Mutsuz komedyen - Huzurlu Mahkum ve İntihar Olgusu

Bilgin ERDOĞAN

Mutsuz komedyen  - Huzurlu Mahkum ve İntihar Olgusu

“..Kendi kendinizi öldürmeyiniz.” (Nisa 4/29)

İntihar eyleminin temelinde mülk tasavvurundaki sapma veya çaresizlik yatar. Oysa ki canımız ve bedenimiz dahil herşey Allah’ın mülkü olduğu gibi imanımız dahi en büyük imkânımız olduğundan Allah için imkânsız yoktur. Böyle bir eğilimin reçetesi el Malik ve el Kadir ismini tefekkür ederek bireyin yüreğine tevekkül ve umut üflemesidir.

Hand Marcus, elli sekiz yaşında, Amerika’nın hapishane sistemi içinde İslamı bulmuş ve şimdi birçok müslüman kardeşinin aydınlanmasına çalışan kendiyle son derece barışık mütevekkil bir insan. On dokuz yaşından beri sistemin içinde ve kendini yetiştirmeye çalışan mutlu bir mahkum.Bir iki ay evvel eşi ile yıllarca beraber olduktan sonra yollarını ayırdıklarında onu teselli etmeye çalışacaktım ki öyle bir ihtiyacı olmadığını hissettiğimde onun tevekkulune hayran kaldım. Bunca yıl içerde olmasına rağmen halâ mahkemelerde suçsuzluğu için mücadele vermesi onun tevekkülü doğru anladığının bir göstergesi.

Amerikalı oyuncu ve komedyen Robin Williams 11 Ağustos 2014 tarihinde Kaliforniya'daki evinde ölü bulundu. Emniyet güçleri, Robin Williams'ın intihar ettiğini iddia ediyor. Yetkililer Williams'ın kendisini asarak intihar ettiğini düşünüyor. Düşünün ki dünyaca ünlü bir komedyen, milyonlarca insanı güldüren ve eğlendiren ama içinde büyük acılar olmalı ki onca şöhretine,servetine ve hayranlarına rağmen kendi canına kıysın. Robin Williams'ın son dönemlerinde ağır depresyon içinde olduğu söyleniyor.Majör depresif bozukluklar ise intiharların neredeyse %50 si’nin sebebi.

Müebbet hapse mahkum ve kimsecigi olmayan Amerikalı bir müslüman ile milyonları güldüren ama iç dünyasındaki acıların esiri ve  duygularının müebbet mahkumu olan Amerikalı komedyen arasındaki fark ne olabilir? El Cevap : İman

İnsanlar bu alemde servetin,şöhretin ve benliklerini tatmin etmenin peşinde koşuyorlar ve zannediyorlar ki bunlar o insanları mutlu kılacak. Robin Williams gibilerinin ölümü ise bize gösteriyor ki mutluluk ve hakiki tatmin kesinlikle bunlarda değil.

Kur’an ne güzel der : “Onlar ki, inanmışlar ve Allah'ı anmakla kalpleri huzur ve doyum bulmuştur; çünkü bilin ki, kalpler gerçekten de ancak Allah'ı anarak huzura erişir.”(Rad:13:28)

Şöhret kimi zaman hakiki bir afet olabiliyor ve kişiyi bunalımlara sürükleyebiliyor. Özellikle sanat tarihinde birçok sanatçının girdikleri bunalımdan kurtulamadıkları için intihar ettiklerini biliyoruz.

Sinemalarda kendiyle barışık gayet mutlu fıstık ve gazoz satarken birden şöhret bulan ve 1957-1963 arasında 7 yılda toplam 95 filme imza atan sinema oyuncusu Suphi Kaner işini kaybetmesinden dolayı depresyona girdiğini hap içerek 30 yaşında intihar ettiğini biliyoruz.Sinemada gazoz ve fıstık satarken depresyona girmeyen ve geleceğe dair hayalleri olan Suphi Kaner’in hayallerini meflûç eden ve onu şöhretinin ve kariyerinin doruğunda henüz 30 yaşında hayata küstüren neydi?

ABD'li roman, deneme ve kısa öykü yazarı David Foster Wallace,intihar edenlerden.Hatta intihar üzerine "Yetişkinlerin çoğunun kendilerini başlarından vurarak intihar etmesi tesadüf değildir. Böylelikle kötü efendileri vurmuş oluyorlar. Bu intiharların çoğunda gerçek olan su ki, aslında tetiği çekmeden çok önce zaten intihar etmiş oluyorlar... Ne kadar üzücü.” açıklamasını yapmasına mukabil, David’in kendini asma yoluyla intihar ederek yaşamına son verdiğini biliyoruz.

Hayatını kariyer olarak gören ve onu herşeyden çok önemseyen insanların, kariyerlerinin doruğundayken intihar etmesi üzerinde düşünmemiz ve okumamız gereken bir realitedir.

Insanların bir kısmı ise ölüm denilen gerçeği kaldıramadığı için intihar etmeyi tercih ederler. Ölüm denilen insan hayatının tesirli hakikati şayet ahiret ile teselli olmazsa insanı bunalıma sürükleyeceği aşikârdır.

André Gorz isimli Fransız filozof ve gazeteci Jean-Paul Sartre'ın varoluşçuluğunu Marksizm ile birleştirmiş ve savunucusu olmuştur. Fransız yazar Andre Gorz eşi Dorine ile elli sekiz yıl beraber yaşadıktan sonra onun hastalığına dayanamayıp eşinin ölümünün hemen ardından intihar edenlerden. Son mektubunda şu yazılı: “Senin yakılma törenine katılmak istemiyorum. Elime içinde küllerin bulunduğu bir kavanoz vermelerini istemiyorum…”

Beşir Fuad, materyalizme Osmanlıda inanan ilk deneme ve biyografi yazarı 5 Şubat 1887’de bilek damarlarını kesip yaşadıklarını kaleme dökerek hayata veda edereken ölüm anını kaleme alan ve güçten düşüne kadar yaşadıklarını ve hissettiklerini anlatan  ve literatüre deneysel ölümün ilk mimarı olarak geçen eneterasan bir isim.

Duygusal anlamda hayatın anlamını yitirmek veya fikirsel bağlamda hayatın anlamı konusunda bocalamak insanların intihar denilen eylemi yapmalarına neden olabiliyor.

Kadim Yunandan bu yana intihar ile ilgili filozoflar çok farklı yaklaşımlarda bulunmuşlar. Aristo intiharı asagilasa da Eflatun aynı çizgide olmamış Epikur şiddetle karşı çıkarken Stoacı filozof Zeno intihar eylemine olumlu bakanlardan.

Yerli Amerikalı kimi kabilelerce insan şayet kendini hazır hissediyorsa intihar edebilir çünkü bu Tanrı’nın insanın seçimine vermiş olduğu bir ruhsat.

Japon dini şintoizmde ise Hara kiri yaparak intihar etmek onurlu bir eylem olarak görülüyor ve toplum tarafından kınanmak bir yana takdirle karşılanıyor.

İsa’yı Roma hükümetine ispiyonlayan Yahuda lâkaplı İskaryot daha sonra pişman olup kendisini bir Erguvan ağacına aşıyor. Ahd- cedit kaynaklı referanslara göre bu caiz olmasa da sempatiyle bakilabiliyor. Ancak gerek İncile gerekse Tevrata göre intihar lanetli bir eylem. Kur’ana göre yine öyle..

Ancak tarihte İsrailoğulları'nın Romalılarla savaşırken kaznma umutları kalmadığı için onların ellerinde köle olmak ve onurlarını kaybetmektense toplu olarak intihar etmeyi caiz görürler. Romalılara teslim olmak istemeyen Masada'daki 960 Yahudi intihar etmiştir. İnanca göre, sarp tepelere kurulu masada kalesi içerisinde gizlenen Yahudiler, kurtuluş ümitlerinin tükendiği anda, aralarından silah kullanmayı bilen 10 kişiyi, kendilerini öldürmeleri için görevlendirirler. Kural gereği bu 10 kişi, diğer 950 kişiyi öldürdükten sonra, birbirlerini de öldürerek kimse hayatta kalmaksızın toplu intihar gerçekleştirilecektir. Toplu intihardan sadece 2 kadın ve 5 çocuk hayatta kalmıştır. Hikayenin tarihsel arkaplanında da, hayatta kalan bu kişilerin aktarımları sayesinde ulaşabilmekteyiz.

Dolayısıyla intihar nedenleri çok yönlü olan bir eylemdir. Bu konuda yüzlerce farklı yaklaşım ve anlayış olsa da İslama göre kesinlikle yasaktır.Zira Kur’an ve Allah resulu’nin tavzihatı nettir.

kendi kendinizi öldürmeyiniz.” (Nisa 4/29)

Kim kendini bir dağdan atar da intihar ederse o Cehennem ateşinde kendini hep ateşe atıp durur. Sonsuza dek böyle devam eder. Kim zehir içerek intihar ederse Cehennem ateşi içinde zehiri elinde onu içer durur. Sonsuza dek böyle devam eder. Kim bir demir parçasıyla intihar ederse demir parçası elinde Cehennem ateşi içinde onu ha bire kendine vurup durur. Sonsuza dek böyle devam eder.” (Buharî, Edeb 44, 73, Tıp 56; Müslim, İman 175, 177; Tirmizi, İman 16, Tıp 7)

“Kendini boğarak intihar eden Cehennemde de boğar. Kendine bir şey batırarak intihar eden Cehennem ateşi içinde de onu batırır. Kendini yüksekten atan Cehennemde de yüksekten atar.” (Buhârî, Cenâiz, 83)

Elbette dini öğretiler ve manevi pratikler intihar olgusunun azalmasına yardımcı olacaktır. Zira intiharın en büyük gerekçesi insanın umudunu kaybetmesi ve hayatının anlamını yitirmesidir. Din ise bu iki değeri insan ruhuna üfleyen önemli bir etkiye sahiptir.

 İman ile umut arasında olmazsa olmaz bir ilişki vardır. Zira Allah varsa imkansız yoktur. Bununla beraber dini öğretiler ve pratikler intihar olgusunu her zaman yok etmede etkili olacağını söyleyemeyiz. Nasıl ki dini öğretiler diğer günahları mesela insanın başkasını öldürmesini tamamen engelliyemiyorsa insanın kendisini de öldürmesi noktasında tamamen etki arzedemeyebilir.

Din hava gibi insanın varlığını devam ettirdikçe ihtiyaç duyacağı bir gerçektir. Ancak sadece havanın olması insanın sağlıklı olmasına,psikolojik ve sosyal sorunları çözmesinde yeterli olamayacağı gibi din dahi bu bağlamda ehemmiyetli bir değer olmakla birlikte kategorik anlamda yeterli olmadığını bilmek gerekir.

Ancak müebbet bir mahkum, duvarların arkasında dinini yaşayarak mutlu oluyorsa ve milyonları güldüren bir komedyen iç dünyasında muzdaripse bu bağlamda  dinin ıslah edici rolü'nün asla inkar edilemeyecek bir gerçek olduğu açıktır.Seküler yaşamın ise insanları depresyona sürüklediği aşikar. Zira Allahsızlık, anlamsızlığa anlamsızlık ise umutsuzluğa neden oluyor.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.