İNSANLIK AFRİKA SINAVINDA ...

Ulvi SEVECEN

Afrika'nın doğusunda insani bir trajedi yaşanıyor... Günlerdir Somali'den dünya medyasına yansıyan fotoğraf ve görüntüler kabus değil, tamamen gerçek.

Somali'de umut dolu yaşlı gözler ufuklarda, kendilerine uzatılacak yardım ellerini bekliyor.

Ruhlara, vicdanlara burukluk veren bu tablo, ülkedeki kıtlık felaketinin boyutlarını tüm dehşeti ile gözler önüne sererken, gece yastığa başımızı koyduğumuzda çoğumuzun vicdanını sızlatıyor artık. Halbuki daha önceleri de aynı görüntüler hayatımızın bir parçasıydı. Eksik olan, insanlık adına yeterince duyarsız oluşumuzdu.

Sadece Somali değil, birbirin pek de uzak olmayan Etiyopya, Kenya ve Uganda da aynı şiddette olmasa da yaşanan bu trajedi, aslında bir anda olmadı. Uzun zamandır bekleniyordu.

Kıtlık öncesi uyarı sistemi olan "FEWS" 'in bu kıtlığı önceden tahmin ettiği ve Ağustos 2010'dan bu tarafa çeşitli uyarılarda bulunduğu söyleniyor. Ama ne yazık ki uluslararası toplum ve kuruluşlar ve ülkenin yöneticileri erken önlem al(a)madı ve beklenen gerçekleşti.

Bizler de dahil tüm insanlık alemi işin vahim noktalara geldiği ancak açlıktan ölen, can çekişen çocukların resim ve görüntülerinin yayınlanmasından sonra anlayabildi.

Batılı ve doğulu bir çok ülke bu insanlık dramına duyarsız olsa da şimdilerde bizler Anadolu toplumu olarak içinde bulunduğumuz kutlu zaman diliminin sağnak sağnak ruhlarımıza akıttığı şefkat televvvünlü merhamet duygularımızla "sadece üzülmeyi" bir kenara iterek himmetlerimizi seferber etmiş durumdayız.

Bu olağanüstü seferberliğin şimdiye kadar başarılı bir şekilde devam etmesini, "Açlık ne demektir?" sorusunu en içten şekilde anlayıp, cevabını aksiyon olarak ivedice ortaya koyan bir milletin doğal bir refleksi olduğuna inanıyorum. Tabir-i diğerle muhtacın elinden tutma, ona şefkat gösterip, cömertce davranma genetik olarak bizlere lutfedilmiş.

Yaşanan olumsuz şartların çözümünün uzun vadeli ve birden çok temel problemleri içerdiğini biliyoruz. Mutlaka onlar da gündeme getirilecektir. Ama şu an yaşanan sıkıntıların bir an önce asgariye indirilip hafifletilmesi gerekmektedir.

Hazreti Peygamber (s.a.v)' in "Bir mü'min kendisi için isteği bir şeyi, diğer bir mü'min kardeşi için de istemedikce, tam bir imana sahip kamil mü'min olmayacaktır." ifadesi bizlere rehber olmaktadır, olmaya devam edecektir. 

Özellikle Somali'yi bu noktaya getiren krizin nedenini veya krizin perde arkasını anlamak noktasında bir şeyler yazmak gerekirse; akla ilk gelen temel faktör "devletsizlik, ülkeye hakim bir devlet gücünün" olmamasıdır.Yalnızca kuraklıkla beraber gelen kıtlığın değil, ciddi siyasi problemlerin de yaşandığı bu ülkenin geleceği artık insanlığın elinde.

Kuraklığın dışında hızlı çölleşme, iklim değişikliği, yoksullluk ve iç çatışmalar sıkıntıların son derece şiddetli yaşanmasında önemli rol oynamıştır. Dış etkenler ne kadar etkili olsa da, her şeye rağmen bir devlet mekanizması eksikliği olmasaydı, diğer bir ifadeyle güçlü bir devlet mekanizması olsaydı şartlar bu kadar ağır olmazdı ve mücadele edilebilirdi.

Somali'de en temel sorun, siyasi çıkarlarla iç çatışmalara sebep olan grupların mücadelesi. Tek yapılması gereken bu grupların "güç hesaplarını" unutup vicdanlarının sesini dinlemeleri ve önlem almada ortak çözümler üretmeleridir.

Ülkemiz insanı, kuraklık neticesinde meydana gelen bu şiddetli kıtlık karşısında maddi ve manevi olarak tüm imkanlarını seferber etmeye devam ediyor. Ancak sadece bu yeterli olmayıp, en temel problem olarak karşımıza çıkan siyasi istikrarsızlığın giderilmesi ve Somali'de tüm tarafların biraraya gelerek kuracakları güçlü bir siyasi yapı için de gayret ve çaba sarfetmesi gerekmektedir.

İlerki  zamanlarda diplomatik olarak bu sürecin de başlayacağına inanıyoruz...

 ulvi_sevecen@hotmail.com

 

 

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.