İNAT KÖR EDER !

Sebahattin BİLGİÇ

Çok ilginç bir zamanda yaşıyoruz. Memleket insanında acayip haller başladı. Sağduyu, insaf, iz’an ve irfan ne kadar önemli imiş meğer.

Malum içki satışı ve sunumuyla ilgili yeni düzenlemeler yapıldı. İşte bu aşamada kıyametler koptu. Neler neler söylendi ama en acayibi bu yasayı protesto etmek için bazı aklı kıtlar yine bazı şehirlerin meydanlarında toplanıp içki içme eylemi yaptılar da şerefe! kadeh kaldırdılar.

Allah akıl fikir versin!

Akıl bu kadar mı dumura uğradı? İnsanlar bu kadar mı sıhhatlerine düşmandır? İnat bu kadar mı insanı kör yapar?

Dini yönden bakarsak içki kesin haramdır. Ayetle yasaklanmıştır. Hadisi şeriflerde de “bütün kötülüklerin anası” olarak gösterilen içki büyük günahlar sınıfında sayılmıştır. Dinimiz bırakın içilmesini içki için ürün yetiştirilmesini bile yasaklamıştır. Çünkü aklın, malın, nesillerin, canın ve dinin korunması dinimizin teminat altına alınmasını istediği şeylerdendir.

Kişisel veya memleket sıhhat ve selameti açısından değerlendirilirse de durum son derece önemlidir. Hangi aklı başında kişi insana her türlü zararı verebilen içki tüketimini teşvik edebilir? Hangi devlet aklı ve vücudu teslim alan bir şeye vatandaşlarını özendirebilir? Hatta özendirmeyi bırakın böyle ürünleri bizzat kendisi üretebilir ? Anne babaların ve devlet kurumlarının geleceğimizi emanet edeceğimiz nesillerin gürbüz insanlar olarak yetişmesini sağlamak görevi yok mudur?

Hayat oyun ve eğlenceden ibaret değildir. Allah Teala nezdinde insanın yaradılış sebebi bellidir. Aklı başında olan insandan istenen görev kulluktur. Hayatına vahyin yön vermediği, vahiy kültüründen uzak yaşayan insanın dünyayı oyun ve eğlenceden ibaret görmesi maalesef kaçınılmaz oluyor. Bizim yaşam anlayışımızda sevinmek ve yerinmek pek olmaz. Çünkü şu geçici hayatta sevinilecek ve yerinilecek şeyler bellidir.

Aile saadeti açısından içki tüketimine baksak, aile bütünlüğünün ve saadetinin en önemli engellerinden birinin bu olduğu gayet aşikardır. Görsel ve yazılı basını ibret nazarıyla takip etmek lazım. Sarhoşların komik görüntüleri vahameti ortadan kaldırmıyor. İçkiden kaynaklanan kayıp servet, giden canların yanında ne kadar değer taşır ki?

Ya dağılan ailelerde boynu bükük kalan şefkate muhtaç çocuklar? Biliyor musunuz ülkemizde kadın sığınma evleri hızla artıyor? Aile içinde şiddet gören birçok kadın çaresiz kadın sığınma evine koşuyor. Bunların nedenlerinden ciddi bir bölümü içki bağımlılığı oluşturuyor.

Tanıdığım bir ailede, evin beyinin içki müptelalığı nedeniyle nerdeyse boşanma aşamasına gelindi. Bir başka tanıdığım ailede de sarhoşluk nedeniyle kocası eşine zarar verdi ve sakat durumuna soktu. Eminin hemen herkes bu tür örnekleri bolca sıralayabilir. “Şişede durduğu gibi durmaz” derler. Çevremizden ve takip ettiğimiz basından biliyoruz ki biraz eğlenmek, güya efkar dağıtmak için oturulan masalardan muhabbet değil bazen katiller, bazen canavarlar bazen de çeşitli rezillikler çıkıyor.

İstatistikler memleketimizde son altı yılda içki tüketiminin iki katına çıktığını söylüyor. Amatem verilerine göre ise son beş yılda alkol tedavisi görenler on kat artmış. İnternete girin araştırın. Daha hayatı tanımayan okul çocukları içindeki boşluğu doldurmak için uyuşturucu ve içki kullanıyor. Hatta merak ediyorsanız memleketimizdeki içki kullanma yaşının kaça düştüğünü de bir araştırın.

Kişisel zevklerimiz memleket menfaatlerinin önüne geçmemeli. Hele temsil konumunda olup yönlendirebilecek konumda olanların daha dikkatli davranmaları lazım. Bir ara dizilerde ve filmlerde sadece rakı içilirdi. Güya Türk rakısı tanıtılacak ve bol tüketilecek. Amaç bu. Sonra ne olacak. Alkoliklerin sayısı artacak, gece yarısından sonra kontrolü sağlayamayan şoförler hem kendilerine yazık edecek, hem de masum insanlara…

“İnandığınız gibi yaşamazsanız, yaşadığınız gibi inanırsınız” diye çok meşhur bir düstur var. Bugün maalesef çağımızın en önemli hastalıklarından oldu bu durum. Nefislere hoş gelen yaşam tarzının inanç gibi kabul edilmesi ne kötü bir şey. İnsanın içki tüketim hakkını özgürlük olarak algılaması da yerinde değil. Zaten isteyen içki kullanabiliyor. Burada düşünülmesi gereken, bazı çevrelerin inatla içki tüketiminden doğan her türlü tahribata hiç önem vermemesi. Güya yaşam alanlarının kısıtlanması onları rahatsız ediyor.

Haberlerde seyrettim. Bir filmin galasında sinema salonunda içki sunumu yapılmamış. Filmin artisti ,(kim artist yaptıysa) sinema salonunda içkinin ne işi var demiyor da yaşamının kısıtlandığını söyleyip, endişeli olduğunu belirtiyor. Doğrusu bende bu insanlara yazık oluyor diye endişe ediyorum. Son nefese kadar açık olan tevbe kapısının, sarhoşluktan dolayı açılamayabilecek olması beni çok üzüyor.

Allah Teala Kuranı Kerimde bakınız ne buyuruyor:” Kim zerre miktarı hayır işlerse onun karşılığını görür, kimde zerre miktarı kötülük işlerse onun karşılığını görür.”(Zilzal Suresi) Adımlarımızı karşılaşacağımız hesaba göre atmamız ne güzel nimet.

 

 

 

 

 

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.