Filistin devlet olarak tanınmalı, çünkü...

xxx23

Eğer son anda bir aksilik olmaz ise Filistin Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas, bugün BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon’a BM’ye tam üyelik talebinde bulunan resmi mektubu sunacak.

 ABD ise daha önceden Filistin’in tam üyelik başvurusunu Güvenlik Konseyi’nde veto edeceğini açıkladı.

Obama’nın bir yıl içinde değişen kararına karşı çıkan Amerika’nın eski başkanlarından Jimmy Carter ile İrlanda eski Cumhurbaşkanı Mary Robinson’un açık mektubunun Le Monde Gazetesi’nde yayınlandığını görünce bunu çok önemsedim.

Açık mektubu yayımlayan iki lider aynı zamanda ‘The Elders’ üyesi.

‘The Elders’, Nelson Mandela öncülüğünde, 2007 yılında bir araya gelen ve aralarında Martti Ahtisaari, Kofi Annan, Jimmy Carter, Desmond Tutu gibi barış ve insan hakları için büyük çaba sarf eden dünya liderlerinin kurduğu etkili ve bağımsız bir örgüt.

***

Filistin devletinin BM üyesi olmasının nedenlerini anlatan mektup özetle şöyle:

“Filistin Özerk Yönetimi’nin, Filistin’in BM tarafından devlet statüsü çerçevesinde tanınması için gösterdiği çabalardan büyük memnuniyet duyuyoruz. Böyle bir teşebbüs, bugün için tamamen durmuş barış görüşmelerinin de tekrar başlamasını sağlayabilir.

BM’ye gitmenin barış görüşmelerini gerileteceğini düşünenlerin aksine, biz, İsrail-Filistin sorununun BM’de görüşülmesinin iyi bir şey olduğunu düşünüyoruz. BM, 1947 yılında, 181 sayılı kararı ile Filistin’in ikiye bölünmesini kabul ettiğinde, iki devletli bir çözümün oluşumunu da başlatmış oldu. Yahudi hareketi, aynı yıl, 181 nolu kararı göstererek, İsrail devletinin kurulmasının yolunu açtı. 63 sene sonra, aynı yolu Filistinlilerin de denemesinin artık zamanı geldi.

Filistin devletinin BM tarafından tanınması prensibini kabul etmeyen İsrail ve ABD hükümetlerinin aksine, BM Güvenlik Konseyi ve BM Genel Kurulu’nda AB’nin temsilcilerinin pozisyonu, bu yönde bir kararın alınmasında belirleyici olacak. Fransa, her zaman BM kararlarının esas alınmasını ve uluslararası hukuka bağlı kalınmasını savunmuş bir ülke olarak bu konuda hem AB içerisinde, hem de BM’de öncü olabilir.

Bizim de üyesi olduğumuz, eski Devlet Başkanları oluşumu (The Elders) bu yönde bir karar için bütün AB ülkeleri dışişleri bakanlıklarına bir mektup gönderdi ve Filistin halkının yasal hakkını tanıyacak ve güvence altına alacak bir BM kararı için ortak hareket etmeleri gerektiğini belirtti. Böyle bir inisiyatif, Avrupa Konseyi’nin Aralık 2009 tarihli kararının sonuç bölümünde de belirtildiği gibi, ‘İsrail devleti ve bağımsız, demokratik Filistin devletinin bir arada, yan yana, barış içinde yaşaması’ prensipleri ile de örtüşecektir.

Konsey, o tarihte, ‘zamanı geldiğinde Filistin devletini tanımaya hazır olduğunu’ ilan etmişti. AB’yi, Ortadoğu barışı için hayati bir önem taşıyan bu konuda yapıcı ve belirleyici bir rol almaya davet ediyoruz.

Bir sene önce, Başkan Barack Obama, BM Genel Kurulu’ndaki konuşmasında, içinde bulduğumuz yıl içerisinde Filistin’i yeni BM üye devletleri arasında görme arzusunu dile getirmişti. Ancak ne yazık ki geçtiğimiz bütün bir sene bu sonuca varabilecek görüşmeler yapılamadı.

İki tarafın tek başlarına bir anlaşmaya varması olanağı artık pek yok. Bunun için İsrail ile senede 1 milyar euroluk ticaret hacmi olan, öte yandan Filistin yönetiminin en büyük finansörü olarak AB’nin, BM Genel Kurul kararı oylamasında olumlu bir pozisyonu benimsemesi ve bunu da üye ülkelerinin ittifakı ile yapması esas olacağı gibi, Filistin devletinin tanınması kararındaki rolü de böylece barış görüşmelerinde AB’ye önemli bir ağırlık kazandıracaktır.

20 senedir süren bütün barış görüşmeleri, Filistinler için ehemmiyetsiz detaylar çerçevesinde devam etmiş ve sonunda hep büyük bir hayal kırıklığına neden olmuştu.

63 sene önce BM iki devletin kurulmasını öngörüyordu. Bu çözüm çok uzun zamandır geciktirildi.”

***

Unutmadan şunu da hemen söyleyeyim, tercümesine ‘ikincigrup.com’da yer verilen bu açık mektuba, ‘başkanlar başkana karşı’ güzel başlık olurdu...