NUH'un Gemisi

Ebubekir TUNCER

Allah  selamet  versin  Ali Bulaç'ın Nuhun  Gemisine  Binmek  adlı  kitabını  okuduğum  yılları  hatırlıyorum  bu günlerde.  Hayatımızı  bu  gemiye  binebilmek  için  kurguluyor  ve  hayatımızın  inşasını  bu  temeller  üzerinde  yükseltiyorduk.  Hz.  Adem'den  son  peygambere  kadar  tüm  peygamberler  bizimdi  ve  bu  gün ki  gibi  imanımızın  bir  gereğiydi.  Kuran  anlattığı  sayısız  kıssalarla  bize  örnekler  veriyor.  Hassaten  ikinci  Adem  olarakta bilinen  Nuh'un  hayatını  da  anlatarak  her  devirde  herkesin  ilgisini  çekecek  hakikatler  ortaya  koyuyordu.

     Ne  güzel  yıllardı.  Nuh'un  gemisine  binme  hayelleri  kurarak  uyur  rüyalarımızda  kimsenin  yaşamadığı  güzel  adalara  çıkardık.  Benim  gibi , Türkiye'deki  birçok  genç  bu  sevdalarla  adam  oldu.

     Oysa,  diğer  taraftan  kendi  gemisini yüzdürmeye  çalışanları  görmemiştik.  Ben  yoktu,  biz  vardı  ve  bir  diğerimiz  olmadan  O  geminin  de  zevkli  olmayacağını düşünüyorduk.  Kendi  gemisi  hevesi  bizi  nasıl bir  illete  sürüklediğini  şimdilerde  daha  iyi  görmeye  başladık. 

     Hem  maddi  hem  de  mana  anlamında  gerçekten  de  herkesin  kendi  gemisinin  inşasına  kalkışması  hazindir.  Maddi  anlamda  baktığımızda da bir  elin  nesi  var  iki  elin  sesi  var  ata  sözüyle  net  ve yalın  anlatımı  tercih  edip  bırakacağım.  Mana ikliminde de  herkesin  kendi  gemisine  binmeye  çalışması  hem saçma  hem adından  da belli  olduğu  gibi  gemi  bir  toplu  taşıma  racı  olması  icabiyle  bir tenakuzdur.

Kişinin tek başına ve saf müşahede yoluyla gizlenen hakikat’e ulaşması pratikte ve dünyanın bu günkü şartlarında mümkün değildir.  Allah  yarattıklarını  sevdiğinden  onları  yanlız  bırakmayıp  peygamberleri  aracılığıyla  yol  göstermiştir.

      Günümüz  insanı   ruh  dunyasını  öylesine  yitirmiştir  ki  Nuhun  gemisini  bulmaya  yönelik  devasa  projelerle  ve  masraflarla  bir  milim  bile  ilerlemediğini  gösterip  Nuhun  gemisindeki  manayı  ıskalamıştır.

     Varlık Alemi’ni kendi hayat kaynağından kopardığımız zaman, geriye kendilerine tapınılacak, denetimleri altına girilebilecek sayısız nesne kalır. Bu nesnelerin her biri ayrı bir Tanrı olur.  Günümüz  insanının  Allaha  yönelmeyişi  onun Tanrıya  ihtiyaç  duymamasından  değildir.  Aksine  kendisine yeni  tanrılar  bulması  gerçegidir  ki  bu  da  kendi  tanrısını  yarattığı  komedisidir.  Komdedi  diyorum  çünkü  nefsin,  benliğin ve   modern  dünyanın  ürettiği  ancak  budur.

 

   tuncer71@hotmail.com

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.