Hayatın Kıyısındakiler

Recep KOÇAK

İstanbul Aile Araştırmaları, Eğitimi ve Danışmanlığı Derneği (AİLEDER) Genel Başkanı Fatih Kılıçarslan’ı geçen Cuma akşamı Bizim Radyo’daki “Yarım Elma” programında misafir ettik.

Kılıçarslan, 20 yıl boyunca sosyal hizmet uzmanı olarak Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde görev yaptı. Bu sürenin altı yılında Başhekim Yardımcısı olarak sorumluluk üstlendi.

“Bu uzun hizmet döneminde kimbilir nice unutulmaz hatıranız vardır. Onlardan birisini paylaşır mısınız?” diye sordum.

Şöyle anlattı:

“Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ndeki ilk görev yıllarımdaydı. Emniyet mensupları sokaktan buldukları 13-14 yaşlarındaki zihinsel engelli bir kız çocuğunu getirdiler. Konuşamıyordu. Üzerinde kim olduğuna dair bir belge, nüfus cüzdanı yoktu. Günlerce onunla iletişim kurmaya çalıştım.

Sonunda aklıma bir çözüm yolu geldi. Kızın fotoğrafını çektik. Radyocu Gezegen Mehmet’e ulaştırdık. Gezegen (Mehmet Akbay), Kral Radyo’daki programında fotoğraftan yola çıkarak anonslar yapmaya başladı.

Meğer zihinsel engelli kız Düzceliymiş. Birkaç hafta önce kaybolmuş. Ailesi onu kaybettikleri ilk günden beri çeşitli kurumlara başvurmuş, kızlarını bulmak için çırpınıyorlarmış.

Aile, kızlarını kaybetmenin derin üzüntüsü ile bütün iletişim kanallarını açmış, adeta uçan kuştan medet umarak arayışlarını sürdürüyormuş. Gezegen Mehmet’in anonslarını duyan bir yakınları aileyi haberdar etmiş. Gelip kızlarını aldılar..”

Fatih Kılıçarslan’ın anlattığı hikayenin benzerini ben 10 yıl kadar önce Deniz Feneri’nde yaşadım.

Sarıyer’deki bir devlet hastanesinin acil servisine getirilip bırakılan yaşlı ve kimsesiz bir adam ortada kalmış. Hastane yönetimi adamı bir an önce bir yerlere göndermek için çırpınırken dönemin Deniz Feneri Derneği Genel Başkanı Av. Yusuf Atalay konuya vakıf olmuş. Zira Yusuf bey bir yakınının küçük bir sağlık sorunuyla ilgili olarak hastanenin acil servisine uğramış.

Atalay konuya vakıf olunca, “Biz ilgilenelim amcayla” demiş. Beni aradı ve bilgilendirdi. Yaşlı adamı kısa sürede oradan bir ambulansla alıp Deniz Feneri’nin anlaşmalı olarak indirimli sağlık hizmeti aldığı bir hastaneye götürdük.

İlerleyen günlerde adını bilmediğimiz ve öğrenme fırsatı da bulamadığımız yaşlı amca için yer araştırdık. Bir taraftan adını öğrenmeye çalışıyorduk.

Anlaşmalı hastane kısa sürede amcadan usandı. Ücretli olarak verdikleri hizmeti bile vermekten kaçınır oldu. Zira yaşlı amca ihtiyaçlarını kendisi gideremediği için sürekli altından alınması gerekiyordu. “Getirdiğiniz hastayı lütfen alın!” demeye başladı hastane personeli.

Amcanın barınma problemini geçici de olsa çözmek üzere bir gönüllümüzün yardımıyla Bakırköy Devlet Hastanesi’ne yatırdık.

Bu arada dört bir koldan amca için çözüm arayışlarını sürdürdük

İyice bunaldığımız bir noktada, pek umudumuz olmasa da İBBKayışdağı Darülaceze’nin kapısını çaldık.

Kayışdağı’na daha önce başka acezeler için müracaatlarımız olmuş, oraya bir insanın kabulü için epeyce ter dökmek gerektiğini tecrübe ile öğrenmiştik.

Yanımda Deniz Feneri’nin Ramazan Ağabeyi de vardı. Kayışdağı’nın müdürü karşısında Ramazan Ağabeyi görünce duygulandı, acıklı hikayeler anlattı bize.

Bizim etkilendiğimizi gördükçe de, “Ramazan Ağabey, şimdiye kadar siz bizi ağlattınız Deniz Feneri programıyla. Biraz da siz ağlayın!” diyordu.

Ortamın hazır hale geldiğini anlayınca ona, adını bilmediğimiz ve yaklaşık bir aydan beri misafir ettiğimiz yaşlı amcanın hikâyesini anlattım, “Bugüne kadar on binlerce ailenin problemini çözdük ama bu amca konusunda çaresi kaldık” dedim.

Müdür Bey meğer eşref saatindeymiş, “Amcayı alalım. Siz mi getirirsiniz yoksa biz ambulans gönderelim mi?” diye sordu.

Biz ise çok yakın bir akrabamızın sorununu çözmüş gibi müthiş bir sevinç yaşamıştık, “Biz getiririz!” dedik..

Yaşlı amcayı her hatırladığımda, “Sadece kadının değil erkeğin de adı yok!”diye geçiriyorum içimden.

Biz görmezden gelsek de, farkına varmasak da “hayatın kıyısı”nda öyle gönlü kırık insanlar var ki, hikayelerini dinleyince şaşırır kalırsınız. Onları bulup ilgilenmek, sıkıntılarını gidermek, yüzlerini güldürmek bizi insanlığımıza biraz daha yaklaşacaktır.

Aksi halde çoğumuz her geçen gün biraz daha uzaklaşıyor insanlığından.

 gumuslale@gmail.com 

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.