İslam karşıtları ortak cephesi!..

xxx135

Belki dikkatinizden kaçmıştır. Pazartesi günü Milliyet Gazetesi'nde "İslam karşıtları zirvesi" başlığı altında bir haber vardı. Haberin Milliyet'te yer alması ve haberi verirken seçilen başlık dikkat çekiciydi. Başlığın hemen altında yer alan açıklayıcı cümle ise başlıktan daha dikkat çekiciydi. Bizim spot dediğimiz başlık altında başlığı açıklamak, bir başka deyişle haberin özünü vermek için seçilen cümle aynen şöyleydi:

"Birçok Avrupa ülkesinden laiklik savunucuları, sağcılar, feministler ve Marksistler Fransa'da bir araya gelerek 'İslamlaşmaya' karşı güç birliği çağrısı yaptı."

Yukarıya aldığımız haber özetinde de görüldüğü gibi Avrupalı laikler, sağcılar, feministler ve Marksistlerin ortak noktasını İslam karşıtlığı oluşturuyor. Konu İslam söz konusu olduğunda Avrupa'nın laikleri, sağcıları, feministleri ve Marksistleri hemen ortak bir cephe oluşturuyorlar.

Bu haber bana Erbakan Hoca'nın 1970'li yıllarda siyasete getirdiği, "Sağ-sol yok. Sadece hak ve batıl var" değerlendirmesini hatırlattı. Bu nitelendirme, daha doğrusu bu ayrım siyasete bomba gibi düşmüş sağcılarında solcularında tepkisine yol açmıştı. Çünkü, bir kandırmacanın böylece boyası akmış, gerçek çehreleri ortaya çıkmıştı. Toplumun önemli bir kesimi bu değerlendirme karşısında "Sağcı ile solca nasıl aynı olur?" demiş, var olan şartlanmışlık sebebiyle anlamakta zorluk çekmişti. Kısacası uzun yıllar ülkemizde sürdürülen suni sağ-sol ayrımına gerçekçi bir yaklaşım getiren Erbakan Hoca bu ayrımın doğru olmadığına, kitleleri uyutmak ve kandırmak için kullanıldığına dikkat çekmişti. Kendini sağcı kabul edenler solcularla aynı kefeye konulmuş olmanın rahatsızlığını yaşamış, solcular ise sağcılarla ortak bir nitelendirmeye tabi tutulmalarından rahatsız olmuşlardı. Aradan yıllar geçti, komünizmin iflasi ile ülkemizdeki sağ-sol ayrımı da giderek anlamını yitirdi. Siyaset hayatımızda sağ-sol ayrımının anlamını yitirmesi ciddi değişikliklere yol açtı. Çünkü geçmişte sağ-sol ayrımı ile kitlelerin karşı karşıya getirilmesi ve birbirleri ile dövüştürülmesinin sadece emperyalistlere hizmet ettiği gerçeği ortaya çıktı. Bir de bu çatışmaların ülkemizde darbecilere zemin hazırlamak suretiyle destek olduğu gerçeği görüldü.

Yukarıya aldığımız haber başlığı ve spotu gösteriyor ki benzer ayrımlar sadece ülkemiz açısından değil çeşitli ülkeler açısından da sadece bir çeşniden ibaret. Farklı görüşlerde de olsa Hristiyan dünyası İslam düşmanlığında, İslam'a karşı ortak cephe oluşturma hususunda birleşiyor. Bu ittifakın kökleri çok eskilere dayanıyor. Haçlı seferlerinde de Avrupalı Hristiyanlar benzer ittifaklar oluşturmuşlardı. Kudüs'ü Müslümanlardan kurtarma bahanesiyle milyonlarca insanı katletmişlerdi. Bununla da kalmamışlar soygun ve talan konusunda da Avrupa'nın çok çeşitli ülkelerinden gelen haçlı sürüleri bunu adeta dini görev olarak algılamışlardı. Kısacası Hristiyan dünyası yüzyıllardan beri İslam'a karşı hep ortak cephe oluşturmuştu. Bunun son örneğini Fransa'nın Başkenti Paris'te toplanan, "Ülkelerimizin İslamlaşmasına karşı Uluslararası Kurultay" adı altında yapılan toplantı oluşturmuştur.

Bu gerçeğe rağmen İslam düşmanlıklarını gizlemeye bile gerek duymayanlarla bir çatı altında toplanma çabalarını insan anlamakta zorluk çekiyor.

Söz konusu kurultayda ele alınan ve tartışılan konular da önemli. Kurultay'da yeni cami yapılmasının engellenmesi, sadece helal ürünlerin satıldığı marketlerin kapatılması, kadın ve eşcinsel haklarının savunulması gibi konular ele alınmış. Nasıl olmuşsa yapılmış camilerin yıkılması gündem maddesi olarak ele alınmamış ama minarelerden ezan okunmasının, hatta camilere minare yapılmasının engellenmesi çabalarının sürdüğü düşünülürse Hristiyanların gündeminde bu konu zaten vardı.

Aslında Hristiyanların bu tavrının yadırganacak bir yanı yok. Bilinen tavırlarını sergiliyorlar. Ülkemizde de zaman zaman gündeme gelen tartışmalarda sağcısı, solcusu, laikcisi, eşcinselinin İslam'ın yaşanması gündeme geldiğinde hemen ortak bir cephe oluşturmuyorlar mı?