Konuşmak Bir Sanattır

Naim ÖZGÜNER

“İnsanın alamet-i farikası konuşmasıdır” der Calwin Wels. Hayvanlardan ayıran tek özelliktir. Hayvanlar da kendi aralarında konuşur, ama insanların konuşmasına “Lisan” denilir. Hayvanlar koklaşarak, insanlar konuşarak anlaşan varlıklardır.

Bir konuşmacı olmak için şu üç temel şart önemlidir: 1-Yanlış bir söz söyleyeceğim diye korkup çekinmemek. 2- Çevrede ki olayları iyi analiz etmek, güven veren bir sağduyuya sahip olmak. 3- Türkçeyi düzgün anlaşılır doğru konuşmak. İnsanlar karşısında konuşulacaksa, öncelikle korkudan kurtulmak gerekir. Bunun içinde konuşmacının kendine karşı güven sağlamalıdır. Olumsuz ve negatif özelliklerle kendini tanımlayacağına, pozitif vasıflar ve özelliklerle insanın kendini tanıması gerekir. Olumlu tanımlamalar, heyecanı ve korkuyu en aza indirir. Şu dört nevrotik cümle benliğinizi reddeder: 1-Ben buyum. 2-Hep böyle oldum. 3-Elimden gelen bir şey yok. 4-Bu benim doğamda var. İşte bunlar sizi gelişimden ve oluşumunuzdan, diğer bir ifadeyle doyumlu yapmaktan alıkoyar. Bu cümleleri kullananlar, asla değişemez ve gelişemez. Aman bu dört madde etiketiniz olmasın.

Neye inanıyorsanız, bütün bedeniniz bunu doğrulamak için çalışır. Şunları önemli görmek gerekir: geçmişle ilgili olumsuz bağlarınızı koparın. Siz bugünkü tercihsiniz, geçmişteki değil. Düşünce yapınız ve kendinize bakışınız nasıl? Kendinizi nasıl görüyorsunuz? Siz ne düşünüyorsanız osunuz. Paradigmalardan kurtulmalısınız. Ne yapacağınızı biliyorsanız, nasıl yapacağınızı bildiniz demektir.

Konuşma becerilerinin gelişmesine engel olan faktörler vardır: Zihinsel gerilik. Konuşma anında iradi dilsizlik. İçe dönüklük. Yetersiz konuşma ölçüleri. Yanlış öğretim yöntemleri. Beyinde meydana gelen zedelenmeler sonucu söz yitimleri. İşitme bozuklukları. Değişmeye ve gelişmeye kararlı olduğunuzu, önce kendiniz inanın. Hep böyle olduğunuz için değişemeyeceğinize inanmayın. Tüm etiketlerden kurtulup, başarabileceğinize inanın. Utangaç olduğunuza ve heyecanlanacağınıza inanarak bir topluluğun karşısına çıkarsanız, olacağı odur.

Uygulanacak bazı etiketler vardır. Mesela: Mümkün olduğunca kendinizi tanımlamaktan vazgeçin. Kendinize ait çok örnekler vermekten kaçının. Mantıklı, akla yatkın başkalarının hayatından örnekler verin. Kendinizden örnekler vermeniz yaşadığınızı, ama başkalarının hayatından örnekler vermeniz, okuduğunuzu gösterir. Profesyonel konuşmacıları takip edin, nerede neyi nasıl anlatıyorlar, bakın. Sunum alıştırmaları yapın. Tanıdık insanlar olsun karşınızda ve bunun bir alıştırma olduğunu bilsinler. Ormanlık bir alana gidin ve orada ağaçları birer insan kabul edin. Onlara anlatın. Heyecanınızı atlatmış olursunuz. “Nasıl olacak” diye sorduğunuzda, sizi cesaretlendirecek insanlarla paylaşın. “Ben iyi konuşabilirim. Çalışırsam, azmin elinden bir şey kurtulmaz. Değişecem ve gelişecem. Ben bunu başarabileceğim” gibi olumlu kararlara kendinizi inandırın. Kafanızdan “Başarısızlık” kelimesini çıkarın. Tek başarısızlık vardır. O da çalışmayıp denemekten vazgeçmek. Başaranlar, vazgeçmeyenlerdir. Unutma!

Konuşmak bir sanattır. Herkes her topluluğun önünde konuşamaz. “İçe Dönük Konuşma Yöntemi” diye bir teknik vardır. İnsanın kendisiyle, kendi kendine konuşmasıdır. Mimarı Shad Helmstetter’ dır. Kendisi de bir çok başarılı konuşmacıları ve başarılı konuşmaları takip ettikten sonra, asıl başarının insanın kendi içinde olduğunu, içerden çözüm olmadan dışarıda başarı kazanılmayacağını bilen ve farkına varan insandır. Bu metot, insanın kendisini tanıması ile başlar. Sonra nasıl yapılacağını bilir. Elinde pusulanız varsa, gideceğiniz limanı biliyorsanız, en şiddetli rüzgarlar bile sizi hedefinizden saptıramaz. Yeter ki nereye varacağınızı bilin. Kendini bilen, ne yapmak istediğini bilen insan, içerden dışa doğru başarı grafiğini oluşturmaya başlar. Zihin evi; bu güne kadar bütün topladığınız bilgilerdir. Eski eşya; Kafanızdaki eski bilgi ve tecrübelerdir. Yeni eşya; Değişim ya da gelişime uğradıktan sonra, elde ettiğiniz, size faydalı olabilecek yeni bilgilerdir. Şu andan itibaren size yol gösterecek, yeni oluşumunuza katkı sağlayacak, içten dışa doğru keşiflerinizi oluşturacak yeni bilgilerinizi eski zihin evinize koyacaksınız, eski fikir ve düşünce eşyalarını atacaksınız. Size yeni yeni heyecanlar verecek, heyecanınızı arttıracak eşyalar bulduğunuzda hayata yeniden heyecanla başlayabilirsiniz. Yalnız şunu unutmamak gerekir ki, kalite kontrolü yapmadan hiçbir eski eşyanızı atmamalısınız. Demirbaş ve vazgeçilmez eski fikir ve düşünceleriniz illaki olacaktır.

Bir liste oluşturun. Olumlu olumsuz listesi, artı eksi listesi olsun. Bugüne kadar sahip olduğunuz, kullandığınız kötü söz ve düşüncelerin dökümünü yapın; doğru ve artı bulduğunuz özellikleri alt alta, olumsuz ve eksi bulduğunuz özellikleri ve cümleleri de alt alta yazınız. Kendinizi iyi tanıdığınız için, sahip olduğunuz olumsuz fikir, söz ve düşünceleri, bir daha kullanmamak üzere çıkarın ve atın. Bunlar kendinizi engelleyen dinamitlerdir. Yeni eşyalarınızla meşgul olun. Artık size yön verecek yeni düşünce, fikir ve sözlerdir. Kısa bir zaman sonra bir bakmışsınız keşfiniz mükemmel. Bunun için kararlı ve azimli olmalısınız. Kendinizi değişime ve gelişime müsait görmüyorsanız, kabullenmiyorsanız, ne kadar kitap okusanız da, ne kadar programlara katılsanız da, kendinizden samimi bir cevap alamazsınız. İçe dönük konuşma metodunda, kendinizi tanıma aşamasını geçerseniz, eski evdeki eski eşyaların yerine, yeni eşyaları koymanız gerektiği bileceksiniz. Ufak telkin metotlarıyla kendinizi rahatlatabilir, gevşeyebilirsiniz. Ne yapacağınıza odaklanın. Devamlı olumlu cümleler kurun. Şimdi ve gelecek zaman kipleriyle cümleler kurun. Olumlu telkin cümlelerini, belki de yüz defa kullanın. Artık kendiniz yavaş yavaş inanmaya başlayacaksınız. Bazı yetenekli olan insan vardır, yetenekli olduğunu bilmez. Çünkü kendisinin bilgi ve beceri eksikliğindendir. Beceri ve uygulanılır hale getirilmemiş, zeminini bulamamış yetenek asla gelişmez. Başarılı insanlar bizden üstün olabilir. Ama var olan, sahip oldukları bir yetenekleri vardı ve onlar bunun farkındaydı. Zeminini buldu ve yeteneklerini gösterdiler. Onlar başka gezegenlerden gelmediler. Pek çok zorluk ve sıkıntı yaşadılar. Ama azmettiler, gayret gösterdiler, yılmadılar, fırsatları değerlendirdiler, metodik ve planlı çalıştılar.

Dale Carnegıe’in “Söz Söyleme ve İş Başarma Sanatı” adlı bir eseri var. Ortaokulu yıllarımda (1975-76) yazın köyümde, tarlamızda birkaç hayvanımızı otlatırken bütün kitaplarını okumuştum. Yukarıda ki kitabı konuşma sanatıyla ilgili. Kendisinin, zamanında bir kekeme olduğunu, konuşamadığını, devamlı kekelemekten mahcup olduğu için insanların arasına karışmadığını anlatır. Bir gün karar verir, dağlara gider, ağaçların her birini insan kabul ederek, onlara sesli sesli konuşmaya başlar. Ağzına aldığı çakıl taşlarıyla, zor kullanarak kekemeliğini çözer, ağaçlarla da konuşarak utangaçlığını yener. Kısa zamanda dünyanın en popüler ve ileri seviyede profesyonel konuşmacıların arasında yerini alır. Bugün diksiyon kurslarında, uygulamalı eğitim yapılırken, ağızda kalem ve ya düğme kullanılır. Nedeni, dudak, dil, ağız boşluğu bütünlüğünü oluşturmak ve dilin kırılmasını sağlamaktır. Çünkü konuşmalarda şive önemlidir. Yani terk edilmelidir. Şive olduğu sürece, düzgün konuşmanın sağlanabilmesi mümkün değildir. Hiç birimiz kekeme olmadığımıza göre, pekala bunu rahatlıkla başarabiliriz. Türkiye de mevcut konuşmacıları! sıralayacak olursak, kendimi ilk yüzün içerisinde görebilirim. Bu bir gurur da değil, bir tevazu da değil. Sadece kendimi iyi tanıyorum. Yapabileceğime inanıyorum. Azmim var, özgüven sahibiyim. Sizde olabilirsiniz ve başarabilirsiniz. Yeter ki isteyin.