Gazap / Öfke

Dr. Elif Poyrazlı

not: Uzunca bir yurt dışı seyahati sebebiyle aksayan yazılar inşallah tekrar düzenli aralıklarla habername.com'da ...

 

Gazap / Öfke

 

Öfke duygusu kabaran bir okyanusa benzetilir ... insanın içinde bir defa uyandı mı onu bastırmak çok zordur çünkü artık. Genelde insanı kontrolü altına alır ve normalde yapmayacağı davranışlarda bulunmasına veya söylemeyeceği sözler söylemesine sebep olur.

 

Öfkelenmeyi alışkanlık haline getiren insanların en ufak sebeplerden dolayı hiddetlendiklerini, etraflarındaki insanlara haksızlık ettiklerini, birçok zaman da kendi çıkarlarına bile ters olan hareketlerde  bulunduklarını ve kendi işlerini bozduklarını  gözlemleriz. (Örnek: bir takım esnafın, birden fazla ürüne bakmak isteyen kararsız müşterilerine karşı öfkelenip onlara birşey satmayı reddetmesi ve böylece onlardan kazanacağı kardan olması gibi.)

 

Türk toplumunda da öfkeyle kalkan zararla oturur diye bir deyim vardır. Bütün bunlara rağmen öfkeyi, tamamen zararlı ve insanın içinden söküp atması gereken bir duygu olarak tanımlamak mümkün değildir.

Birçok alim öfkeyi bir av köpeğine benzetir. Eğitilmediği takdirde ne sahibinin istediği şeyi elde edebilir, ne de insana doğru yönü gösterebilir. Fakat eğitildiği ve doğru yer ve zamanda, doğru amaç için kullanıldığında faydalı sonuçlar verebilir.

 

İmam Gazali'ye göre de öfke sadece doğru zamanda, doğru yerde, doğru sebepler için, ve doğru şiddette olduğu müddetçe kabul edilebilir. Zalimin zulmü karşısında öfkelenerek haksızlıkları ortadan kaldırmak için gereken tepkiyi vermek gibi. Böylesi durumlarda gereğini yaparak haksızlıkları ortadan kaldırmak için öfke, pozitif bir motivatör olarak karşımıza çıkıyor.

Öfkelendiklerinde insanların tepkilerinde iki aşırı uç gözlemleriz: biri korkaklık göstererek içindeki öfke duygusunu tamamen görmezden gelmek, diğeri de aceleci davranarak yanlış şiddette ve şekilde tepki vererek kontrolü içindeki öfkeye bırakmak.

Üç haftadır İsrail'in Filistin'de yaptığı zulüm karşısında yöneticilerimizin verdikleri tepkilerin hangi uca daha yakın olduğuna varın siz karar verin artık.

 

Halbuki cesaret ve mertlik, bu iki aşırı ucun arasında yer alır ve öfke kontrol altına alındığında ortaya çıkan bir özelliktir.

 

Tedavi: Öfke duygusunu eğitmenin ve kontrol altına almanın mümkün olduğu örneklerle sabittir. Örneğin Hz. Ömer (r.a.) müslüman olmadan önce çok öfkeli bir insan olarak bilinirdi. Fakat müslüman olduktan sonra görüyoruz ki artık öfkesinin kontrolü ele geçirmesine izin vermedi. Hatta tam tersine kolay affedici, yumuşak huylu bir insan oldu ve sadece savaş meydanları gibi gerekli yerlerde, öfkesini doğru şekilde ve şiddette kullanarak haksızlıkları haksızlık yapmadan ortadan kaldırmak için çalıştı.

 

Yanlış bir sebebe dayalı olarak kabaran öfke duygusunu o anda bastırmak için Peygamber Efendimiz (s.a.v.), insanın eğer ayaktaysa oturmasını, oturuyorsa da uzanmasını tavsiye etmiştir. İkisi de işe yaramıyorsa abdest alıp namaz kılınmalıdır. Abdest esnasında yüze su serpmek bile insanı ferahlatıp kendine getirebilir.

Bu ufak tefek gibi görünen tavsiyeler aslında öfke duygusunun ne kadar zayıf bir yapıya sahip olduğunu göstermektedir. Öyle ki, fiziksel duruşdaki ufak bir  değişiklik bile insanın aklını fikrini yerine getirmek için yeterli olabilir.

 

Öfke duygusunu uzun vadede kontrol altına almak ve eğitmek için olan yöntemlere gelecek olursak, bunlar alçak gönüllülük ve sabır göstermeyi öğrenmektir.

Çünkü insanların gereksiz öfkelenmelerinin sebebi birçok zaman kendileriyle çok fazla meşgul olmaları, kendilerini fazla önemli görmeleri, yani egolarının ön plana çıkmasıdır. Halbuki insan bazı şeyleri görmezden gelmeyi öğrenmeli, herşeyi kendisine karşı yapılan bir hareket olarak görmekten ve her sözü üstüne almaktan kaçınmalı, vakurunu ve özgüvenini korumalıdır. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.v.) 'güçlü kişi güreşte yenen değil, öfkelendiğinde kendini kontrol edebilendir' demiştir.

 

İnsanlar başlarına ne gelirse gelsin, Allah'ın (c.c.) izni olmadan hiçbir şeyin gerçekleşemeyeceği üzerine düşünmekle sabır göstermeyi de öğrenebilirler. Sonuçta bu dünya imtihan dünyasıdır, insanın başına türlü imtihanların gelmesi gayet doğaldır. Bu gerçeği benimsememiş insanların bir imtihanla karşılaştıklarında ne yapacaklarını şaşırdıklarını, tıpkı habersiz sözlü olacaklarını duyan öğrenciler gibi afalladıklarını görürüz. Halbuki sözlü olunacağı yaratılıştan beri bellidir.

 

Sonuç itibariyle Allah (c.c.) sabır ve alçak gönüllülüğü çokça övmüştür. Bütün kainatın Yaratıcısı bir şeyi övdüğünde, kullarına yakışan ancak ona ulaşmak için yarışa girmektir.

 

Kaynak: Purification of the Heart. Hamza Yusuf. Starlatch Press, pp. 101-114.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.