İlkler ve daha umutlu sonlar

xxx78

Demek bu da olabilirmiş: Türkiye’de Genelkurmay Başkanlığı görevinde bulunmuş bir orgeneral 48 saattir cezaevinde. ‘İnternet andıcı’ davasıyla ilgili başlatılan soruşturma kapsamında ifadesi alındıktan sonra, eski komutan, sevk edildiği mahkeme tarafından tutuklandı.

Org. İlker Başbuğ üç yıl önce Genelkurmay Başkanıydı; bugün tutuklu sanık...

Hukuk sistemlerinde unvanlar ve koltukların koruyucu bir tarafı yoktur; daha geçen ay eski bir cumhurbaşkanını ‘bir kadını taciz ettiği’ için yargılayıp cezaevine tıktı İsrail... Almanya Cumhurbaşkanı da bir mali skandal yüzünden koltuğunu kaybedebilir, cezaevine düşebilir...

Cumhurbaşkanlarının yargılanabildiği bir dünyada Genelkurmay Başkanı haydi haydi yargılanır...

Yine de şaşırdık işte. Çünkü bu bir ilk; şimdiye kadar tek bir Genelkurmay Başkanı’nın sivil mahkemelerce tutuklandığını görmedi bu ülke... 27 Mayıs (1960) sonrasında, askerler, ülkeyi on yıl yönetmiş siyasi kadroyla birlikte darbe-öncesi dönemin Genelkurmay Başkanı Org. Rüşdü Erdelhun’u da Yassıada’ya tıkıp yargıladılar; ama sivillerin yargıladığı ilk Genelkurmay Başkanı olacak İlker Başbuğ...

Darbe girişimine kalkışıp başarılı olamamış askerleri yargılayan ülkeler oldu; sözgelimi İspanya... Başarılı darbelerin muzaffer komutanlarını demokrasiye yeniden dönüldüğünde yargı önüne çıkartan ülkeler biliyoruz: Şili... Arjantin... Yunanistan...

Türkiye darbelerle yüzleşmekten, darbecilerle hesaplaşmaktan kaçındı bugüne kadar; bu yüzden de on yılda bir darbe oldu-bittisiyle karşılaşıldı bu ülkede. İlk defa şimdi, hem başarılı olmuş (12 Eylül 1980) bir darbeyle hem de darbe girişimlerine bulaşmışlarla hesaplaşıyor.

12 Eylül sonrasında çarptırıldığı idam cezası yaşının küçüklüğü sebebiyle infaz edilmemesi gereken genci bile sehpaya göndermekten çekinmemiş, sırf darbeye zemin hazırlansın diye ülkenin dört bir tarafının kana boğulmasına izin vermiş sorumluları yargılamayı, yaşları ileri diye, tasvip etmeyenler var bugün...

Olsun. O zaman gençlerin idamı karşısında sessiz kalanlar gibi bir yanlışlığı uzaktan seyretmeyiz biz. Hem sonra Türkiye’de idam cezası kalkalı da epey oluyor.

Bugün gelinen noktayı asla küçümsememek gerekiyor. Yanlışlık yapanların üzerine gidilmesi, hangi konumda bulunurlarsa bulunsunlar hesaba çekilmesi, gerekli görülüyorsa cezaevlerine gönderilmesi ülkemizin demokrasi açısından bir hayli olgunlaştığının apaçık işaretleri...

Aynı olgunluk, suçlananlara yanlış muamele edilmesini de engellemeli. İster komutan olsun ister er, hiç kimseye, gerekli olmadığı halde cezaevlerinin kapısı açık tutulmamalı.

Her ifade veren komutandan sonra “Tamam da, neden ondan önceki yok?” sorusunu soranlar çıkabiliyor. Doğrudur; henüz bütün yanlışlıkların üzerine gidilemedi. Aylardan beri tutuklu olanlar yanında, onlara emir verdiği yolunda emareler bulunan başkaları sorguya çekilmedi. Girişim safhasında kalmış darbe hazırlıklarıyla ilgili davalar sürüyor, internet sitesine konmuş ‘e-muhtıra’ verene sıra bir türlü gelmiyor...

İşte bu noktada da yargıya güvenmemiz gerekiyor. Yargı da bu güveni hak edecek biçimde davranmalı.

Siyaseti siyasilerin yaptığı, askerlerin ülke güvenliğine yoğunlaştığı, yargının da yansız ve bağımsız çalıştığı bir ülke olma hedefine az kaldı.