Kıyamet Alâmetleri Belirdi

xxx43

AHİR zaman alâmetleriyle ilgili olan ve bize tevâtür yoluyla ulaşmış bulunan haberlerin büyük kısmı gerçekleşmiştir. Küçük alametlerin tamamı, büyük alametlerin bir kısmı zuhur etmiştir. Fitne ve fesat ayyuka çıkmıştır. Nifak ve şikak yaygın ve yoğun olmuştur. Maddî ve mânevî yangınlar, âfetler, felâketler dünyayı kasıp kavurmaktadır. Aşağıdaki hususlara dikkatinizi çekmeme izin vermenizi rica ederim:

1. Zina ve bina çok yaygın hale gelmiştir.

2. İki yüz metreyi aşan, başı bulutlara ulaşan dev, şeddadî, nemrudî binalar İstanbul'da göğe ser çekmektedir.

3. Yüz milyonlarca Müslüman, kâfirleri öylesine taklit etmektedir ki, onlar sıçan (kertenkele) deliğine girseler bunlar da girecektir.

4. Nifak ve şikak son derece yayılmıştır.

5. Müslüman kılığındaki birtakım (mecazî mânada)müşrikler Altın Buzağı dinine girmişler, paraya put gibi tapmaya başlamışlardır.

6. Niceleri dilleriyleKur'an okurlar ama o Kur'an hançerelerinden aşağı inip kalplerine nüfuz etmez.

7. Yaşları küçük, akılları güdük bir topluluk zuhur eder, onlar Kur'an okurlar, Hayrilberiyye Efendimizin hadîslerini nakl ederler ama gergin yaydan fırlayıp ava isabet eden, o hızla avdan da çıkıp giden ok gibi dinden çıkarlar.

8. Müslümanların evlerine "Deccal Gözü" girmiştir. Bu deccal Gözleri ile Müslümanların evleri kârhane, meyhâne, batakhâne, kumarhâne, puthâne, fısk ve fücur hâne haline gelmiştir.

9. Fâiz ve riba genelleşmiş, yaygın olmuştur.

10. Onların dinleri para, kıbleleri karıdır denilen uğursuz ve meymenetsiz bir tâife zuhur etmiştir.

11. Emanetlere riayet edilmez, emanetlere hıyanet edilir olmuştur. İşler, hizmetler, vazifeler, memuriyetler, makamlar, mevkiler, kürsiler ehliyetsizlere peşkeş çekilir olmuştur.

12. Emr bi'l-mâruf ve nehy 'ani'l-münker (İyiliği desteklemek, kötülüğü kösteklemek farzı) terk ve tâtil edilmiştir.

13. Her türlü fuhşiyyat alenen, cehrî olarak, küstahça işlenir olmuştur.

14. Nice helal yasaklanmış, nice haram helal haline getirilmiştir.

15. Camiler ve mihraplar süslenmiş, lakin vakit namazlarında, hele sabah ve yatsılarda cemaat son derece azalmıştır.

16. Müslüman toplum namazı terk etmiş şehvetlerine uymuştur.

17. Şeriatın tâzim edilmesini istediği şeylere tahkir edilmeye, tahkir edilmesini istediği şeylere tâzim edilmeye başlanmıştır.

18. Öncelikle Müslüman fakirlerin ve miskinlerin hakkı olan zekâtlar Şeriata aykırı olarak toplanmaya ve yine Şeriata aykırı olarak sarf edilmeye başlanmıştır.

19. Ümmet-i Muhammed, karanlık gecede çobansız kalmış, fırtınaya, yağmura, doluya tutulmuş, üstelik kurtların hücumuna uğramış bir koyun sürüsü gibi İmam-ı Kebirsiz ve Emîrü'l-mü'minînsiz kalmıştır.

20. Münafıklık alametleri olan yalan, emanete hıyanet ve vaadini yerine getirmemek çok yaygın hale gelmiştir.

21. Bir kısım Müslümanlar iman kardeşlerine yavuz, galiz, sert ve merhametsiz hareket eder; İslam düşmanı kafirlere karşı rikkatli ve merhametli hareket eder olmuşlardır.

22. Kanaat ve iktisat kalkmış, onun yerini lüks, israf, tebzir, saçıp savurma, sefahat almıştır.

23. İslam dünyasında sefihler idarenin başına geçmişlerdir.

24. Yalancı, fâni, aldatıcı dünya tercih edilmiş, âhirete sırt dönülmüştür.

25. Kendilerine din alimi süsü veren birtakım insî şeytanlar, şerirler Kur'an'a, Sünnete, icmâ-i ümmete, Şeriata aykırı batıl içtihatlar yapmakta, bâtıl fetvalar vermektedir.

26. Ülkede bunca fakir sürünürken, kendilerini dindar sanan ve gösteren bir yığın beyinsiz, Firavunlar ve Nemrudlar gibi sorumsuzca lüks hayat sürmekte, bin çeşit beyinsizlik sergilemekte, komşusu aç gecelerken onlar tok sabahlamaktadır.

27. Cahiller alim sayılmakta, gerçek alimler hor ve hakir görülmektedir.

28. Milyonlarca vasıfsız ve gafil Müslümanı birkaç bin kefere ve fecere parmağında oynatmaktadır.

29. Depremler çoğalmıştır.

30. Yanardağlar patlamaya başlamıştır.

31. Seller, su baskınları, toprak kaymaları, denizden yüksek dalgaların gelmesi ve karaları silip süpürmesi, esrarlı hastalıklar, açlıklar, kıtlıklar, bereketsizlikler çoğalmıştır.

32. Ortalık ulema-i su' ile dolmuştur.

33. Hak din, doğru yol, kurtuluşun çare ve çözümleri söylendiği, kitaplarda yazılı olduğu halde insanlar bunlara iltifat etmez olmuştur.

Bu gidişatın sonu ya içinde bulunduğumuz tarihî cycle'in kıyametidir, yahut Büyük Kıyamet'tir. Her hâl ü kârda uyanmamız, kendimize çeki düzen vermemiz; İslam'a, Allahın Kitabına, Peygamberin Sünnetine, Şeriat-ı Garra-i Ahmediyyeye (Allah'ın rızasına uygun şekilde) dönmemiz gerekir.

Herkes kendisinin, çoluk çocuğunun, yakınlarının, halkının, Ümmetin bütün mensuplarının imanını ve ebedî saadetini kurtarmak için ne kadar ilmi, imkanı ve gücü varsa bunları bütünüyle kullanmalıdır.

Bugünden tedbir almazsak, kıyamet savaşları başlayınca geç kalmış olabiliriz.

Kaza-i mübremi değiştirmek elimizde değildir ama imanla ölmek ve ebedî saadete nail olmak için sebeplere, tedbirlere, çarelere tevessül etmek elimizdedir.

Bize hak da bildirilmiştir, bâtıl da. Kim hakka sarılırsa necat bulur, kim bâtıla yönelirse kaybedenlerden olur. "Bilmiyordum" mâzeretimiz yoktur.

* (İkinci yazı)

Haram Yiyen Alçaklar

HARAMyiyen sahte İslamcıların aleyhinde ağır bir yazı yazmıştım. Bir internet sitesi iktibas etmiş, elli kadar okuyucu yorumu gelmiş. Kırkı beğenmiş, on kadarı "isim ver, niçin isim vermiyorsun, fitne ve fesat çıkartıyorsun" gibi tenkitler yöneltmiş, hattâ bazısı hakaret etmiş...

A mübarekler bu memlekette büyük miktarda haram yiyenleri açıkça tenkit etmek, isimlerini vermek mümkün müdür?

Ne yaparlar adamı? Doğduğuna pişman ederler.

Türkiye'de çok büyük miktarda haram yendiğini, yine çok yoğun bir kokuşma olduğunu inkar etmek ne mümkün. Uluslararası Şeffaflık kurumu her yıl bir anket ve rapor yayınlıyor. Bizim ülkemizin temizlik ve şeffaflık notu, 10 üzerinden 4, yani geçer not alamıyor.

Türkiyede genel, yoğun, yaygın bir kokuşma, ahlaksızlık, rüşvet, haram yeme olduğu tevâtür beyyinesi ile bilinen açık bir gerçektir.

Uluslararası kaynaklar ülkemizdeki kara para miktarının 250 milyar dolar olduğunu belirtiyor.

Adam yolunu bulmuş, bir milyar dolar vurmuş... Sen onun hırsızlıklarını, soygunlarını, talanlarını isim vererek yazarsan seni toz eder.

Bendeniz Müslüman bir yazarım. Müslümanlık ne demektir? Yolsuzlukları, talanları, hırsızlıkları; dinsiz de yapsa tenkit etmektir, Müslüman yapsa da...

Dinsiz yolsuzluk yaparsa tuh kaka, Müslüman yolsuzluk yaparsa "Bizim hırsıza dokunmayın..." Olmaz böyle iki ölçü.

Sevgili Peygamberimiz Habib-i Kibriya Efendimiz (Salat ve selam olsun ona) ne buyurmuşlar:

"Benim öz kızım Fatımatü'z-Zehra hırsızlık yapsa (bu hırsızlığı şer'an sâbit olursa) onun da elini kestirmekte hiç tereddüt etmem..."

Bendeniz bu zihniyetteyim.

Büyük hırsızların isimlerini, adreslerini, listelerini veremem. Bu benim işim ve vazifem değildir.

Tenkitlerim anonimdir. Yarası olmayan gocunmasın.

"Türkiye'de islamî kesimde büyük hırsız yoktur. Herkes Zemzemle yıkanmış gibi pir ü paktır" diyen çıkarsa ona gülünür ancak.

Bizde hırsızlık yok da, Birleşmiş Milletlerin Dünya Temizlik ve Şeffaflık raporları ne oluyor?

Bazıları benim büyük hırsızları ve talancıları tenkit eden anonim yazılarımdan niçin bu kadar rahatsız oluyor? Niçin üzerlerine alınıyorlar?

Adam birkaç sene önce bir tek arsaya daha fazla inşaat yapmak ve daha fazla kat çıkmak için aracılık yaptı ve bir arsadan bir milyon dolar komisyon aldı. Bütün medya bundan bahsetti.

Şimdi sıkı durun:Böyle on bin kadar "iş" yapılmış. Birbirini yiyen iki parti elemanları bu işlerde yekvücut hareket ediyormuş, bir tek dosyada muhalefet şerhi yokmuş...

Bu memlekete, bu halka, bu devlete ahlaklı, faziletli, temiz şekilde hizmet eden, rüşvet almayan, komisyon almayan, haram yemeyen, nüfuz ticareti yapmayan temiz ve şeffaf siyasetçilere ve belediyecilere hürmet ederim, hepsinin ellerinden öperim.

Benim isim vermeden lanetlediklerim haram yiyenler, kara para sahibi olanlar, rüşvetçiler, komisyoncular, kara para sahipleridir. Allah belâlarını versin.