Ergenekon’u öldürmek için

xxx23

Dün... Ankara'dan Diyarbakır'a kadar her yerde. Ergenekon karşı saldırıya geçmiş gibiydi. Maskesi düşmüş kanlı bir zihniyeti çaresizce direnirken görüyorduk

Çaresizce de olsa, bulunduğu her noktada elde ettiği eski mevzileri korumak için arsızca direnen bir Ergenekon vardı. Bu zihniyet Avrupa Kıtası’nda galiba sadece bir tek Türkiye’de hala yaşam alanı bulabiliyordu.

Acep, bunun nedeni ne olabilirdi?

***

“Tarihte bugün” yolculuğuna çıkıp elli yıl öncesine geri döndüğünüzde, sorunun cevabını da buluyordunuz.

Türkiye, 50 yıl önce bugün şimdiki Avrupa Birliği’nin çekirdeğini oluşturan, dönemin 6 üyeli Avrupa Ekonomik Topluluğu’na üyelik başvurusunda bulunmuştu.

Egemenler palavraları sıkarken mangalda kül bırakmaz, her daim “muassır medeniyetten” söz ederdi ama bu başvurunun tek nedeni Yunanistan’ın da “Avrupa Kulübü’ne” üyelik başvurusu yapmış olmasıydı.

Bu kendiliğinden fışkıran bir arzu değil, Yunanistan rekabetiydi.

Zaten de bu nedenle, 1967 darbesi sırasında bile AB yükümlülüklerini tek taraflı hayata geçiren ve daha sonra yakalanan kendi Ergenekoncularını, yani darbecilerini de hala hapiste tutan Yunanistan 1981’de tam üye oldu, Euro’ya geçti ama biz hala kapıdayız.

Belki de normal bu...

Demokrasi kulübüne, özellikle de içerdeki Ergenekon her türlü hukuksuzluğa bulaşarak ayak diriyor ve Ergenekon’un hukuksuzluğuna dur diyecek bir irade de bunca yıl ortaya çıkmıyor ise elli yılda ancak bu kadar ilerleyebiliyorsunuz.

***

Elli yılda Avrupa boy attı, serpildi, gürbüzleşti... Toplam hasılası ABD’yi solladı..

Avrupa Ekonomik Topluluğu’ndan Avrupa Birliği’ne dönüştü.

Zaman içinde genişledikçe genişledi, bugün artık 27 üyesi olan dev bir realite haline geldi.

Ama Türkiye bu 27 ülkeden biri olamadı, hala bekliyor.

Neden? Çünkü kendi Ergenekon’uyla başa çıkamadı...

Ergenekon’u yok etme iradesini gösteremedi... Ergenekoncu zihniyet burayı “iç sömürge” olarak yönetti...

Şimdi de aynı Ergenekon “ayaklar baş oluyor” diye öfkelenmekte.

***

Gelişme döneminin üyeleri Fransa, Almanya, Belçika, İtalya, Lüksemburg ve Hollanda idi...

1993’te adı Avrupa Birliği’ne dönüştürülen Avrupa Topluluğu’nda yeni dönemin ilk üyeleri 1995’te Birlik’e katılan Finlandiya, Avusturya ve İsviçre oldu.

Bizde ise darbeler ve muhtıralar dönemi devam ediyordu.

AB’ye girmedikçe Ergenekon ölmüyor, Ergenekon ölmedikçe AB işi uzuyordu.

***

AB 2004’te kapılarını Doğu Avrupa’ya açtı.

Soğuk Savaş boyunca iki ayrı dünya olan Batı ve Doğu Avrupa yeniden bütünleşti.

Estonya, Litvanya, Letonya, Polonya, Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Macaristan, Slovenya, Malta ve Kıbrıs Cumhuriyet’i de AB’ye katıldı.

Genişlemede son dalga 2007’de geldi.

Bulgaristan ve Romanya da AB üyesi oldu.

***

Halihazırda, Türkiye ve Hırvatistan müzakere sürecinde.

Ama biz nal toplarken, Hırvatistan da yakında Birlik üyesi olacak.

Çünkü siyasal iktidarlar Ergenekon’u ya da tarihsel süreç içinde İttihat Terakki’yi, tek partiyi, darbeleri, 12 Eylül’ü hedeflemedi.

AB standartlarında bir yenilenme yerine Ankara’da Ergnekoncu zihniyetle iğreti bir iktidar paylaşımını yeğledi.

Onun için ne halk iradesi, ne evrensel hukuk, ne de gerçek bir demokrasi buralarda egemen olamadı.

***

12 Eylül rejimini tarihe gömmek yerine ele geçirmeğe çalışmak, sonuçsuz bir kurnazlıktır.

Parlemento çoğunluğu...

Tek başına hükümet...

Cumhurbaşkanlığı’na rağmen neden Ergenekon direniyor?

Çünkü onu bir daha kalkmamak üzere gömecek olan tek reçete dünyalaşmak, onun da  yolu AB.

***

“Beş yılda tam üyelik” hedefini gerçekten ve samimi olarak amaçlamayan hiç bir siyasal irade buralardan Ergenekon’u olduğu gibi söküp atamaz..

Ergenekon’u halk iradesinin, demokrasinin, çağdaşlaşmanın, kalkınmanın, gelişmenin düşmanı olarak kabul ediyorsan, tek yapacağın AB reformlarını hızlıca gerçekleştirmek.

Bu yapılmadıkça bir Ergenekon gelir, bir Ergenekon gider. Ama hiç bir zaman bir Yunanistan noktasına gelemeyiz, iç sömürge zihniyetinden de kurtulamayız.

***

İnanmayan...

Aksini düşünen...

Kendisinin iç sömürgenin başına geçeceğini sanan...

Demagoji yapan herkes...

Dönüp teker teker ülkelerin rakamlarına baksın, onlarla bizi elli yıl içinde kıyaslasın.

Safsataya en iyi kezzap mukayeseli rakamlardır çünkü...