Petrol faturasını ancak üretim artışı ile ödeyebiliriz

xxx951

İstanbul"da dün, benzinin litresi 3.41 YTL"den (2.75 dolardan), mazotun litresi 3.11 YTL"den satılıyordu. (Dikkat buyurunuz: Mazot fiyatı ile benzin fiyatı arasındaki fark kapanıyor.)
Halkımız bu fiyattan memnun ki, ses çıkarmıyor. Amerika"da ise benzinin litresi 1 dolara (1.25 YTL"ye) yükseldiği için tüketici kıyameti koparıyor. Akaryakıt üzerindeki verginin aşağıya çekilerek, petroldeki fiyat artışlarının tüketiciye yansıtılmamasını önerenler var. İnsanlar daha az araç kullanıyor. Benzin tüketimini kısamayanlar diğer tüketim harcamalarını kısıyor. Uçak şirketleri perişan.
Bütün bunların ardında dünyada petrol fiyatlarının tırmanışı yatıyor. Fiyat yükselirken genelde üreticiler suçlanıyor. (1) Üreticiler fiyatı yükseltmek için üretimi kısıyor, (2) Üreticiler anlaşarak fiyat belirleniyor deniliyor.
Petrol rezervleri dünya üzerinde o kadar yaygın şekilde dağılmış ve üretici sayısı o kadar çok ki, bu tür bir politikanın uygulanması çok güç. Üretimde Ortadoğu"nun payı yüzde 31, Avrupa ve Avrasya ülkelerinin (Rusya ve Kafkas ülkeleri) payı yüzde 22, Kuzey Amerika ülkelerinin payı yüzde 16, Afrika ülkelerinin payı yüzde 12, Asya ve Uzak Doğu ülkelerinin payı yüzde 10, Orta ve Güney Amerika ülkelerinin payı yüzde 9 oranında.

Arz talep dengesizliği var

Ama bir gerçek var. Dünya üzerinde bu kadar yaygın olarak üretim yapılmasına karşın üretim bir türlü artmıyor, artırılamıyor.
Günlük petrol üretimi 2005"te 84.63 milyon varil iken (1 varil 159 lt.), 2006"da 84.60 milyon, 2007"de 84.64 milyon varil oldu. Şimdilerde dünyadaki toplam petrol talebinin ise günde 85.59 milyon varil olduğu ve günlük talebin, günlük üretimin üzerine çıkması nedeniyle stokların eridiği bildiriliyor.
Dünyada en büyük petrol tüketicisi ABD. Günlük toplam tüketimde ABD"nin payı yüzde 24.2, Çin"in payı yüzde 9. Dünyada petrol talebinin her yıl yüzde 1.2-1.3 aratması beklenirken Çin"in petrol talebi yılda yüzde 8.2 gibi yüksek oranda artamaya başladı. Hindistan"ın talebinde de artış görülüyor.
ABD kendi topraklarından günde 8.48 milyon varil petrol çıkarırken,günde 20.70 milyon varil petrol tükettiği için dünyadaki petrol üretim bölgelerine büyük ilgi gösteriyor. En büyük üretim bölgesi ise Ortadoğu.

İran petrolü önemli

Bu bölgede en büyük üretici yıllık toplam 3.9 milyar ton olan dünya petrol üretimin 520 milyon tonunu gerçekleştiren Suudi Arabistan. B.Arap Emirlikleri"nin yıllık üretimi 140 milyon ton, Kuveyt"in 140 milyon ton, Katar"ın 50 milyon ton. Bunlar da ABD"nin dostu. Ama Suudi Arabistan"ın yarısı kadar (yılda 220 milyon ton dolayında) petrol üreten İran “yaramaz çocuk”!
Nasıl ki diğer yaramaz çocuk Irak dize getirildi ise, bölgenin tam anlamıyla kontrol altına alınabilmesi için bir bahane bulunarak İran"ın da dize getirilmesi kaçınılmaz bir zorunluluktur.(!)
Tabii ki spekülatörlerin petrol alım satımı yapmalarının, Nijerya"da üretimin aksamasının, doların değer kaybetmesinin fiyat artışında etkisi vardır ama ana sorun arz / talep dengesizliğidir. (Osman Ulagay Milliyet"te dünkü yazısında spekülasyonun boyutu hakkında bilgi verdi.)
Bu gelişmeler karşısında bizim yapabileceğimiz bir şey yoktur. Anlaşılan o ki, biz önce halk olarak sonra ülke olarak giderek büyük döviz faturası ödeyeceğiz.

Faturayı ödemek için...

Biz petrol tüketimini kısamayız.Tersine giderek daha fazla tüketeceğiz. Sadece petrole bakmayınız. Doğalgaz da petrole endeksli yük getiriyor. Elektrik üretiminde kullanılan gaz fiyatı artıyor. Elektriği de pahalı kullanacağız. Vergiyi düşürerek fiyat artışlarını firenleyemeyiz. Bu vergiler devletin ana gelir kaynağı.
Bu gelişmeler mutfaktaki tüpgazdan, doğalgazdan dolmuş, otobüs ücretlerine, elektrikten, gübre ve mazot faturasına kadar halkı üzecek,ezecek...
Çözüm, büyüyecek faturayı karşılamak için daha çok üretmek. Petrol üretemeyeceğimize göre, dünya pazarında satabileceğimiz ne var ise onu daha fazla üretmeye mecburuz. Üretim artışı halkın gelirini artırır . Halk da petrol faturasının yükünü ancak böyle dengeleyebilir.