NETropolitan / medyatik devrim

xxxx1

Neredeyse bütün yorumcular, Mısır'da yaşanan halk hareketini, Tunus'taki halk ayaklanmalarının tetiklediğini söylüyorlar. Peki, bu gözlem doğru mu acaba? Bir ölçüye kadar doğru elbette. Ama gerçekte, asıl devrim başka bir "yer"de gerçekleşiyor: Medyalarda; daha çok da yeni-medyalar'da.

Bütün dünya ilk defa bambaşka bir devrime tanıklık ediyor: Önce Tunus'ta, ardından da Mısır'da yaşanan halk ayaklanmaları değil, asıl devrim: Asıl devrim, Tunus'ta ve Mısır'da yaşananları yaşanır kılan, mümkün kılan medyatik devrimdir: Televizyon ve gazetelerin de içinde olduğu "eski" medyalarla, adına ironik bir şekilde "sosyal medya" denen ama öncelikli olarak bireysel dünyaları hem sosyalleştirerek hem de küreselleştirerek "dünyaya" açan facebook'ların, twitter'ların ve cep telefonlarının çok daha belirgin bir şekilde rol oynadığı çok-medyalı bir devrimle karşı kaşıyayız.

Karşımızda medyatik bir devrim var; ama adına yeni-medyalar dediğimiz sanal dünyanın medyaları üzerinden ve bizzat sanal medyalar vasıtasıyla gerçekleştirilen bir devrim bu: İlk defa bütün insanlık aynı anda NETropolitan devrim olarak adlandırılabilecek yeni bir devrime tanıklık ediyor.

Burada Tunus'ta ve Mısır'da yaşanan halk hareketini küçümsüyor değilim. Bilakis, hem diktatörlükleri sona erdirmesi, hem de bir yandan "demokrasi", "özgürlükler" ve "hukukun üstünlüğü" retoriğini dillerinden düşürmeyen, öte yandan da sözkonusu diktatörlüklerin düşmemesi için yoğun çaba gösteren Batılıların temel kaygılarının aslâ demokrasi, özgürlükler ve hukukun üstünlüğü olmadığını, aksine, dünya üzerindeki hâkimiyetlerini pekiştirmek ve her ne pahasına olursa olsun sürdürmek olduğunu bütün dünyaya göstermesi bakımından bu halk hareketlerini çok önemsiyorum.

Burada dikkat çekmeye çalıştığım yakıcı gerçek, bütün insanlığın bambaşka bir çağın eşiğine doğru hep birlikte adım attığı gerçeği: İnsanlık, ilk defa medyatik alan'ın, kamusal ve özel alanları devre dışı bırakarak yuttuğu, onların yerine geçtiği, dolayısıyla medyanın, deyim yerindeyse, "her yerde hâzır ve nâzır" olması nedeniyle fiziksel gerçeği bile buharlaştırdığı postmodern zamanların tam ortasına düşüverdi.

Yani medyaların hükümran olduğu bir çağda yaşıyoruz: Medyaların yani araçların. Niteliğin değil, niceliğin. Araçsal akıl, (medyaların / araçların, amaçların yerine geçtiği, bizzat medyaları kontrol ederek her şeyi kontrol etme güdüsünün amaç hâline geldiği) adına tekno-paganizm dediğim çağda araçları hükümran kılıyor; hükümranların hükümranlıklarını ve hükümdarlıklarını hükümsüzleştiriyor.

Mısır'da ve Tunus'ta yaşanan fenomen, tam da böylesi bir fenomen: Eğer bu ülkelerde yaşanan halk ayaklanmaları, el-Cezire Televizyonu halkın "hareketlenmeler"ini canlı olarak izlemeseydi ve bize aktarmasaydı; facebook'larla, twitter'larla ve cep telefonlarıyla kurulan sanal ağlar, kitleleri harekete geçirecek şekilde devreye sokulmamış olsaydı, acımasız, zalim diktatörlüklerin hükümfermâ olduğu Tunus'ta ve Mısır'daki halk hareketleri kanlı bir şekilde bastırılacaktı büyük bir ihtimalle.

Bütün bunları söylerken, Mısır'daki halk ayaklanmasını Tunus'taki halk ayaklanmasından ziyade bizzat medyaların tetiklediğini söylüyorum elbette ki: İşte bu nedenle Mısır diktatörü Mübarek, interneti, cep telefonu şebekelerini iptal ettirdi ve El-Cezire Televizyonu'na, gösterileri naklen yayınlamaması için yoğun baskı uyguluyor.

Sonuçta eski-yeni medyaların topyekûn devreye girmesiyle yaşanan NETropolitan bir devrime tanık oluyoruz: Bir yönüyle bir el-Cezire devrimi, bir yönüyle de "sanal sosyal medya" devrimi.

Son kertede varlığını medyalara borçlu olan Mısır'daki halk ayaklanması, sözkonusu medyalar hâlâ devrede olduğu için devam edebiliyor. Eğer bütün medyalar, devre dışı bırakılsa, büyük bir ihtimalle, devrime dönüşme emareleri gösteren halk ayaklanması kısa devre yapabilir ve yapılacak yoğun bastırma ve şiddet operasyonlarıyla birlikte sona erebilir.

Burada medyatik bir devrimle karşı karşıya olduğumuzu söylerken medyaları kutsuyor, teknolojik determinizm yapıyor değilim: Aslında bizatihî medyaların işin içine girdiğine dikkat çekiyor ve bundan kaygı duyuyorum: Çünkü eskisiyle yenisiyle bütün bu medyalar, bugün halk ayaklanmasını desteklemek için kullanılıyor olabilir; ama yarın halk ayaklanmasının "terörist bunlar" denilerek bastırılmasında da kullanılabilir; ki bunun işaretlerini özellikle CNN International ve BBC'de bolca gördüğümü hatırlatmak isterim.