Kibirlilere sadaka vermek...

Selma ÖZTÜRK

 Allah Rasulunun sözleri ve hareketleri hiç şüphesiz birbirinden güzel, birbirinden öğütverici ve birbirinden eğiticidir. Her birinin altında muhakkak derin manalar, sebepler ve gerekçeler vardır. Her bilim dalında tanıdığımız bazı kuralları incelediğimizde, bir çok ilginç bulduğumuz konuları Allah Rasulunun sünnetinde bulabiliriz.

 

Bir hadisinde (beni şaşırtan, güldüren ve çok düşündüren bir hadistir bu): “Et-Tekkebberu ala Mutekebbirin sadakatun.” diyor. (Bazıları bu hadisin sahih olup olmama hususunda tereddütlü olsalar da, içeriğine bakıldığında, bunun sahih olduğunun kanaatindeyim.) Bu hadisin anlamı ise şöyledir. “Kibirlilere karşı kibir sadakadır.” Mutekebbir kelimesi Arapçada KAF, BE ve RA kökünden gelen KÜBRA, EKBER,  KİBİR kelimeriyle aynı kökten gelir ve büyüklükle alakalı olan şeyleri kapsar. Hadisi Şerif’in oluşumu ise çok ilginç ve düşünmeye değer. Allah Rasulunun burada bir önerisi ve bir tavsiyesi vardır. Demek ki kibirli bir insanı gördüğümüzde ona haddini bildirmek için bizde kasten ona karşı kibirli davranmamız gerekiyor. Burada bir yanlış anlaşma olmasın efendim! Allah’a sığınırım. Normalde inanan bir insan yaradanı bilip tanıdığı için kibirli olmaz, olamaz, buna cesaret bile edemez. Çünkü kendisinden çok ama çok daha büyük birinin olduğunu bilir ve hayat sermayesini ona göre, haddini aşmaksızın tüketir. Beethoven bile, kendisi bir deha olduğu halde – ki adam duyma özürlü olmasına rağmen, hayatının en güzel eserlerini icra etmiştir – şöyle demiştir: “ Kendimi kainatla kıyasladığım zaman, ben neyim ki?” Ne kadar güzel bir söz değil mi? Durum böyle iken, insanoğlu değil büyüklenmek, kibir kelimesinin K’sini bile telaffuz etmeye cesaret edemiyor...

 

Kibir Kuran’ı Kerim’in bir çok yerinde geçer. Allah’u Teala müsriflerden ve cimrilerden bahsettiği gibi, kibirlilere de yüce kitabında yer vermiştir. Ve işin ibret verici tarafı, kibiri İblis’in, yani şeytanın bir vasfı olarak göstermektetir. Zira İblis Adem Peygamber’e emrolunduğu gibi saygı sedcesini kibirinden dolayı kasten yapmamıştır. Ve yapmadığından dolayıda, itaatsızlığından dolayı kafir, yani inkar eden olmuştur. Bu vakayı Kuran’ı Kerim’in bir çok yerinde okuyup öğrenebiliriz. Evet, demek ki, kibir şeytani bir vasıftır ve kendisini “bir şey” zannedenler (aceba bunlar kendilerini ne zannediyorlar? İnanın çok merak ediyorum. Bilen varsa, zahmet olmaz ise, bana da bildirsin) içlerinde taşıdıkları bu vasıftan dolayı, şeytana biraz değil de, çok yakın olduklarını bilmeleri gerekir... Kibir insanı yaradanından uzaklaştırır, onu ibadetten engeller, secdeden  alıkoyar ve küfür boyutuna sürükler. Bu benim tespitim değildir, bu bir ilahi ikazdır efendim!

 

Bu tür mütekebbir (kendini beğenmiş) insanları görüp tespit ettiğimizde, bize düşen bir görev vardır. Eğer karşımıza kibirli insanlar çıkarsa – bunlar genelde hal ve hareketlerinden, konuşmalarından ve övünmelerinden, yürüyüşlerinden ve oturuşlarından belli olurlar-  onlara vereceğimiz en güzel ders, onlara karşı (inatlarına) kibirli davranmaktır. Yani onlara karşı böyle davranmakla, onlara bir ders vermiş oluruz. Bizim bu yapmamız gereken hareketi Allah Rasulu sadaka vermekle değerlendiriyor. Neden burada sadaka kelimesini kullanmış aceba? Başka bir kelime de kullanabilirdi. Bunu bir düşünelim. Sadaka kimlere verilir efendim? Fakir, zavallı ve muhtaç olan insanlara verilir. (Maddi ve manevi) zengin bir insana verilmez, çünkü onun sadakaya ihtiyacı yoktur. Demek ki, kibirli insan maddi açıdan zengin olabilse de, (manevi açıdan) fakir bir insandır. Zavallı, garip ve muhtaç bir insandır. Ve zaten böyle olduğu için de, kibirlik taslama ihtiyaçını hisseder. (Gönlü) zengin bir insan, rabbini bilen bir insan, kalbinde iman taşır ve iman gücünden dolayı kibirli olamaz. Zavallı kibirliler!!! Ne kadar da sadakaya muhtaç insanlarmış meğer, yaaa....

 

İnsan kuldur efendim ve kulluğunu bilmelidir! Bu gerçeği kesin olarak kabul edip, içine sindirmesi gerekir. Unuttuğu anlarda ise hatırlaması gerekir. Şayet kendisi hatırlamakta zorluk çekiyor ise, onları biz - bu aslında yanlış, ama o anda doğru ve yerli olan – kibirli hareketimizle hatırlatmış olalım. Böyle yapmakla bir “sadaka” vermiş oluruz ve aynı zamanda sadaka vermekle sevap işlemiş oluruz. Ne güzel bir sevap kazanma fırsatı, değil mi?

 

 

 

 

 

 

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.