MUHALEFETİN HAL-İ PÜR MELALİ (1)

Ufuk ÇOKSÜRER
Bu hafta pusulası olmayan ve bundan dolayı rotasını bir türlü bulamayan muhalefet partilerinin içinde bulunduğu hal-i pür melali (acınası durum) hususunda birkaç şey yazmak istedim.
 
Türk siyasetinin kirli olduğu zaten hepinizin malumudur; yalnız bu kirlilik bilhassa son beş yıllık vetirede Türkiye için bir şeyler yapmak için canhıraş surette çalışan bir iktidara karşı husule gelen “kirli simbiyoz” ve “çirkin ittifakın” mide bulandıracak raddeye gelmiş olmasıyla artık tahammül hudutlarını aşmıştır.
 
AK Parti'yi bir siyaset denklemi olarak kabul etsek, bu denklemin en güçlü sabitesinin Tayyip olduğu konusunda herkes hemfikirdir. Lâkin bizim şu menhus, uğursuz, yapmaktan çok yıkmakla alakadar olan muhalefet partileri, Tayyip'i ve O'nun denetiminde bulunan Ak Partinin karşısına çok güçlü ve makul siyasi paradigmalarla çıkmak yerine, tabir-i caizse her defasında "pislik” yapmaktadırlar.
 
Evet, siyaset oyununu alelusul(kuralına göre) oynamak yerine, siyaset harici yöntemlerle iktidarın elini ayağı bağlamak istemekte ve onların mahvından aklı sıra medet ummaktalar. İşin tuhaf tarafı, iktidar partisini bu tür siyaset dışı yöntemlerle alaşağı ederek halkın bu sayede kendine teveccüh göstereceğini zehabına kapılmaktalar. Hiçbir iddiası olmadığı halde sezonun son maçında rakibini şampiyon yapmamak için gıcıklık olsun diye 10 kişi defans bir takım görünümünde bizim muhalefet!
 
"Tayyip’in yaptığı/yapacağı her şeye her zaman karşı olduk/olacağız" mottosuyla hareket eden muhalefet ve onlara teveccüh duyanlar, Tayyip ne derse desin daha baştan yeniçeriler gibi "Biz istemezuk!" mantığıyla hareket etmekteler. Bu durum Gandhi'nin. "Sıkılmış bir yumrukla tokalaşamazsınız sözünü hatırlatıyor."
 
Bu güruh Tayyip çıkıp dindar ve aklı başında nesiller yetiştirmeliyiz dediği vakit ortalığa “sevişirim evlenmem, hamile kalırım doğurmam', 'kızlarınıza/karılarınıza inadına mini etek giydirin', 'inadına dekolte giyinin', 'Velev ki ibneyiz” gibi hedonizm kokan ve mantıkla telifi kabil olmayan hilkat garibesi sloganlarla arz-ı endam ettiler;
yetmedi bir milletin teknik terakkide iyi olduğunu gösteren köprü ve havalimanlarına sırf
Tayyip yapıyor diye karşı çıktılar;
belki Tayyip'i deviririz diye vandalizmle dolu Gezi ayaklanmasını azimkar bir surette desteklediler;
o da olmadı sırf Esad'a karşı olduğu için Esad'ı ziyaret edip O’na methüsenalar dizdiler;
milletimize suret-i haktan görünüp devletimizi ele geçirmeye çalışan Fethullahçılarla iş tuttular;
PKK'yı sadece AK Parti düşmanı olarak zannettiklerinden olsa gerek, bu sefer de PKK'ya sempati duymaya başladılar;
namus olarak ittihaz edilen vatan sınırlarına tecavüz eden Ruslara haddini bildirdi diye bu sefer de kendi ülkesinin izzeti nefsini çiğneyerek Rus oldular;
henüz başkanlık sisteminin hiçbir detayı belli bile olmamışken, üstelik daha önce başkanlık sistemi tartışılmalı diyenler dahi bu işe baştan karşı çıktılar vs.
Ya suçlamalara ne demeli? Neymiş Tayyip hırsızmış! Elinde vesaik var mı? Var! Neymiş? Ayakkabı kutusu! Yesinler sizin kutunuzu! Velev ki hırsız diyelim! Ya siz? Ya siz yeni doğmuş bir bebek gibi pirüpak mısınız?
 
Devletin, askeriyenin ve finans enstrümanların içine nüfuz etmiş oligarşik kleptokrasiyi yıkan, savunma sanayini %100 bağlılıktan %60'lara indiren, GSMH’yi elinde
hiçbir marka değeri ve enerji imkânı olmadan 1 trilyon dolar seviyelerine getiren, Türkiye’nin toplam borcunu milli gelire oranını yüzde 74’ten yüzde 30 seviyelerine düşüren, Cem Uzan gibi profesyonel hırsızların alnını karşılayan vs. Tayyip “hırsız” oluyor, kendi teşkilatlarını Gezi olayları için seferber edip, vandallarla birlikte devleti 210 milyar dolar zarara uğratanlar “vatanperver” oluyor öyle mi? Siz var ya siz, askerde çok dayak yersiniz söyleyeyim! Hatırlatırım, bu meblağla hırsızlıkla itham ettiğiniz kişi yahut hükümet 4-5 GAP, 38-40 Boğaz Köprüsü, 15 bin okul, 850-900 adet hastane yaptırabilirdi.
 
Aman yarabbi, muhalefetteyken milletine karşı şirin görünmek yerine vandalizme tevessül edip iktidar olma şansını hepten yekle yeksan eden ucube muhalefetimiz var!
Bitti mi? Hayır! 80 senedir kendi kabuğundan çıkmayıp partikülarizmin (Yörecilik) esiri olan ülkesini, bu durumdan kurtarıp dış dünyaya açan Tayyip'e kendi kabuğundan çıkmayıp tutucu manasına gelen “yobaz” sıfatını reva görüyorlar bu bizim şu “istemezukçular.” Hiçbir şeyi stemeyen onlar ama yobaz olan nedense Tayyip oluyor!
 
Örnekleri uzatmaya gerek yok. Ezcümle, Tayyip gibi çok güçlü bir siyaset parametresinin karşısında ezik kalıp kimyası bozulan bizim muhalefet, sırf Tayyip’e aykırı davranayım diye bir türlü makulü bulamamaktadır; Tayyip’in her söylediğinin tersini yapmanın, her yaptığına yanlış demenin ne sosyoloji terminolojisinde ne de siyaset ıstılahında(terminoloji) yeri vardır. Bu olsa olsa aymazlık, bu olsa olsa militanlık ya da Tayyip'i iç düşman olarak ittihaz etmenin değişik bir tezahürüdür.
 
Kullanacağım bu yakışıksız metafordan dolayı herkesten özür dilerim; lakin mesele memleket meselesi olunca, dilime kilit vurmak âdetim değildir: Tayyip’in bir toplantıda hasbelkader dili sürçüp bunlara “biraz insan olun” dese, çoğu insan taksonomi hiyerarşisindeki yerini bile değiştirmeye hazır. Tayyip’e olan düşmanlıkları o kadar gözlerini bürümüş ve O’na karşı o kadar büyük bir kin ve nefret besliyorlar ki, bir anda Homo Sapiens (insan) olmaktan vazgeçip, bundan sonraki yaşantısını maskotların giydiği hayvan giysileriyle idame ettirmeye hazır olan yığınla insan var ülkemizde!
 
Peki, muhalefet, hükümetin karşısına her defasında güçlü ve mantıklı paradigmalarla çıkıp siyaseti alelusul yapmak yerine, neden her defasında herşeyi depolitize ederek magazinleştirmektedir ya da daha kötüsü Gezi olaylarındaki gibi “pisleşmektedir”?
Onun cevabını da haftaya bırakalım.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.