GRİ GÖKYÜZÜ

Lütfi AYHAN

" GRİ GÖKYÜZÜ "


Son 300 yıldır her manada dünyaya hakim olan Avrupa ( şimdi ABD) ve O‘nun kurduğu medeniyet bizi, biz de O’nu iyi tanırız. Öyleki Avrupalıların koyduğu ölçüler bile bunu kanıtlar. Tarihi kendi kafalarına göre çağlara bölen Avrupa’dır. Bu ölçüye göre iki çağın başlangıcını bizler belirledik. İlk çağı bitiren Kavimler Göçü'ne sebep olan da, Ortaçağ'ı bitiren İstanbul'un fethine imza atan da biziz.

Avrupalılar İslam'dan önceki atalarımızı da çok iyi tanırlar. Hatta ona “Tanrının Kırbacı” ünvanını onlar vermişlerdir. Atamız Atilla Roma şehri kapılarına kadar ilerlemiştir. Teferruatına internetten ulaşabilirsiniz.

Müslüman Türk atalarımız da dedeleri Atilla gibi yönlerini batıya çevirmiş ve onlardan Atamız Alparslan 1071 Malazgirt’te Hristiyan Bizans’ın elinde bulunduran Anadolu'nun kilidini açmıştır. Ardından yapılan fetihler sonucu Anadolu Türkiye adını almıştır. Bu isimle kıyamete kadar yaşayacaktır.(İnşallah)

Haçlı seferleri, İstanbul'un Fethi, Balkanlar'ın fethi, Macaristan’ın fethi, Viyana kaplarına kadar dayandık. Viyana batıda vardığımız son noktadır. II.Viyana Kuşatması'nın olumsuz sonuçlanması neticesinde başlayan gerileme Kurtuluş Savaşı'na kadar devam etmiştir. Bu gerileme sadece toprak kaybında olmamış, bilimde, sanatta, eğitimde, teknolojide de olmuştur.

Niçin böyle oldu?
Bu suale binlerce cevap var. Birkaçını yazalım; Çünkü biz zaferlere doymuştuk. “Konfor öldürür” sözü gereği fazla zenginleşip lükse dalmıştık. Ülke çok genişlemişti.( 22 milyon km kare ) Topraklarımıza hakim olamıyorduk. Avrupa yıllardır bizden yediği dayağın tesiri ile iyice bunaldı . Başka birkaç sebeple Avrupa'da meydana gelen Coğrafi Keşifler, Rönesans ve Reform Avrupayı zıplattı. Teferruatına tarih kitaplarından bakabiliriz. ( Zenginlik ve bilim onlara geçti. ABD gibi bir mirasa kondu.)

….

Yakın zamanlarda Avrupa ile ilişkilerimiz ise şöyle gelişti.
I. Dünya Savaşı'nda Almanların yanında savaşa girip yenilince İngiltere bizi perişan etti. Osmanlıyı paramparça ettiler. Müttefiki olduğumuz Almanlar da aynı akıbete uğramalarına rağmen (hem de iki kez) toparlandı. sanayileşti. Lakin Almanlar II. Dünya savaşında o kadar nüfus kaybettiler ki ülkede işçi açığı ortaya çıktı. 1960'lardan itibaren bizden işçi talep ettiler. Türkiye’den Almanya’ya çok sayıda vatandaşımız işçi olarak gitti. O işçilerimiz hem kendilerine hem Türkiye'ye ekonomik anlamda çok fayda sağladılar. Ve son yıllarda biraz kendine gelen Türkiye insanı Avrupa ülkelerine okumak ve gezmek için gider oldular.

Özetlersek biz Türkler Avrupa’ya

a- Fetih için,

b- İşçi olarak

c- Okumak için

d- Turist olarak

gittik, gidiyoruz.

Bütün bunları niye yazdım. Son yıllarda Türkiye’de başta gençlerimiz olmak üzere Avrupa’ya karşı bir “aşk” doğdu. Sanki bu ülke tarihinde Tanzimat, Meşrutiyet, 1. Dünya savaşı hiç yaşanmamış, batının tek dişi kalmış bir canavar olduğu bin kere ispatlanmamış gibi, Mehlika Sultana aşık 7 genç misali,

(“Bir hayalet gibi dünya güzeli
girdiğinden beri rü'yalarına;
Hepsi meşhur, o muamma güzeli
gittiler görmeye Kaf dağlarına….” Yahya Kemal)

İnsanımız bir hüsran daha yaşamak üzere. Gençlerimiz Tanzimatçı, Jön Türk dedeleri gibi bir serabın peşindeler. Gençlerimiz bilseler ki Avrupa ve onun kurduğu medeniyet kan ve zulüm üzerine kurulu. Onların ellerindeki zenginlikler de Kızılderililerin, Afrikalı zencilerin, yok edilen Aztek, İnka, Maya kavimlerinin kanları var. Onları bu anafordan kurtaracak bu bilgileri onlara sunmamız elzem. Bu kara sevdalı gençlerimizden başkaları da gidiyor Avrupa’ya. Gezmek, ibret almak, tanımak maksadı ile seyyah kardeşlerimizin yaptıkları bu geziler, bu seyahatlerde tuttukları notlar çok kıymetli. İslam ve Türk kültürünü özümsemiş, Batı Kültürü ile karşılaştırıp tartmış bu kardeşlerimizin yazdıkları bu notların kitaba dönüşmesi çok değerli.

İşte onlardan birinin yazdığı bir kitabı okudum son birkaç günde. HABERNAME’den tanıdığım, geçen günlerde beni ziyaret ederek okuduğum kitabı bana imzalayan kardeşim Salim Yılmaz’ın kitabının adı; GRİ GÖKYÜZÜ Avrupa Gezi Notları. Salim Bey'in gezdiği ülke sayısını yazmıyorum ki nazar değmesin. Adı geçen kitapta Salim Bey gezdiği Kuzey Avrupa ağırlıklı 13 ülkeden bilgiler veriyor, gözlemlerini sunuyor okuyucuya. Bir de gezdiği ülkelerle ilgili önemli yerlerin(manzara ve bina) fotoğraflarını ekliyor kitabına. Salim Bey'in kitabını farklı kılan bence şu; Son üç yüzyıldır Asya'nın birçok ülkesinde olduğu gibi, ülkemiz insanın önemli bir bölümünde de Avrupa'ya karşı ( yukarıda bahsettiğim) kara sevdaya yakın bir aşk var sinelerinde. Asyalılar da, Afrikalılar da Avrupa’ya (ABD yi de buna ekleyelim) karşı oluşan bu temelsiz sevdanın sonunun hüsranla biteceği muhtemel bir gerçek.

Avrupa, son 300 yıldır ekonomide, Bilimde, teknolojide, insan haklarında birinci bu bir gerçek, ( tabi kendi insanı için.Şimdilerde bilim ve teknolojide Amerika ve Çin Avrupa'yı geçmiş durumda ) yanlış olan bunu abartmak, tarihsel değerlendirmeye tabi tutmamak, bu durumun sünnetulah’ın bir gereği ( Rahman sıfatının yansıması) olduğunu bilmemektir.

Avrupa'yı gezen birçok insanımız tarihi, sosyoloji'yi ve dini hakikatleri bilmedikleri için, Avrupa’yı objektif değerlendiremiyorlar. İşte Salim Bey bunlardan farklı olarak İslam kültürüne vâkıf, Türk tarihine Müsteşriklerin gözü ile değil “milli bakış” açısından baktığı için bu çelişkiye bu yanlışa düşmüyor. Avrupa'nın tarihini ve bugününü sentezleyerek, yer yer bizim kültürümüz ve sosyolojimizle kıyaslayarak daha gerçekçi, daha değerli, daha bilimsel görüşler elde ediyor. Bu yüzden bir tarihçi olarak kendisini tebrik ediyorum.

Aslında bizler gezgin ve seyyah bir ırkın torunlarıyız. Tâ Orta Asyalardan çıkıp Avrupa'nın ve Afrika’nın ortasına kadar devlet olarak, millet olarak gitmiş bir ırkın ahfadıyız. Bu hasleti yaşayan ve yaşatan seyyah ve gezgin kardeşlerimiz atalarının genlerini torunlarına taşıyorlar. “Gri Gökyüzü Avrupa Gezi Notları” kitabını bu yazıdan sonra okuyacak kardeşlerimiz umarım kitaptan daha fazla yararlanırlar.

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (4)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.