Diyanet, tefsir ve diyalog

xxx52

“Bunların amaçları nelerdir?” sorusunu soran yazar, kendi zannına göre Diyanet'e hakim olan bir ekibin yapmak istediklerini yedi maddede açıklamış:

“1. Kur'ân'ı kendi kafalarına göre yeniden tefsir etmek.”

Bu itham, yazarın “kendi kafasından” attığı bir iftiradır. Diyanet Kur'an tefsiri yapmadı ve yapmıyor. Diyanet'in ve Vakf'ın neşrettiği açıklamalı meal ve tefsir ise kafadan değil, Müslüman aklı kullanılarak sahih kaynaklara dayanılarak yapılmış çalışmalardır.

“2. Hadîsleri ayıklamak, kendi bilimsel kafalarına uymayan hadisler sahih de olsa atmak”

Hadisleri ayıklama işi, hadislerin ilk derlendiği ve toplandığı zamandan beri yapılan çok yararlı ve zaruri bir faaliyettir. Elbette hadis diye rivayet edilmiş birçok söz arasından, gerçek olarak Efendimiz'e (s.a.) ait olanları ayırmak ve olmayanları ayıklamak gerekir; bu büyük ve övgüye layık bir çalışmadır. Ayıklamada hem rivayet kaideleri kullanılır hem de Müslüman aklı kullanılır. Daha sahih rivayetlere, akıl ve ilme aykırı olan bir söz, senedinde bir kusur görülmese bile sahih kabul edilmez, ravinin yanıldığına hükmedilir ve buna da “Bâtın inkıtâ” denir, böyle bir ayıklama “metin tenkidi, iç tenkit” yoluyla yapılmış olur. Bu söylediklerim müctehid imamlar devrinden beri yapılan bir ilmi faaliyettir ve övgüye layıktır.

Usul sahih olmakla beraber uygulamada hata yapılırsa bu da, “hangi hadiste ve nasıl bir hata” sorusuna cevap verilerek tenkit edilir, tartışılır.

“3. İslâm'ı yeniden yorumlamak.”

Bunun neresi kötü. Elbette İslam her asırda yeniden yorumlanacak, eski yorumların yanlış, çağı geçmiş olanları yerine yeni ve doğru sanılanlar konacaktır. Bu noktada yapılmamasın gereken şey, “İslam'ın değişmez hükümlerini değiştirmeye kalkışmaktır”. Eğer böyle bir şey varsa açıkça ortaya konur, tenkit ve tashih edilir.

“4. Hepsi için söylemiyorum, bunların bazıları fıkıhsız ve şeriatsız bir İslâm istiyor.”

Ben Diyanet'te, “fıkıhsız ve şeriatsız bir İslam isteyen” kimse bulunduğunu bilmiyorum. Bilen varsa adını açıklasın, tanıyalım ve kendisiyle tartışalım, yapmak istediğini bir kamu hizmet alanı olan Diyanet'te değil, kendi özel mekanında/alanında yapmasını söyleyelim.

“5. Yine bunların bir kısmı Diyalogçudur. Yani zamanımızda üç ibrahimî din olduğuna, Ehl-i Kitab'ın da ehl-i necat ve ehl-i Cennet olduğuna inanırlar. Böylece Sünnî açıdan daire-i İslâm'dan çıkmış olurlar.”

Diyalogçuluk diye bir meslek veya mezhebin olduğunu yeni duydum. Bundan maksat, farklı din ve inanış sahipleri ile bir araya gelmek, karşılıklı olarak birbirini tanımak, dünyanın ortak problemlerine çare bulmaya çalışmak (herkese göre iyi olanı gerçekleştirmek ve kötü olanı engellemek), dini tebliğ etmek ise bunu teşvik etmek gerekir.

Diyalogdan maksat, Hristiyanlık propagandasına alet olmak, ötekinin hatırı için kendi değerlerinden vaz geçmek veya bunları “yumuşatmak, bozmak…” ise bunu Diyanet de yapamaz, herhangi bir Müslüman da yapamaz.

“İbrâhîmî din”den maksat, Allah Teâlâ'nın Hz. İbrâhîm'e vahyettiği “hanîf (şirkten arınmış tevhîde dayalı) Müslümanlık” ise, bizim dinimiz olan İslam da Yahudili ve Hristiyanlığın aslı da bu manada İslam'dır, hanîftir ve bu dinin, Hz. İbrâhim'den beri –Cahiliyye Araplarında bile- bazı izleri devam etmekte idi. Ama bu ifadeden maksat “bugün mevcut ve bozulmuş halleri ile Yahudilik ve Hristiyanlık” ise bunlara İbrâhîmî demek yanlıştır (Âl-i İmrân:3/67).

Diyanet'e bunu diyen var mı, varsa kim?

Devam edeceğim.