NEZAKET GÜZEL AHLAKIN BELİRTİSİ

Selma ÖZTÜRK

Güzel vardır, çirkin vardır. Güzel ve çirkin arasında tercih etmek zorunda kalsa, insanoğlu hiç şüphesiz güzel olanı seçer. Tercih durumunda ise aklını ve fikrini (mevcut olduğu kadarıyla) kullanır. Her şeyde güzelliğe öncelik veren insan – bu düşünceyi devamlarsak – AHLAK konusunda da güzelliği seçer ve onu tercih eder. Bu en azından böyle olması gerekir...

"Güzel ahlak" Ümmet-i Muhammed arasında çok tanınan ve kullanılan bir kavramdır. Herkes güzel ahlaktan bahseder, hocalar kürsilerde misallerle güzel ahlakı anlatır, lakin tatbik konusunda güzel ahlak biraz ilerilerde kalmış gibimize gelir. Güzel ahlak, güzel ahlak diye bahsederiz de hep, güzel ahlakın somut olarak ne olduğunu tam anlamıyla izah edemeyiz gibi. İzah edip anlamış olsak bile, onu bir türlü günlük hayatımızda ve günlük hareketlerimizde uyguluyamayız.

Güzel ahlakın kaynağına gelince, hemen aklımıza ilk gelen şahıs elbette ve tereddütsüz Peygamber Efendimiz’dir, Fahr-i Kainat’tır. O’nun güzel ahlakının örneklerini verecek olsak, ne kitaplar yeter, nede külliyatlar. Kalem Suresinin beşinci ayetinde (Nun ile başlayan sure) Allah-u Teala Peygamber Efendimize hitap ediyor ve "Inneke le ala hulugin azim", yani "Sen muhakkak ve şüphesiz güzel ahlak üzere yaratılmışsındır.” diyor. Güzel ahlak bir peygamber vasfı ve her inanan insanın içinde taşıması gereken bir şeydir. Pekiyi güzel ahlak kendisini nasıl belirletir ve güzel ahlakın örnekleri nelerdir?

Güzel ahlakın işaretleri çok farklı ve çeşitlidir. Onu sergilemek için bir çok örnekler verebiliriz, fakat en önemli belirtilerinden birisi NEZAKETtir. Nezaket demek, naziklik demektir, zariflik, kibarlık, terbiye, incelik ve edep demektir. Nezaketin aksi ise sertlik, haşinlik, kabalıktır ve hatta görgüsüzlüktür.

Nazik olmak, nezaket göstermek Peygamber Efendimiz’in sünnetindendir. Nezaket hem söylemde, hem de eylemde olur. İnsanın hem halinde, hemde kalinde kendisini gösterir. İnsanoğlunun görgüsü daha doğrusu görgüsüzlüğü de bununla ölçülür. Dolayısıyla, bir insanın güzel ahlak derecesini tespit etmek için, nezaket bir ölçüdür. Bir insan ne kadar nazik ise, o kadar güzel ahlaka sahiptir ve o kadar Allah Rasul’unun vasıflarından birisini içinde taşımaktadır. İçinde taşımakla da kalmaz, bu vasfı dışa yansır ve toplumda etkisini gösterir.

Tatlı bir dil ile hitap etmek varken, kaba ve yüksek sesi tercih edenleri Lokman Hekim Kuran’ı Kerim’ de eşeklere benzetir (Lokman Suresi). Girdiğiniz bir odaya veya her hangi bir yere (bu komşunun evi, misafirlik, alış veriş için bir dükkan olabilir) selam vermeden girilmez. Çıktığınızda muhakkak ve muhakkak “İyi günler!” dilersiniz ve öyle çıkarsınız. Bir insanın samimi bir şekilde hal ve hatırını sormakta nezakettir. Aksıran bir insana “Çok yaşa!” demekte nezakettir. Onun “Elhamdulillah’ı” da tabii ki.

Eski tasavvuf ehli nezaketin güzel ahlakın bir parçası olduğunu, güzel ahlak ise Rasulallah’ın bir vasfı olduğunu iyi bilirlermiş ve bu hususa önem ve itina gösterirlermiş. Bu güzel ahkalı kendileri yaşamaya özen gösterdikleri gibi, evlatlarını da bu önemli kriterlere göre yetiştirirlermiş. Nezaket demek, edep demektir demiştik. Bunlar ise kendisini hayatın her alanında gösterir. Yeme ve içmede olduğu gibi oturma ve kalkmada, yürümede ve konuşmadayani hayatın her alanında edep ve haya nezaket yoluyla kendisini yansıtır.

Nezaket ve zariflik için bir misali tasavvuf ehli Mevlevilerden verelim. Eskiden Mevlevi edebine göre bir haneye misafir geldiğinde, hane sahibi misafirini misafirlik sonrası uğurladığında kapıda onu gönderirken, ayakkabalarını bugün bildiğimiz ve uyguladığımız gibi ayakkabıların uçlarını kapıya doğru değilde eve doğru çevirirlermiş. Bunun iki sebebi varmış. İlk sebep misafire "Git, bir daha gelme!" mesajını vermemekmiş. Bu hareket, "Kapımız her zaman için sizlere açık, gene buyurun gelin!” anlamına gelirmiş. İkinci sebep ise – ki bu çok daha önemlidir – misafir ayakkabısını giyinebilmesi için eğildiğinde, arkasını hane sahibine çevirmemesiymiş. Yüzünü bir an bile hane sahibinden ayırmamakmış. Şu inceliğe bakar mısınız efendim! Bugün kimimizin aklına gelir böyle ince davranışlar? Bunda da gördüğümüz gibi, ufak eylemlerde büyük anlamlar vardır.

İslam dini kabalık ve görgüsüzlük dini değildir efendim! Olmamalıdır. Bilakis, İslam dini kabalığı ortadan kaldırmak ve ona bir son vermek için Allah-u Teala tarafından oluşturulmuştur. Rasul’unu de yaşayan bir misal olarak bizlere göndermiştir. Öyleyse Allah ve Rasul’unun yolundan gidebilmek için günlük hayatımızda biraz daha nezaket gösterelim lütfen!

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.