NAFİLE İBADET HAYATININ ÖNEMİ

Prof. Orhan ÇEKER

     FATİH KUT : Hocam nafile ibadet hayatı hakkında da çok laf ediyorlar. Diyorlar ki mesela ‘biz ilimle uğraşıyoruz, nafileyle cahiller uğraşsın’. Bu konuda ne dersiniz?

PROF. DR. ORHAN ÇEKER : Tasavvufî hayat  dediğimiz zaman en çok dikkat çeken şeylerden bir tanesi nafile ibadet hayatıdır. Yani insan farzları yerine getirecek, bir de fazladan nafile namaz kılacak, nafile oruç tutacak, nafile sadaka verecek vs. İşte tasavvufi hayat bu yönüyle de dikkat çeker. Farzların da ötesinde, bunun üzerine nafile ibadet eklemek. Bu nafile ibadet hayatına bakarak, özellikle bizim ilmiye kesimi, ‘nafile ibadet cahillerin, işi gücü olmayanların işidir. Varsın onlar uğraşadursunlar. Çünkü onlar ilimle uğraşacak kabiliyette değildirler. Bizim nafile namazlarla uğraşmamıza gerek yoktur’, diyerek şeytani mantıkla bir şeyler söylemeye çalışırlar. Bu insanlara bakınca görüyorum ki bunlar İlmi amaç haline getirmişler, zengin için para neyse bunlar için de ilim o olmuş. Yani para eğer Allah’a hizmet etmiyorsa ve putlaştırılmışsa, putlaştırılmış olan bu para ne ise, putlaştırılmış olan ilim de bizim alimimiz için aynı şeyi ifade ediyor. Çok tehlikeli bir iddia ve savunmadır bu, aynı zamanda şeytanidir, kandırmacadır. Mesela ezan okunur, bizimkisi camiye gitmez. Niye ? Çünkü ona göre  ilimle meşgul olmak farzdır ama camiye gitmek sünnettir. İlimle meşgul olmayanlar camiye gitsinler. O, güya farzı tercih ediyor. Bu mantık gerçekten aynı ile şeytanî mantıktır. Hani Şeytan’a “Adem’e secde et” denilmişti de o; Ya Rabbi! onu topraktan yarattın, beni ateşten yarattın, ben daha üstünüm, ben ona secde etmem, demişti ya tam ona benziyor bu kıyas.  Oradaki mantık neyse, buradaki mantık da aynı. Nafile ibadetler madem cahillerin işi idi de Peygamberimiz niye bu kadar nafile ibadete düşkün idi ? Onu düşünelim. Peygamber olduğu halde, cenneti garantilediği halde, hiç günahı yokken, aslında farzların dışında bir ibadete de muhtaç olmadığı halde ayakları adeta şişinceye kadar, başka bir insanın tahammül edemeyeceği kadar uzun uzun namaz kılardı. Madem nafile ibadet cahillerin işi idi Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem niçin kendisini bu kadar yorsun ve bu işe tevessül etsin. Hatta annelerimizden birisi O’na sordu. “Ya Resûlellah! Senin gelmiş geçmiş bütün günahların affedilmişken niçin kendini bu kadar yoruyorsun?” Cevap çok ilginçtir. “Ben şükreden bir kul olmayayım mı!” İbadet, ruhun gıdası olduğu için insan ibadet eder. Ruh adeta miğde gibi. Miğde nasıl acıktığı zaman ekmek, yemek vs. ister. Ruh da ibadet ister. İşte o ruhun sesine kulak verilerek ibadet fazla fazla yapılır. Yani ibadet cahillerin işi değildir, bizzat Peygamber işidir, ruhun muhtaç olduğu gıdadır. Peygamberimiz Aleyhi's-Salâtu ve's-Selâm’ın bir gecede yaptığı ibadeti ben ömrümde tek sefer göze alamıyorum. O’nun teheccüd namazı bu kadar uzun, zor ve yorucu idi. Bir gecede yaptığı ibadeti, hatta sadece iki rekatlık bir namazını ben ömrümde göze alamıyorum. Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem tek rekatta beş cüz Kur’an (Bakara, Al-i İmran ve Nisa surelerini birden) okuyordu zamm-ı sûre olarak. Hem de hızlı hızlı değil, ağır ağır okuyor. Acelesi yok, ayet aralarında dualar ediyor, zikirler okuyor, tesbihatta bulunuyor, ondan sonra rükûya varıyor, kıyamdaki kadar rükûda duruyor, rükûdan doğruluyor, yine kıyamdaki kadar dua, zikir, tesbihat..., secdenin birincisine varıyor. Kıyamdaki kadar secdede duruyor, zikir, dua tesbihat… secdeden doğrulup oturuyor, yine zikir, tesbihat… sonra ikinci secde, dua, zikir, tesbihat… Namazını böyle tamamlıyor. Herkes de dayanamaz buna. Zaten sahabiler bile dayanamamışlardır. Peki nafile cahillerin işi idi de Peygamberimiz Aleyhi's-Salâtu ve's-Selâm niye bu kadar ibadet etti ? Burada şunu ifade edeyim ki ilim, insanı amele götürmüyorsa, o ilim faydasız ilimdir, mâlâya’nidir. Resûlullah Aleyhi's-Salâtu ve's-Selâm faydasız ilimden Allah’a sığınmıştır. Farz olan ilim, faydalı olan ilimdir. Faydasız ilim mâlâya’niden öte bir şey değildir. Resûlullah Aleyhi's-Salâtu ve's-Selâm,

   اللهم  انى أعوذ بك من علم لا ينفع

“Ya Rabbi ben faydasız ilimden sana sığınıyorum”, demiştir. İşte bizimkiler aslında faydalı olan ilmi, amel etmeyerek faydasıza çeviriyorlar, o ilmi kendilerine sorumluluk yükleyen bir yük haline getiriyorlar. Yarım yamalık biçimde yaptıkları farzlar dışında  ibadetleri yok. Öyle olunca da o ibadet ve amelden uzak ilim, amaç haline geliyor, kanaatimce onlar açısından put halini alıyor. İlim insanları amele götürmelidir. Amele götüren ilim fayda sağlar. Dolayısıyla nafile ibadet hayatına müslüman düşkün olmalıdır. Farzları yerine getirdiği gibi nafile ibadetleri de elinden geldiği kadar programlamalı, hayat programı haline getirmelidir. Resûlullah Aleyhi's-Salâtu ve's-Selâm Hira’da iken ilk vahyi alır almaz ürperti içerisinde doğruca eve gelmiş ve “beni örtün” demiştir. Ondan sonra Peygamber Aleyhi's- Salâtu ve's Selâm’a (Müzzemmil Sûresi ilk ayetleri), Cenâb-ı Hakk ne diyor  bakın :

يا أيها المزمل قم الليل إلا قليلا  نصفه أو انقص منه قليلا أو زد عليه ورتل القرآن ترتيلا إنا سنلقي عليك قولا ثقيلا

Ey örtüsüne bürünüp yatan Peygamber! Gece pek az vakti hariç kalk namaz kıl. Gecenin yarısında (kıl), gecenin yarısından biraz eksiltmiş (olarak namaz kıl) yada o yarısına biraz ilave yaparak (namaz kıl). Kur'ân-ı Kerîm’i tane tane, (düşüne düşüne tecvit üzere, güzel güzel) oku”.  Dikkat edin, bakın ondan sonra ne diyor Rabbimiz : “Çünkü biz senin üzerine çok ağır bir söz atacağız (vahyedeceğiz)”. Yani ‘ileride Kur'ân-ı Kerîm sana inecek, bu çok ağır bir sözdür, insan normalde bunu taşıyamaz, senin bu ağır sözü taşıyabilmen için ona hazırlanman gerekir’. İşte o hazırlık gece ibadetiyle, nafile ibadetle olur. Yani nafile ibadet, insanı ilahî vâridâta hazırlayan ibadettir. Bundan öte mesafe almak nafilelerle alınıyor demek ki. Biraz sonra ilgili bir hadis-i kudsi rivayeti vereceğim. Ayetlerin birisinde de

 :واذكر اسم ربك وتبتل إليه تبتيلا

 “Rabbinin ismini zikret ve ona bütün varlığınla (mâsivâdan, dünyalık şeylerden uzaklaşmış vaziyette, gönlünü gözünü O’na odaklamış vaziyette) O’na yönel”, (Müzzemmil : 8) diye Cenâb-ı Hakk’ın Peygamber Aleyhi's- Salâtu ve's Selâm’a burada emri vardır. Demek ki insan tenhada bir köşeye çekilecek, ibadet edecek ve burada Allah ile başbaşa kalacak. İşte bu hareket insanı gelecek olan ilhâmâta, Peygamberi ise vahye, ağır söze hazırlayan şeyler olacaktır. Dolayısıyla nafile hayat aslında cahillerin, hâşâ, işi değil. Bizzat maneviyatı güçlü olan insanların, başta peygamberlerin ameli ve yolu olmuş oluyor.

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.