“Def’i mefsedet celbi menâfiden hayırlıdır”

Adnan Zeki BIYIK

Aziz Peygamberimiz ““Kim bir kötülük görürse, onu eliyle değiştirsin. Şayet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse, diliyle değiştirsin. Diliyle değiştirmeye de gücü yetmezse, kalbiyle düzeltme cihetine gitsin ki, bu imanın en zayıf derecesidir.” Buyurmuşlardır.

Bizim toplumumuz, kıtalar ötesine yardımlar götürüyordu, yeryüzünün ücra bir köşesinde zulüm gören biri ya da birileri varsa onlara merhamet ve şefkat elini uzatıyordu. Asla “bana ne” demiyordu. Ama ahir zamanın getirisi olsa gerek toplumumuzda tıpkı Batı toplumları gibi duyarsız, bananeci, egoist “bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” prototipinde insanlar türer hale geliyordu ve her geçen gün bu sayı hızla artıyordu. Toplumun geneli böyle değil tabii ki ama bu durum 5-10 yıl sonra o tarafa evrilecek görünüyor vesselam…

Dinî hassasiyeti olanlar da maalesef bu kervana katılıyor ve hızla dünyevileşiyordu, bir cinayet, bir tecavüz, ne bileyim bir ihale yolsuzluğu ya da tüm toplumların hakkına tecavüz anlamına gelen bir torpil olayına bırakın eliyle diliyle engel olmayı kalbiyle bile bir sitemde bulunmayı istemiyordu, bunun imanına zarar vermeyeceğini düşünüyor “Aman canım bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın “ diyordu ama o yılanın bir gün kendine ya da çocuklarına dokunacağını akletmiyordu gafil.

Osmanlıların çok güzel bir kaidesi vardır, bu Mecellede’ de geçer;

“Def’i mefsedet celbi menâfiden hayırlıdır” yani zararlı şeyleri def etmek, faydalı şeyleri yapmaktan evlâdır.

Sözü uzatmayayım kimden gelirse gelsin fark etmez kötülüklere, zulümlere, kayırmalara, muhtelif ahlak dışı olaylara tepki göstermeyen toplumların batması kaçınılmazdır, Allah nimetini layık olmayan toplumlardan alır başka toplumlara verir ki bu bir Kur’anî gerçektir. Hz Ali’nin çok kıymetli bir sözü vardır: "Haksızlığa karşı susarsanız, hakkınızla birlikte şerefinizi de kaybedersiniz."

Çoğu zaman yazılarımda yaptığım veçhile konuyu enfes bir şekilde anlatan bir anekdotla bitirmek istiyorum:

Hukuk fakültesinde bir öğretim görevlisi derse girer ve bir öğrenciye adını sorar, öğrenci “Ali” diye cevap verir. Öğretmen bir anda,

“Defol bu sınıftan, bir daha asla dersime gelme” der.

Bütün öğrenciler şaşkınlık içindedir, neye uğradığını şaşıran Ali de sınıfı terk eder.

Herkes ne olduğunu anlamak için beklemektedir hiç birinden tek bir ses bile çıkmaz…

Hoca sınıftaki sessizlikle beraber ileri geri yavaş yavaş dolaşmaya başlamış bütün öğrencileri şöyle biraz süzdükten sonra, tabi bu arada herkes göz temasından kaçınıyor, başlamış derse.

Hoca: “Kanunlar ne için vardır?” diye sorar ve ders başlar…

Bir çok cevap gelmiş, bir öğrenci düzeni korumak, diğeri toplumda yaşayan bireylerin hak ve hürriyetini sağlamak için, öbürü yaşam haklarını idame ettirmek, bir başkası devlete güveni, o devletin saygın bir vatandaşı olduğunu göstermek için, bir diğeri her yerde hakkını yasalar çerçevesinde arayacağını bilmek ve devletin vatandaşına haklarını nasıl arayacağını göstermek için…

Hoca başka diye tekrar sorunca bir öğrenci de “Adalet için diye cevap vermiş.

Bu cevabı verene hoca parmağı ile işaret ederek işte aradığım cevap bu dercesine “peki az önce arkadaşınıza adaletsiz davrandım mı?”, herkeste aynı cevap “evet hocam”.

Öğretim görevlisi sınıf kapısını açarak dışarıdaki öğrencisini içeri alır ve teşekkür edip yerine geçebileceğini söyler, herkes bunun bir senaryo, oyun olduğunu anlar.

Fakat hoca son sözlerini söylememiştir henüz;

“Peki buna hepiniz şahit oldunuz, neden tepki göstermediniz, bir açıklama istemediniz, arkadaşınızın hakkını savunmadınız?

Herkes susar çıt yok. Hoca bakın sevgili arkadaşlar, bu olaydan hepinizin çıkarması gereken bir öğüt var, bunu size 100 saat sınıfta ders versem anlatamazdım der ve son sözlerini söyleyip dersi bitirir.

“Asla bana dokunmayan yılan bin yaşasın zihniyetinde olmayın, o yılan bir gün mutlaka sizi de sokacaktır.”

“Adaletsizliğe şahit olup göz yuman insanlar haysiyet ve onurlarını kaybetmeye mahkûmdur.”

“Bir şahsa karşı yapılan haksızlık, herkese karşı yapılmış bir tehdit demektir.”

****

Hûd Süresi’nin 101 ve 102. Ayetinde Yüce Allah şöyle buyurur:

“Onlara biz zulmetmedik; onlar kendi kendilerine zulmettiler…..” ”Rabbin, halkı zâlim memleketleri yakalayıp cezalandırdığı zaman işte böyle cezalandırır. O’nun cezası, gerçekten çok acı verici ve pek şiddetlidir.

--------

Allah’ın sevgisi, rahmet ve bereketi zulmetmeyen, zulme uğramayı kabul etmeyen, kötülük gördüğünde “Burada ne oluyor" diyebilenlerin üstüne olsun.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.