrahi, halveti… Adları ile onlarca fırkaya ayrılır. Nurcular da kendi aralarında gruplara bölünmüştür.  

      Tıpkı cemaatler gibi aynı adı taşıyan siyasi grupların onlarca çeşidi vardır. Mesela SOL dediğimiz gruplar onlarca değişik fraksiyona ayrılırlar.  Maocusu, Lenincisi, Stalincisi Enver hocacısı, titocusu… Sosyal demokratı, Atatürkçüsü, CHP’ lisi, komünisti, sosyalisti… Bunlarda yine kendi aralarında değişik fraksiyonlara ayrılırlar. 5-10 çeşit sosyalist. 5-6 çeşit komünist grup bulabilirsiniz ülkemizde.

      Bu ön bilgilerden sonra şu evrensel adalet ölçülerini hatırlayalım: Suçlar şahsidir. Kimse kimsenin yaptığı suçtan mesul değildir. Bu nedenle baba oğlunun, kız annesinin işlediği cürümden dolayı cezalandırılamaz… Her insan tek başına bir dünyadır…

                                 15 TEMMUZ DİRENİŞİNİN ASIL KADROSU DİNDAR İNSANLARDIR.    

       Meşum 15 Temmuz kalkışması sonrasında sayısal olarak az, lakin siyasi ve sosyal yapıları icabı sürekli siyasi kavgaların içinde bulunan, devamlı siyasi eylemler yaparak gündemi ele geçiren bir grup, bu şanlı zaferi, bu tarihi galibiyeti manüpüle temekte bir hayli, başarılı oldu. (Onların da az da olsa katkısı elbette var.)  Sanki onlardı tankların önüne kendilerini atanlar, sanki onlardı mermilerle can verenler… Darbeye karşı en büyük direnişi gösteren, darbecilere ve onların silahlarına (helikopterlerine F-16 larına) karşı “Ya Allah Bismillah Allahüekber” diyerek direnen insanlar, zaferden sonra pek ortalıkta görünmezken, kendilerini laik, Atatürkçü, modern, ulusalcı, antiemperyalist… Diye takdim eden bazı grup ve kişiler, bu kutlu direnişi amacından saptırmaya başladılar. Öyle ki Fetöye karşı mücadele eden insanların dünya görüşlerini  “fetö de bir cemaat. Fetö darbe yapmaya çalışmıştır  Öyleyse tüm cemaatler darbeci tüm cemaatler kötüdür, bunlar devletten silinmelidir. Hatta hepsinin kökleri kazınmalıdır...” diyerek yok etmeye giriştiler. Bu yaklaşım hem İslami açıdan hem de evrensel hukuk açısından çok yanlış bir yaklaşımdır. Her sakalı dede olmadığı gibi her cemaatte darbeci değildir. Darbe yapan insanların dünya görüşüne bakarak o görüşe şeklen veya ismen benzeyen insanları devletten silmeye, kamudan uzaklaştırmaya kalkışacak olursak devlette hiçbir solcu, hiçbir Kemalist kalmaz. Çünkü 15 Temmuzdan önceki darbeler (27 mayıs, 12 mart , 12 eylül, 28 şubat, 28 nisan….) ya Kemalizm adına yapıldı ya da sol. Hatta son darbe girişiminde bulunanlar TRT de okuttukları bildiride Atatürkçü söylemlerde bulundular. İşte o bildiriden birkaç satır;

” a- Bu ahval ve şerait altında yüce Atatürk'ün önderliğinde milletimizin olağanüstü fedakârlıklar ile kurduğu bugünlere getirdiği Cumhuriyetimizin kurucusu olan Türk Silahlı Kuvvetleri Yurt'ta Sulh, Cihan'da Sulh ilkesinden hareketle vatanın bölünmez bütünlüğünü, milletin ve devletin bekasını devam ettirmek, Cumhuriyetimizin kazanımlarını b

b-  tüm vatandaşlarımız için geçerli kılmak laik, demokratik ve sosyal hukuk devleti ilkesi üzerine oturan Anayasal düzen

c- Devletin yönetimi, teşkil edilen Yurtta Sulh Konseyi tarafından deruhte edilecektir. Yurtta Sulh Konseyi, BM, NATO ve diğer tüm uluslararası kuruluşlar ile oluşturulmuş yükümlülükleri yerine getirecek her türlü tedbiri almıştır…” Görüyor musunuz, darbecilerin bildirisi dini bir içerik taşımıyor.  Aksine daha önceki darbecilerin bildirisine çok ama çok benziyor, bildiri de Atatürkçü bir söylem öne çıkarılıyor.     (Bu mevzu ile ilgili sanal âlemde şöyle bir söz dolaşmakta; “Kemalistlerin, Solcuların ata sporu darbe yapmaktır…”) İşin garibi FETÖ grubu kendilerine (bilhassa hükümetle araları açıldıktan sonra) “ cemaat”, “tarikat”, “dini bir grup…” denilmesini de kabul etmiyorlardı. Onlar kendilerini daha çok “Hizmet hareketi” olarak adlandırıyorlardı.

                                                DİĞER CEMAATLERDEN HEP UZAKTILAR

      Bu grup, Türkiye de dindar insanları ilgilendiren hiçbir olayda, hiçbir meselede diğer cemaat ve gruplarla ortak hareket etmemiştir. Aksine bu gün görüyoruz ki bu grup, diğer cemaat ve grupları ya sindirmeye çalışmış ya da kendilerine biat etmeleri için değişik baskılar uygulamış. ( Cübbeli hadisesi, tahşiyecilere yapılan operasyonlar….) İşin hakikati bu iken Fetöcülerin dinle, cemaatle ilgilerinden dolayı tüm cemaatlere, tüm dini gruplara karşı, gerek devleti, gerekse toplumu harekete geçirmeye çalışmak sadece bir kurnazlık, sadece bir fırsatçılık değil aynı zamanda bir ihanettir. Elbette kendilerine cemaat diyen, tarikat diyen birçok sapkın grup var. Bunlar tıpkı Osmanlı döneminde olduğu gibi teftiş edilmeli, yanlış yapanlar, bağlılarının cehaletinden faydalanıp insanlara, millete, dine, devlete zarara verenler ayıklanmalı. Lakin toplumun önemli bir kesimini oluşturan, insanları daha ahlaklı, daha erdemli olmaları için, hiç bir maddi menfaat gözetmeden çalışmalar yapan gruplara da bırakın köstek olmayı, aksine toplumun selameti, devletin bekası için destek olunmalıdır.

      Toptancı yaklaşımlar her zaman toplumların zararına olmuştur. Adaletin ana prensiplerinden biri de suçların şahsiliğidir. Kim ki milletin 15 Temmuzda elde ettiği zaferi gölgelemek ister, kim ki 15 Temmuz zaferinin kahramanlarının dünya görüşlerini mahkûm etmek ister, sadece millete, sadece devlete değil kendine de ihanet etmiş olur.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.