Dünyanın sonu değil ama dostu düşmanı iyi tanımak gerek

xxx135

ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi'nde sözde Ermeni Soykırım tasarısının 22'ye karşı 23 oyla kabul edilmesi sanıyorum millet olarak hepimizi üzdü. Ancak, komitenin tasarıyı kabul etmiş olması dünyanın sonu anlamına gelmiyor/ gelmez. Hatta fazlaca bir önemi de yoktur. Böyle bir tasarının kabul edilmesi Ermenistan'ın elini de güçlendirmez, aksine zayıflatır. Belki de Türkiye'nin barışın sağlanması için attığı iyi niyet adımının yeniden gözden geçirilmesine vesile olur. Bunu söylerken hiçbir sonucu olmaz diyor değilim. Ancak, yeri geldiğinde karşı hamle yapabilmek, hatta daha önce atılmış adımların, uzatılmış dostluk ellerinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini göstermiş olabilir.

Bu arada kararın kabulünün ardından medyada yapılan değerlendirmelerde Dış İlişkiler Komitesi'nin tasarıyı kabul etmesinin yolun sonu olmadığı, bundan sonra tasarının Temsilciler Meclisi'nde görüşüleceği, hatta görüşülmeden düşebileceği, diyelim ki Temsilciler Meclisi'nde görüşülüp kabul edildi konunun daha sonra Senato'ya gideceği, burada reddedilme ihtimali olduğu gibi, kabul edilmiş olsa bile Başkan'ın onayına kalacağı, Başkan Obama onaylamadan yasalaşmasının söz konusu olmayacağı gibi bir dizi ihtimaller dile getirildi. Tüm bu değerlendirmelerde daha yolun başında olunduğuna, işin bitmediğine vurgu yapıldı. Bunların hepsi doğrudur. Ancak, kendi gücümüzün farkına varırsak söz konusu tasarının kabul edilip Obama tarafından onaylanmasının bizden çok ABD ve Ermenistan'a da zarar vereceğini görebiliriz. Gelişmelere hep kendi gücümüzü görmezden gelerek bakma alışkanlığından kurtulmak durumundayız. ABD'deki Ermeni ve Yahudi lobilerinin el ele vererek böyle bir tasarıyı Dış İlişkiler Komitesi'nden geçirmiş olmasını köşeye sıkıştırılmış olmamız gibi algılarsak yanlış yapılmış olur. Özellikle Türkiye'nin kardeş ülke Azerbaycan'ı üzmek pahasına Ermenistan'a uzattığı barış elinin geri itilmesinden zararlı çıkacak Türkiye değil Ermenistan'dır.

Demek istediğim o ki bu tür uluslararası oyunlar bizi yıldırmamalı, korkutmamalı, gücümüzü hafife almamıza yol açmamalıdır. Hatta gücümüzü göstermemize vesile olmalıdır, olabilir. Unutulmamalıdır ki günümüz dünyasında tüm ülkelerin birbirine ihtiyacı vardır. Bizim ABD'ye ihtiyacımız olduğu kadar ABD'nin de Türkiye'ye ihtiyacı vardır. ABD'nin elinde güçlü silahların olması onların kimseye ihtiyaç duymadığı, duymayacağı anlamına gelmez. Türkiye'nin bölgesel bir güç olduğu gerçeğini görmek istemeyenler yıllardan beri teslimiyetçi politikalar izlediler. Bu teslimiyetçi politikalardır ki toplumda giderek kendine olan güven duygusunun azalmasına yol açtı. Söz gelimi ABD İsrail ile bölge üzerinde etkisini uzun süre sürdüremez. Artık İsrail ABD için bir yüktür. Bunu Amerikalılarda görmektedirler. Buna rağmen Yahudi lobisinin elbette ABD siyaseti üzerinde etkisi vardır ve bu etki sebebiyle ABD bölgemizde İsrail'i koruma gücüne dönüşmüştür. Bu bakımdan Türkiye kendi başına ve kendi adına bölgede etkisini artırabildiği sürece ABD bölgemizde Türkiyesiz adım bile atamaz. Canı sıkıldı diye Irak'ı ya da Afganistan'ı işgal etmiş olması ABD'nin gücünün sınırsız olduğu anlamına gelmez. Bugün görünen o ki ABD Irak'ta bataklığa saplanmış durumundadır. Afganistan için de benzer şeyleri söylemek mümkündür. Bunun içindir ki artık ABD İsrail'in ve Ermenistan'ın hatırı için kendi çıkarlarını daha uzun süre tehlikeye atamaz. Zaten bu gerçek ABD'de de sıkça dile getirilmektedir.

Bunun için diyorum ki Dış İlişkiler Komitesi'nin sözde Ermeni Soykırım Tasarısını kabul etmiş olması fazla bir şey ifade etmez. Hatta, bizim şimdiye kadarki uygulama ve politikalarımızı yeniden gözden geçirmemize vesile olabilir ki bu da bizim için bir kazanç demektir. Uzun lafın kısası tasarının komitede kabul edilmesi dünyanın sonu değildir. Aksine dost ve düşmanımızı yeniden belirlemede katkısı olabilir. Bunu yapabilirsek sanıyorum dış politikada gerçek yörüngemizde sağlam adımlar atabilir, birtakım güç odaklarının uydusu olmaktan kurtuluruz.