Geride Kalanlar / Aklı Kalanlar

Haşim AKIN

Gözyaşı selini / Seyreder dururum

Uzatıp elimi / Silemem, silemem

Hani bir yanımız? / Dökülür kanımız

Yanıyor canımız / Yanma dur diyemem

***

İnsan bir makineye benzemiyor. Bir düğmesine basınca açtığınız, tekrar basınca kapattığınız, dinlenmeye alınca soğuttuğunuz bir makina değil. Doğrusu bazen böyle bir makinaya özendiğimiz de olmuyor değil. Aynı anda birçok duyguyu yaşamak mümkün oluyor.

İşin bir tarafına bakınca sevindiğimiz, diğer yanına bakınca da derin bir hüznü hissettiğim o kadar çok oluyor ki... Bunun sayısız örneğini her birimiz defalarca yaşamışızdır. Hatta bazen “geçti işte, bitti gitti, o dünde kaldı” diye teselli etsek de geçen geçiyor da onun izleri o kadar çabuk geçmiyor.

Yaşanılan bu dipsiz kuyuda aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık, yere tükürsen ayıp oluyor. Yutmak mı? Zaten o da çok sağlıklı bir çözüm değil. Çünkü imtihan için geldiğimiz bu dünyada sadece soğukla veya sıcakla, yağmurla veya karla denenmiyoruz. En zor olanı da insanlarla deneniyoruz.

Hele ki içimizi yakan, yüreğimizi burkan acılarımız uzaktaysa... Onların varlığını ve sıkıntısını uzaktan seyretme, müdahale etme, hatta edememe müşkülatını yaşıyorsanız...

Muhterem Nebi (SAV) Mekke'den çıkarken yönünü Mekkeye doğru döndü ve “Ey Mekke! Vallahi senden zorla çıkarılmamış olsaydım oradan çıkmayı asla istemezdim” diye duygularını dile getirdi. Medine’ye hicret eden, Kur'an-ı Kerim’de hicretleri ile övülen ve cennetle müjdelenen sahabe-i Kiram bile geride bıraktıkları Mekke için üzüntü ve özlemlerini yaşadılar.

Zaman zaman içleri burkuldu. Onların içini burkan, Mekke'nin taşı toprağı değildi elbette. Kim bilir hangisinin gönlünde bir kor gibi yakan kimler vardı? Mekke fethini Mekkelilere gizli bir mektupla haber vermek isteyen Hatip İbni Ebi Belta (RA) bu yanlış davranışının sebebini “orada kalan ailesine yardım etmek” olarak izah ediyordu. Nebiyyi Muhterem tarafından suçlu bulunsa da affa mazhar oldu. Yani “Ah Geride kalanlar!”

Hz. Hamza (RA) Medine’ye ailesini bırakarak hicret etmek zorunda kamıştı. Bedir’de Mekkeli müşriklere çok büyük acılar yaşattı. Sonra Uhut savaşında hem şehit edildi hem de ciğerleri söküldü. Tüm bunlar Mekke’ye günlerce konuşulacak birer olay olarak döndü. Uhut savaşından sonra Hz. Hamza dünya sahnesinde olmadığı için herhangi bir olaya müdahil olamadı ama ondan önce kim bilir neler hissetti. Gaza umresi dönüşü, Müslümanlar Medine’ye geri dönerken yollarını kesip ağlayan küçük ÜMAME (RA) Hz. Ali tarafından Medine’ye getirildi.

Burada yeni bir tartışma çıktı. Bu küçük kız, kimin yanında kalacak. Hz. Ali, (RA) “ben getirdim ve amcamın kızıdır. Bu benim hakkım” dedi. Hz. Cafer, (RA), “Amcaoğlu olmanın yanında hanımım onun teyzesidir. Bu nedenle bizim hakkımızdır” dedi. Zeyd Bin Harise, (RA) “Hamza benim kardeşimdi. Bu nedenle kız bizim evin” dedi. Ancak Allah’ın Habibi Ümame’yi teyzesine verdi.

Ümame’nin Mekke hayatı çok zor olmalı. Zira günlerce süren yolculuk sonunda Uhut yakınlarına gelince babasının mezarı hakkında sorular sormuştu da Müslümanların şairi Hassan Bin Sabit (RA) o günü şiirinde şöyle anlattı.

“O kız değerli ve şecaat sahibi efendiyi sorup duruyor,

Kötülükler karşısında erkenden ve hızla yola çıkan cesur kişiyi” diyerek Hz. Hamza’yı methetti; ardından da,

“Ona dedim ki ey Ümâme şehitlik rahat ve huzurdur,

Gafur olan rabbin rızasına ermektir” dedi

Ümame’nin yerinde olmak ve o küçücük haliyle babasının kahramanlığıyla yere serdiği Mekke müşriklerine onun hesabını vermek çok zordu. Bunu tahmin edebiliyorum.

Ancak hicretin 3. Yılı şehit olarak dünyadan ayrılan Hz. Hamza için Mekke’de kalan ailesi ve çocuklarının bu halini düşünmek ne kadar kolay olacaktı? Kim bilir kaç gece rüyasında gördü... Ne kadar çok onların dertlerini konuştu kendi ruhunda...

Geride kalanlar sahabe-i kiramın bile burun dileklerini sızlattı da izahı zor şeyler yapmalarına vesile oldu. Hâsılı, hem gidenlere hem de kalanlara dua etmek gerek.

Dua bekliyorlar... Bekliyoruz.

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (2)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.