ERKEKLİK BİTİYORMU NE ?

Ufuk DEMİRAY

21inci yüzyıl erkeğinde garip bir yaşam biçimi oluştu. Testerojen hormonunun salgı ayarını beceremediğinden midir yoksa bizim hormonal değişimlerimiz mi bir neden oluşturdu bilinmez…ancak ortada ciddi bir değişim söz konusu.

Eskiden erkek dediğinde ses getiren bir ağırlığı olan ve ağırlığı olduğunu hissettiren, saygı gören bıyıklı sakallı bir insan modeli vardı adına adam diyende erkek diyende baba diyende vardı. Ancak günümüz insanı gün geçtikçe erkeklikte sınıf atlamanın ötesinde şu an.

Günümüzde İphone 4S gibi yeni çıkan ve özellikleride bayağı bir gelişmiş yeni bir erkek modeli var .

Kadından korkan erkek modeli diyorum ben !

Yeni çıktı ve şu an bayanlar ciddi rağbet gösteriyor, özellikle büyük şehirlerde kampanya bile yapılıp alınıyorlar. Önce alacaksın alırken biraz özen biraz itina aldıktan sonra istediğin gibi kullanmakta özgürsün.

İstiyorsan her hafta sonu annene götürsün istiyorsan çöpü boşaltıp çamaşırları makinaya atsın, istersen ütüye yardımcı olsun, istersen salata yapsın yada faturaları takip edip evin bütün muhasebesini yapsın, ara sıra romantik olup sürprizler yapsın, karısı / sevgilisi istediğinde her an hazır kıta esas duruşta bekleyen gel dediğinde gelen git dediğinde giden terbiyeli boylu poslu olsun ama mutlaka İphone 4S kadar albenili kaliteli ve vizyonu olan aynı zamanda özellikleri çekici ve iyi hizmet eden birer adına erkek denen cinsiyet olsun.

İlave mutlaka ince olsun, hatunun annesi ve bütün sülalesine karşı saygıda kusur etmesin, her hafta hatun annesine gidecekse sabah kalkıp onu beklesin o hazırsa onu alıp annesine götürsün akşamda çıkış saatinde jet hızıyla pat diye gelip hatunu alsın. Yemeğini yedirsin, elinden tutup kulağına aşk şiirleri söylesin, alışverişe çıkarsın erkek çocuğa bakarken hatunda malum alışverişini rahat yapsın. Hatun şu eksik bunu alacam diye beğendiklerini alırken erkek öyle yüzünü ekşitmesin çaktırmadan muhasebesini yapacaksa kafadan yapsın hatuna hissettirmesin…..gibiiiiiii………devam eden tonlarca ayrıntı.

Dışarı çıkarken haber vermenin ötesinde karısına hesap veren, dışarı çıktığında devamlı taciz edilen bir genç evli kuşak var gözlemlediğim.

Ne oldu da yeni nesilde karısının / sevgilisinin gözüne bakan, ürkek, korkak bir erkek modeli oluştu ciddi bir sorgulamak lazım. Geçen sene Antalya’da bu konuda bir seminer düzenlenmişti, erkekler kadınsılaşıyor diye. Dünyada’da ciddi anlamda çalışmalar var bu konuda. Özellikle Amerika’da erkeklerin hormonal değişimlere uğradığı ve kadınsılaştığı üzerine bol bol çalışmalar yürütülüyor.

Ülkemizde bu değişimler yaklaşık 5 senedir daha yoğun bir biçimde gözükmeye başladı. Özellikle ciddi bir baskı politikası var, iyi erkek ile kötü erkek aynı kategoride değerlendirip, erkek milleti şiddet gösteren, özel günleri hatırlamayı bilmeyen, göbeğini kaşıyan ve çekyata uzanıp kumandası ve çayı ile haşır neşir olan konuşmayı sevmeyen bir model olarak hep sunuldu, oysa ne kadar aynı benzerlikler erkek dünyasında olsa bile her insanın aynı bir model olacağı göz ardı edilmeye devam ediliyor.

Görsel medyanın erkekler üzerinde uyguladığı politikalar ile rant peşinde koşan ticari zihniyet erkekleri para harcayan bir model haline nasıl dönüştürürüm fikrinden yola çıkarak ciddi bir bezdirme politikası uyguluyor. Hem erkeği ikinci sınıf vatandaş gibi gösterip hemde dizilerde çizdikleri erkek modelleriyle bak sende bu dizideki adam gibi olmalısın duyguları aşılanmaya çalışılıyor.

Türk dizileri Arap ülkelerinde gösterime girdikten sonra bile arap kadınlarının erkek üzerinden beklentileri ciddi değişimlere uğramış.

Günümüzde erkeklik ciddi puanlar kaybediyor, özel günler, x gün y gün derken bütün erkeklerin beyni takvim yaprakları ile dolup taşmaya başladı.

Sevgililer günü, Doğum günü, tanışma günü, buluşma günü,söz günü, nişan günü,evlilik günü,anneler günü gibi daha sayısı artırılabilecek kadar özel gün oluştu hayatımızda.Medyada ciddi destekleriyle erkeklerin maddi harcamalara kalkışması için elinden geleni ardına koymuyor.

Günümüzde erkekler bütün bu günleri iyi hatırlayan es geçemeyen geçince evde tonlarca huzursuzluk yaşayabilen birer uzaktan kumanda görevi ihdas eden birer model haline dönüşmeye başladı / dönüştü.

Sen kabasın bak filancanın kocası şunu almış bak filancanın sevgilisi bunu almış gibi başkalarının maddi hediyelerini görüp evinin / ilişkisinin değerini bilmeden maddi değerlere ruhundaki ulvi duyguları takas eden beyinler piyasada artmış durumda.

Ayrıca alınan hediyeleri beğenmeyip değiştiren bayanlar bile var, malum manevi değerinden çok maddi değerler ön planda !

O kadar yoğun bir baskı politikası çevresel olarak erkekleri sarmışki , ne içinden geldiği gibi yaşayabiliyor  nede çevresel baskılara göğüs gerebiliyor. Sırf çevre için sırf birileri için sırf hayatındaki insan ince bir adam desin diye içinden gelmeye gelmeye hareket ettirmeye mahkum yaşayan erkek çevrenizde bolca görebilirsiniz.

Ben bu gidişattan bir erkek olarak değil bir insan olarak ciddi rahatsızlıklar duyuyorum. Dinimizde bile Allah erkeğe ve bayana görevlerini ve sorumluluklarını adaletli olarak paylaştırmıştır. Kadın erkeğe göre erkekse kadına göre belirli yetilerde üstün yaratılmıştır. Bu üstünlükler ne erkeği üstte nede kadını altta gösterir.

Hayvanlar aleminde bile bir kedi ile bir köpeği kıyaslamak kadar anlamsız manasız bir gerçektir bu. Ne kedi köpekten üstün yaratılmıştır nede köpek kediden. İkiside bu dünyada belirli görevleri olan ve belirli amaçlar için yaratılmış varlıklardır.  Kadın erkek ilişkilerinde’de bu pencereden bakıp kedi köpekle eşittir hadi ikinizde aynı ölçüde yemek yiyip aynı tavırları sergileyeceksiniz demek kadar anlamsız olacaktır.

Yaratan kadını apayrı muhteşem yeteneklerle erkeği ise apayrı donanımlarla yaratmıştır. Bu gerçek günümüzde unutulmaya yüz tutmuş halde, islamiyeti yaşayan kadınlar arasında bile itiraf edilmeyen feministlikler görebilmek mümkün.

Erkeklik resmen hormonsal değişimler ve çevresel faktörlerle konum değiştirmekte. Erkekleri yaratılışı dışına itip huzursuzluk vererek mutsuzluk vererek değiştirmeye çalışan kadın profili kazanmaya devam ediyor.

Ancak unutulmaması gereken bir gerçek varki; Nadasa bırakılmayan toprak gün geçtikçe verim alınamayacak toprak olacaktır. Biz artık nadasa bırakmayı gün geçtikçe unutup yılların hıncını erkeklerden çıkarmak için kollarını sıvamış kadın profilini yoğunlukla görüyorum. Erkeğin ailesi neymiş diyen kendi ailesine gittiğinin onda biri kadar erkeğin ailesine gitmeyen profiller sayılamayacak derecede artıyor, bu profilleri gören diğer bayanlar ise bu insanların böyle ağzından akan salyalarını zevkle seyrediyor. Devir artık bayanların devri oluyor, parayı harcayanda evi yönetende, erkeği kadınsılaştırıp birer kumanda gibi yönetende hep yeni kadın profili.

Bu profil ciddi bir yayılma içerisinde, ve erkeği kadınsılaştıran ve erkeği erkek olmanın ötesine itende bu profil. Mutsuzluk ve evde huzur vermeyip kendi isteklerine kendi arzularına göre erkeğini şekillendiren bayan erkeğe evinde bile yaşam sunmayan noktalara yaklaşıyor.

Çevremde çok az erkeğin yaşadığı evinde kendi seçimlerini görüyorum çoğusu evdeki bir tane sandalyeyi bile ben erkeğim ben bunu beğendim eve aldım diyerek aldığını göremiyorsunuz, evin başıda sonuda kadın erkek belirli kuralları ile evin içerisinde yaşayan bir model.

Dikkatli bakın çevrede çok fazla var ve artıyor bu tip erkek modeli ! Devir değişiyor ezilen erkek ezen kadın dönemi başlayacak önümüzdeki dönemde, tvlerde bir dizi dönüyor 1 erkek 1 kadın diye, birkaç bölümünü izleme şansım oldu. Dizide baş rol oyuncusu erkek karekteri bir kadından farkı çok az denilebilir, eline balta versen eline yakışmaz, savaş çıksa eline kılıç versen eline yakışmaz.

Dün elleri kılıç tutan erkek bugün farklı şeyleri yaşıyor.

Hayırlısı diyelim..

 

Sözün özü; Özellikle büyük şehirlerde erkeklerin hayatları çok zor. Hayatlarındaki insanların nefislerine endeksli yaşayan erkek ruhu gün geçtikçe taban yapmaya devam ediyor.

Bize düşen yanlış anahtarı yanlış kapıya zorlamamak olacaktır. Ne anahtara yazık olsun nede kapının gönlüne !

Bize düşen önce adaletli yaşamak, gönlümüzde bir insan var ise bencil duygularımızdan sıyrılıp insan olarak görüp değerlendirmek olacaktır.

İster kadın olsun ister erkek olsun, kimseyi belirli hayatları yaşamaya mecbur kılmadan, Allahın emirlerinde buluşmak en doğrusu olacaktır.

Selvi Boylum Al Yazmalım Filminde geçen bir söz idi :

Türkan Şoray Diyor ki: Sevgi emektir.

Seviyorsak lafla değil emekle sevmeyi öğrenmeliyiz, severkende sevdiğimizin hayatını zorlaştırmak yerine kolaylaştırmak bizim sevgimize yakışan olacaktır.

Çevrenizde Seni Seviyorum dediği insanın hayatını kolaylaştıran onun mutluluğunu kendi mutluluğunun önüne koyan kaç kişi görebilirsiniz bir bakın

NOT:İstanbul’dan çekilen bir fotoğraftır bu yazı.

08 Şubat 2012 - İSTANBUL

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.