DİRİLERİN ANISINA !

Sebahattin BİLGİÇ

Yürürken ayaklarınızın yerden kesildiğini hissetiniz mi hiç? Ya havayı teneffüs ettikçe içinizde bir ürperme oldu mu? Veya bastığınız toprak size ses verdi mi? Gezindikçe içinizdeki hüzün, gururla birleşip gözlerinizden süzüldü mü billur billur? Toprakta hayat bulmuş çimenlerin bir başka parladığını hissettiniz mi? Ya ağaçların dallarını sallarken yaprakların “hu” sesleri size geldi mi?

Toprağa paralel uzamış ellerin semaya dönmüş avuçlarına nur damladığını görmek ister misiniz? Ya cıvıl cıvıl vazifesini yapan çocukların, gençlerin vakur bakışlarını izlemeyi düşünür müsünüz? Elinde bastonuyla yetmişlik, seksenlik çınarların dudaklarındaki kıpırtı size hitap eder mi?

Yüreğinde iz kalmasını istersen, baş örtüsünün kenarıyla dedesinin başını koyduğu taşı temizleyen torunu gel sen de izle. Yerlere basmaktan hicap duyan ulu gönülleri gel seyret. Dedesinin al yanaklarını okşar gibi gururla parlayan papatyaları okşayan toruncukları seyret. Gözlerden uçan damlaların, gönülleri nasıl yeşerttiğine bak. Nasıl olabilir deme, duyarlı diller toprağa nasıl sesleniyor gel ve gör.

Topraktan yükselen kına kokusunu duya bilir misin? Ya çalılıkların arasından al al bakan taşlara bakmaya cesaretin var mı?

Toprağın altında canlı kalabilmeyi bilir misin? Nice kınalı ana kuzularının, koç yiğitlerle kefensiz uzandığı yerlere uğradın mı?

Uğrarsan şayet kulak ver hiç ölmeyen seslere. Oradaki canlılık sana öğüt vermiyor ise diri kalamamaktan kork. Demek ki göğsünün ortasındaki ibret, izzet ve vakar ve hayat meşalesi sönmüş. Ne acı ki hafızanı kaybetmişsin. Göğsündeki kor ya sönmüş, ya kalın bir kül tabakası var korunun üzerinde.

O halde dinle ölümsüz seslerin ne dediklerini. Sana akan kanlarının bedellerini öğretsinler. Geride bıraktıkları analarının, yarlarının, yavrularının ağıtlarını dinletsinler.

Senin ulaşman için ulaşamadıkları hayallerini dinle. Sen rahat öpesin diye öpemediği anasının ellerine hasretini, sen rahat kucaklayasın diye kucaklayamadığı yavrusunun özlemini sana anlatsın.

Belki sana karnı tok sırtı pek dolaştığın vatan topraklarında gezinmenin, ya da sorumsuzca ve vefasızca sürdüğün hayatının utanmazlığını yüzüne çarpar. Vefasızlılığın ne kadar can incitici olduğunu anlatır sana.

 

Ebedi kardeşlik için beraber yan yana yatan Kürt Memo’yu,Arap ebu Hasan’ı, Makedon Hüsam’ı, Boşnak Memed’i, … sana bir bir tanıtsın.

Yarınlarını görmek istiyorsan, toprağın altını duymak istiyorsan, gönlünü yeşertmek, gözünü parlatmak istiyorsan, kendini bulmak istiyorsan şehitliklere gel. Burada sen varsın. Burada senden var. Burada seninki var.

Şehitler ölmez, ölenler ölü yaşayanlardır. Yunus Emre’nin dediği gibi:

“Yunus öldü diye sela verirler, Ölen hayvan imiş, AŞIKLAR ÖLMEZ”

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.