Herkesin “Amerikan Rüyası” ve Gerçeğe Uyanma

Özcan GÜNGÖR

Herkesin “Amerikan Rüyası” ve Gerçeğe Uyanma

Ferideddin-i Attar, Mantık Al-Tayr adlı mesnevisinde, padişahlarını aramak üzere bir araya gelen kuşların serüvenini hikâye eder. Kuşlar böyle bir heves içindeyken Hüthüt gelir ve onlara zaten bir padişahları olduğunu, fakat o padişahın "binlerce nur ve zulmet perdeleri ardında bulunduğunu ve adının Simurg olduğunu" bildirir ve: "Gelin onu arayıp bulalım" teklifinde bulunur. Bu hikaye anlatılırken, Hüthüt’ün hitabındaki çeşitli mecazların anlaşılabilmesi için, araya Şeyh-i San'an'ın hikâyesi girer; Şeyh San’an’ın anlatılan hikayesinde mecaz ve istiarelerden ziyade, günümüz insanının anlayabileceği şekliyle zahirine bakarsak; elli Yıllık Şeyh bir rüya görür ve rüyanın gerçekliğini anlamak için Rum iline gitmeye karar verir ve müritlerine; "Bir işim düştü, Rum ülkesine hemencecik gitmem gerek, gideyim ki, şu düşün tabiri nedir, meydana çıksın." Der ve yollara düşer. Rum ilinde rüyasının yorumunu ararken bir sokakten geçer ve geçerken de güzel görür ve ona aşık olur ve bu güzelin de evlenmek için Şeyh’e şartları vardır. Bu şartlardan ilki olan içki içmeyi kabuledenŞeyh, bundan sonra aşk için zilletin her türlüsünü de göze almıştır ve nihayet Hristiyan olur ve bu Rum güzelinin domuz sürülerini gütmeye başlar.

Bu hikayenin İslam kültür ve medeniyeti açısından çok güzel tahlili olmakla birlikte (Rasim Özdenören, 18 Ekim 2001, Yeni Şafak), biz bu yazımızda “Amerikan Rüyası”na kapılan bazı kesimleri kısaca tahlil etmeye çalışacağız. Amerikan rüyası en basit tanımıyla: iyi bir ev, araba, iş ve refah seviyesi yüksek bir sosyal hayatın diğer adıdır. Kişiler bu emellerine kavuşmak için Amerika’ya, bazıları da Amerikalılara koşmuş ve rüyalarının gerçekleşmesi için ellerinden gelen gayreti göstermişlerdir.  

Çağımızda da kimi zaman bir siyasetçi; Amerikan rüyasını kendi şahsında ülkesinde gerçekleştirmek istemiş, sevgiliyi razı etmek için tavizler vermiş, bazen her türlü zilleti göze alarak ülke yönetimine talip olmuş, bu rüyanın gerçekleşmesi için hikayedeki gibi naz yapan güzelin bin bir nazına katlanmış ve ruhu da köleleşmiştir. Kimi zaman bir göçmen; gittiği ülkede bu güzele sahip olup rüyasını gerçekleştirmek için güzelin şartlarına uymuş, dilini, dinini, kültürünü hatta dostlarını bile unutmuş çünkü güzel, rüyanın mutlu sonuçlanması için bunları şart koşmuştur. Bazen bir öğrenci ülkesinde göstermediği gayreti bu yaban illerde güzelin rızasını kazanmak ve aradığı mutluluğu bulmak için göstermiş ve rüyanın sonuçlanmasını beklemiştir. Bazen de kimi diktatör kimseler sevgili karşısında süt dökmüş kedi gibi olmuş, ondan gelen bir bakışa halkının bütün insani ve islami haklarını feda etmiş gitmiştir.

Ancak artık “Amerikan Rüyası”ndan uyanma vakti gelmiştir. Siyasetçi için bu rüya artık kendi dinamiklerinden, ruh kökünden ve manevi değerlerinden olmadıkça böyle bir rüya gerçekleşmeyecektir. Göçmenler için bu rüyanın gerçekleşmesi birlik olmak, değerlerine sahip çıkmak, dinine destek olmak, çocuklarına başka göçmenlerin yapmadığı kadar vakit ayırmak ve ailesinde bu mutluluğu aramak vardır. Aksi bütün yollar onu daha da aşağıya düşürecek belki domuz çobanlığı yapma zilletine bile götürecektir. Öğrenci için yapılması gerekli şey, Amerikan rüyasını ülkesinde gerçekleştirmek için, ruhu, temeli ve sistemi anlayıp ülkesinde bunu gerçekleştirme gayreti gösterme zamanıdır. Diktatörleri söylemeye gerek var mı ? Belki bir süre daha kukla insanlar bu rüya için mücadelelerini devam ettirebilirler ancak rüyadan uyanma vaktidir, kendileri güzelin nazına razı iseler de halk (aile) bunu istememektedir.

Sonuç olarak Amerikan Rüyasının gerçekleşmesi için bu “sevgili” kendisini arzu edenlerden bazı değerlerinden vazgeçmesini istemektedir, eğer bu sevgiliyle evlilik isteniyorsa onun kültür ve mizacı göçmenlerin kültürü ve mizacı haline gelmelidir ki izdivac vuku bulsun. Artık böylesi bir evliliği cihana on asır adalet dağıtmış bir milletin evlatları kabuletmez ve zilletin böylesini de reddederler. Bu ara Şeyh San’an’ın sonunu merak edenler için, onun bu halini görüp terkeden yakın dostları, ülkelerine dönünce hikmetli bir zattan dostun dostu hiç bir halde yalnız bırakmaması gerektiği dersini alırlar ve geri dönerek O’nun hali için ayna olurlar ve Şeyh sonunda durumu anlar, tevbe eder ve onlarla dönmeye karar verir. Arkasından da Rum güzeli yaptığı hatayı anlar ve Şeyh’in ülkesine hem de Müslüman olarak gitmeye karar verir. Demek ki nerede olurlarsa olsunlar ister Amerika’da isterse  dünyanın başka bir yerinde  zillete düşen, zorluğa giren, karar veremeyen, eşini seçemeyen, gerçek insanlığı bilemeyen, rüyasının şokuyla benliğini kaybetme tehlikesi başlayan insanlarımıza vefalı dostlar lazım bu dostlar sayesinde aranan gerçek sevgili ve aşka ulaşılabilecektir.

Y. Doç. Dr. Özcan GÜNGÖR

Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (Din Sosyolojisi) 

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.