Nasılsın Diye Sorma Cevabımla Gel

Meltem KAVAK

Sohbet açmak için kullandığımız sorular vardır. “Ee nasılsın? Hatta daha daha nasılsın?” diye başlar sohbetin endamı. Bazen çalışma alanınızdan tutun; çocukların okullarından, gündemden, siyasetten, ekonomiden, ev işlerinden, sokak lambasının yanmamasından bile sohbet akar gider. Gülmeyin, aynen öyle büyük bir sorundur sokak lambası. Hatta bu lamba muhitlere göre değişir. Aslında gündemlik konulardan biridir. Neyse ben yine fazla gitmeden bir yere konuma sadık kalayım.

Yan yana sohbet ettiğimiz insanlar vardı salgın yokken.  Koltuğun köşesine yarım yamalak oturmadan ev sahibinin standart sorusunu bekleriz? Ev sahibi de pusa da bekleyen sırtlan misali senin oturmanı bekler.

“Nasılsınız, iyi misiniz?” –sız, sın eki samimiyetin boyutuna göre farklılık gösterir elbette.

Gerçekten bu sorunun karşılığında alınacak cevabı merak eden insanlardan mısınız? Yoksa sormak için soru soranlardan mı? Maksat muhabbet olsun, günün saatleri dolsun. Kısırlar, börekler midemize dolması için mi buluşur insanlar?

Eskiler bir kahvenin kırk yıl hatırı vardır derken, bunu kahvenin lezzeti için mi söylemişlerdi? Kırk birinci yılında hatır gönül biter mi dersiniz?

Kişilerin tarzlarına göre değişmelidir sorular yoksa muhatabımızı sıkarsınız. Hürmet yerine külfette bulunmayın kimseye. Çocuğu olmayan birine çocuğunuzun hikâyesi masal gibi gelebilir. Hatta bu masal korku masalına dönüşebilir. Muhatabınızı iyi tanıyın, nelerden hoşlanıp hoşlanmadığını iyi anlayın. Basit gibi görünse de aslında bir nasılsın sorusu ile başlar hayatlar…

Biranda büyük bir vebal altında kalmayın!

İmam-ı Gazali Hazretleri der ki:

“Dert etmeyeceği halde nasılsın? Diye, sormak münafıklıkta bir mertebedir.”

Soruyu soranın muhatabını üzmesinden öteye geçemezsiniz. Yarası varsa o yarayı kat be kat açmaktır. Açılan yaradan akan kanı saramadıktan sonra, yarasına merhem süremedikten sonra neden sorarsın ki!

Hiç sevmem mesela yeni evli çiftlere sorulan çocuk düşünüyor musunuz? Diye başlayan soruları. Olmuyor mu yoksa diye pekiştirilen teselli ile karışık duygusal yaklaşımları.

Olsa zaten fragmanlar da görürsünüz? Hem ne yapacaksın milletin çocuğunu gece ağladığında karnını siz mi doyuracaksınız? Bu absürt sorular yüzünden binlerce insanın çocuğu olmuyor biliyor musunuz?

Soruların adabı olmalı?

Sorularla insan hırpalanır, her laubali sorular özel hayatın işgaline tecavüzdür.

Hem verilen cevaplar yüzünden de günaha sokarsınız milleti.

  • Nasılsın?
  • İyiyim?! Yalan söylemekten çarpılacağız cümleten benden demesi.

Rabbim nasılsın sorusuyla karşılaşmadan, işte ben geldim diyen güzel dostlar çıkarsın karşımıza. Esasında işin özü budur. Görmek, hissetmek her şeydir vesselam.

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.