Ekonomik ve sosyal sorunların çözümü 2

xxx95

Türkiye'nin üçüncü sorunu 'İŞSİZLİK'tir.

Türkiye'de on beş milyon çalışabilecek insan vardır. Bunun sadece yarısı çalışmamakta, sadece yedi-sekiz milyon insanımız iş bulabilmektedir. Çalışanların da en az yüzde 25'i gizli işsizdir. Yani, bu çalışanlarımız da çalışır gibi gözükmekte ama gerçekte çalışmamaktadır. Ülkemizdeki tüm ekonomik sorunların ana kaynağı budur, 'işsizlik'tir. Ve bu sorunun aynı zamanda çok yönlü sosyal yansımaları da vardır. Bu bir numaralı ekonomik sorun çözüme kavuşturulmadıkça, zamanla sosyal sorunlara ve sosyal patlamalara da sebebiyet vermektedir. Yani, ülkemizin bir numaralı ekonomik sorunu 'İŞSİZLİK'tir.

İşsizliğin biricik çare ve çözümü, "çalışana faizsiz kredi hakkı"nın tanınmasıdır.

Çalışana, emek sahibine diyoruz ki; çalışacağın yeri kendin seç ve git, istediğin işletmeyle ve işletmeciyle anlaş, ondan orada çalıştığına ve üretim yaptığına dair bir kâğıt/belge al ve getir. Belgede, 'falan emek sahibi benim işimde şu kadar saat çalışmıştır' yazılı olsun. Biz işvereni borçlandıralım, çalışan emek sahibine 'resmî ücret'ini ödeyelim.

İşverene de diyoruz ki:

İşçiyi çalıştır, parasını biz ödeyelim...

Ham maddeyi al, parasını biz ödeyelim...

İşletmeni 'faizsiz' olarak borçlandıralım...

Mamulü sattığın zaman borçlarını ödersin...

Dikkat edin; bu sistemde faiz yok, cebrî icra yok.

Böylece ülkemizde iş arayan ve çalışmak isteyen işsiz kalmayacak.

Türkiye'nin dördüncü ve en büyük sorunu dış borçlar sorunudur.

Üç kıtaya hükmeden koca Osmanlı İmparatorluğu'nu borçlandırarak yıktılar. 'Osmanlı eski bir örnek' diyorsanız, o zaman yeni ve taze bir örnek verelim: İşte kapı komşumuz ve borç sebebiyle batan ülkelerin en yenisi Yunanistan! Osmanlı artığı Yunanistan borçlar, bütçe açıkları, diğer ekonomik ve sosyal sorunlar sebebiyle battı, batıyor!..

Batılılar, IMF ile Dünya Bankası gibi Batılı ekonomi kuruluşları, borçlarını ödemediğinde Türkiye'yi de istedikleri zaman çökertebilecek durumdalar.

Son sekiz yılda, seksen yıllık birikimlerimiz olan KİT'leri (Kamu İktisadi Teşekkülleri) sattık... Şimdi de BİT'lerimizi (Belediye İktisadi Teşekkülleri), yollarımızı, barajlarımızı ve daha bilmem nerelerimizi satacakmışız!..

Peki, bunlar da bittikte sonra sıra hangi satışa gelecek, neyin satışına gelecek?!.

Türkiye baş belası dış borç sorununu hemen, hiç bekletmeden, acilen çözmelidir.

Çare ve çözüm için:

Dış borçlarımız iç borca çevrilmeli...

Faizli borçlar kredileşme borcuna çevrilmeli...

Para yani nakit borçlarımız mal borcuna çevrilmeli...

Son olarak kalan borçlarımız iştirake/ortaklığa çevrilmelidir.

Bu dört ana sorun çözülmedikçe Türkiye'nin hiçbir sorunu çözülemez; ne enerji, ne açılım, ne demokrasi, ne Alevi, ne Kürt sorunu, ne de diğer sayısız sorunlar çözülemez...

Palyatif ve pansuman tedbirlerle geçen günlere yazıktır... Zaman kaybetmeden, Türkiye'nin 'acilen çözüm bekleyen' dört ekonomik ve sosyal ana sorunu çözüme kavuşturulmalıdır... Dünya ve Türkiye ölçeğindeki bu sorunların sadece 'KRİZ' değil, 'TUFAN' hem de 'SOSYAL TUFAN' seviyesinde olduğu iyi bilinmelidir...

Son olarak çözüm sırasını tekrar hatırlatıyoruz: 'Sosyal sorunlar' çözülmeden 'ekonomik sorunlar' çözülemez... Önce sosyal sorunlar (MEDYA ve YARGI/ ADALET/ ANAYASA), sonra ekonomik sorunlar (İŞSİZLİK ve BORÇLAR) çözülmelidir...