Milel ve Nihal & Tekfiri Tekfir etmek

Bilgin ERDOĞAN

Tekfiri tekfir etmek !

Batılın ve hurafenin bir karabasan gibi ümmetin üstüne inip onu mezhepsel tefrika ve meşrepsel tarafgirlik damarıyla çepeçevre kuşattığı bir dönemde tıpkı mazide olduğu gibi İndirilmiş & Uydurulmuş Din Muvazenesi yapmak kimi kısa akıllıların ifade ettiği gibi ümmetin kutuplaşmasına değil ana kaynak olan Kur’an çatısı altında tüm müslümanların birbirleriyle tesanüd içinde yaşamasına vesile olacak harikulade bir yaklaşımdır.Birbirini  dişlayarak tekfir etmek Kur’anda değil bilakis Kur’an dışı kaynaklarda mevcuttur.

Allah’ın kitabına göre “Ben mü’minlerdenim diyene sen değilsin denemez” (bknz Nisa:94) Lakin küfür ihtiva eden bir söz söylerse onun küfür veya şirk olduğu söylenir. Ancak o kişiyle veya camiayla ilgili bunlar müşriktir gibi yaftalamalar yapılmaz. Söylediği şey Allah’ın kitabına göre batıldır ama o kişinin imanıyla ilgili nihai hükmü verecek Allah diyerek mesele Allaha havale edilir. Lakin mezhepler ve meşrepler Kur’an dışı uydurulmuş hurafeler saikiyle hep bir birbirlerini tekfir ve dahi tahkir ederler. Yüreği kin,adavet ve kasavet dolmuş kimi muannidler İndirilmiş & Uydurulmuş Din Muvazenesi yapmayı yeni bir nazariyemiş gibi gösterselerde bunun öyle olmadığı azıcık bir araştırmayla bilinebilecek açık ve net olan bir gerçektir.

Unutmamak gerekir ki Mehmet Akif bu ümmetin vahdeti için sinesini kanatan ve sadrından dökülen satırlarla vicdanlara dokunan medar-ı iftihar bir isimdir. O “ Nebiye atf file binlerce herze uydurdun/Yıktında dini mübini yeni bir din kurdun” diyerek bir taraftan geleneği ve uydurulmuş hurafeleri en ağır dille eleştirirken diğer taraftan “ Değmesin mabedinim göğsüne namahrem eli” diyerek ömrünü ümmetin birliğine vakfetmiş bir yiğit insandır.Kurtuluş mücadelesinde kimi gelenekçi liderler emperyalistlerle iş birliği içine girerken o tüm gücüyle işgalcilere karşı mukavemet etmiştir. Bu ümmetin en büyük düşmanları vahyi ve akla düşman olanlardır. Zira bir topluluğu ezmenin yolu onların ana kaynaklarını tahrif etmek ve o topluluğun akletme yetişini uydurulmuş hurafelerle bloke etmektir.

Oysa ki indirilmiş ve uydurulmuş din muvazenesi yapmak İslam epistemolojinde köklü bir gelenektir. Şahısları hedef almaz fikirleri eleştiriye tabi tutar. Bu geleneğe el Milel ven Nihal denir. "Milel" sözcüğü "millet" kelimesinin çoğulu olup, hak yol ve hak din anlamındadır."Nihal" sözcüğü, "Nihle" kelimesinin çoğulu olup iddia, mezhep ve bir din ve batıl inanca yönelmek anlamlarında kullanılmıştır. Abdülkadir Bağdadi el Fark beynel Firak isimli eseriyle, el Makdışı Kitabul Bed ve özellikle Şehristanı el Milel ven Nihal ile bundan yüzlerce yıl evvel bu konuda eserler vermiş hem batıl dinleri hem de o batıl dinlerden etkilenen mezhep ve meşrepleri tekfir değil TEFRİK etmişlerdir.

İbni Faris, “İlim iki benzer şey arasındaki farkı gösteren alamettir” der. Sosyoloji okuyan içtimai farklılıkları çalışır. Uluslararası ilişkiler okuyan uluslar arasındaki farklara aşina olur. Tıp hasta ile sıhhatli, arasındaki tefriki yapar. Kimya elementler arasındaki farkı,botanik, çiçekler ve bitkiler arasındaki çeşitililiği çalışır.Tefsir Kur’anı anlamada sahih ve batıl olanı tefrik etmek içindir. Fıkıh dini davranışın farklılıklarını ortaya koyar.Bu davranış caizdir bu değildir der. Peki herşeyin bir ilmi olsun da Hak ve Batıl arasındaki farklılığı çalışan bir disiplin olmasın mı? İşte bu ilmin adı Milel ve Nihal olarak bilinir.

Bilindiği gibi kadim dönemlerden bu yana tevhidin yanında batıl dinler hep olagelmiştir. İsa’nın mesajı tevhid olsa da daha sonra Pavlus o mesajı tahrif etmiş ve içine Roma paganizminden unsurlar sokmuştur.Musa’nın mesajı daha sonra tahrif edildiği Kur’anın da tasdik ettiği bir hakikattır. Peki İslam dünyasına yabancı unsurlar vesilesiyle batıl girmemiştir diyebilirmisiniz? Bugün müslüman dünyasında türbelere çaput bağlamanın    Şamanizmden kalma bir uygulama olduğunu inkar edebilirmisiniz? Allahı zikrederek vücuda şiş sokmayı biz Allah’ın kitabından mı yoksa Hind felsefesinden mi tevarüs ettik? Peki tüm bunları deşifre edecek ve dini Allaha has kılacak bir ilim olmamalı mı?

Burda şunu belirtmek lazım ki bu hurafelerden etkilenenlerin davranışlarının batıl olduğunu belirtsekte o insanları “Sen mümin değilsin” şeklinde tanımlamak asla doğru olmaz. Bu konuda Mustafa İslamoğlu’nun yaklaşımı ne güzeldir. Der ki : “Ben tekfiri tekfir ettim”  İndirilmiş & Uydurulmuş din vurgusuyla gündemde olan bu ismin ağzından hiç bir ismi tekfir ettiğini ben duymuş değilim.

İman evvela kalpte tecelli ettiğinden bir kimsenin İmanı ile ilgili nihai hükmü verecek olan Allahtir. Zira oOhüküm verenlerin en hayırlısıdır.

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (4)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.