Ramazandan Tat Almanın Yolları

Ahmet GÜRBÜZ

Ramazandan Tat Almanın Yolları

Ramazan her birimizin zihninde farklı şeyler çağrıştırır. Kimine hurma ve pide çağrıştırırken, kimine açlık, kimine sabır, kimine bayram, kimine kadir, kimine kuran, kimine zikir çağrıştırır. Bazen çocukluğumuza götürür bizi, bazen semalara uçurur. Ama her halükarda bu kasvetli âlemdenkurtarır bizi.

Ramazanı yaşayıp, onu idrak edebilmek, onun lezzetini tadıp, onunla huzura erebilmek için, önce onun getirdiklerine, bize ikramlarına göz atalım, ne dersiniz.

Ramazan evvel emirde oruç ayıdır. Oruç; İslam’ın beş temel şartından biridir. Allah’ın (cc) tüm kullarına, belli günler için farz kıldığı bir ibadettir. Diyetten önce, niyettir. Orucu ramazan ayında tutmak farzdır. O da hicri senenin dokuzuncu ayına tekabül etmektedir. Ramazanda mazeretsiz olarak oruçtutmayan bir insanın, senenin diğer bütün günlerinde oruç tutması, bunu karşılamaya yetmez. Zira Allah’ın (cc) kulların aç kalmasına, sıkıntı çekmesine ihtiyacı yoktur. Ramazanın bu disiplininin psikolojik, sosyolojik, biyolojik, ekonomik birçokfaydaları vardır.

“Ey iman edenler! Sizden önceki (ümmet)lere yazıldığı gibi, sizin üzerinize de oruç tutmak yazıldı (farz kılındı). Olur ki bu sayede takvaya erersiniz.”(2/183)

Ebu Hüreyre’den (r.a) rivayet edildiğine göre Resûlullah şöyle buyurdu: Aziz ve celil olan Allah "İnsanın oruç dışında her ameli kendisi içindir. Oruç benim içindir, mükâfatını da ben vereceğim" buyurmuştur. (Buhârî, Müslim)

Oruçla ilgili müjdeler çok, ama orucun oruç olabilmesi ve bu müjdelere erdirebilmesi için oruçlunun da belli şartlara riayet etmesi gereklidir. Yalan söylememesi, Müslümanlarla çekişmememsi, sövüp saymaması, hatta kendisine sataşan biri olursa, ben oruçluyum deyip oradan ayrılması tavsiye edilir. Orucu sadece bedene değil ruha da tutturması gerekir.

Ebu Hüreyre’den (r.a) rivayet edildiğine göre Resûlullah şöyle buyurdu: “Kim, faziletine inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır." (Buhârî)

Ramazana mana katan en önemli faktörlerden bir diğeri de Kur’an’dır. Kur’an onda inmiştir. Zaman, mekân ve ramazan onunla şereflenmiştir. Bu ayda okunan hatimler, mukabeleler gönülleri ve simaları cilalamaktadır. “Ramazan ayıdır ki Kur’an; insanlara hidayet (doğru yol) rehberi, doğru yolun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak onda indirildi.” (2/185)

Ramazanı anlamak ve yaşamak için, önce kuranı anlamak ve yaşamak gereklidir. Hayatı anlamlandırmak ve yönetmenin şifreleri onda gizlidir.

Bu ayda kuranla ünsiyetimizi geliştirmeliyiz. Onu süslü kılıflardan çıkarıp, gönlümüze yerleştirmeliyiz. Sahih inancı ve doğru davranışı ancak onun rehberliğinde bulabiliriz. Karar vericilerin, kanun koyucuların, hüküm irad edenlerin yanlışa düşmemeleri ve adaletten sapmamaları için Kur’an-ı Kerimle herkesten daha ziyade haşır-neşir olmaları icap eder.

Kuran-ı Kerim kendi kendini; Allahın kitabı, hidayet kaynağı, hakkı batıldan ayıran Furkan, Allahın ipi, sapa sağlam kulp, kendisine tutunanları koruyucu, kurtarıcı, şifa kaynağı, hidayet rehberi ve rahmet vesilesi olarak tanımlamaktadır. En güzel ahlakı, en makbul duayı, en gerçek kıssaları bize Kur’an öğretmektedir. Kuran geçmiş kavimlerle çağdaş toplumlar arasında sağlam köprüler kurmaktadır.

Ramazanın en önemli farklarından biri de, şeref ve azamet gecesi leyle-i kadri içinde barındırmasıdır. ‘Bin aydan daha hayırlı kadir gecesinin’ esrarı, kuranın o gece indirilmiş olmasındandır. O gece melekler Allahın izniyle yeryüzüne iner, tan yeri ağarıncaya kadar ibadet ehline selam, rahmet ve esenlik taşır.(97/1-5)

Ramazana has bir namaz olan teravih, bu ayın en lezzetli ve toparlayıcı ibadetidir. Aslında peygamber efendimizin bir sünneti olan teravih, bütün müminlerin ihtimam gösterdiği bir ibadettir. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz buyurur: “Allâh Teâlâ Ramazan’da orucu farz kıldı, ben de (terâvîh) namazını sünnet kıldım.” (İbn-i Mâce) Kadir gecesinin fazileti, teravih namazının ihsası ramazanda gece ibadetlerini, özellikle de namazı çoğaltmaya delalet eder.

Ramazanın bize öğrettiği önemli hususlardan biri de yardımlaşmak ve paylaşmaktır. Peygamber (sav) Efendimize:
“–Hangi sadaka daha faziletlidir?” diye sorulduğunda:
“–Ramazan ayında verilen sadaka!” cevabını vermiştir.(Tirmizi)

Bu müjdeye Ramazan ayında yapılan iyilik ve ibadetlerin binlerce misliyle ödüllendirileceği rivayetleri de eklendiğinde,Müslümanlar; fidye, fitre, zekât ve sair sadakalarını cömertçe tasadduk ederek ihtiyaç sahipleri için tam bir bayram havası oluşturmaktadırlar.

Ramazan öğretilerine sabrı, şükrü, zikir ve tefekkürü deeklemek gerek. Bunların hepsi ramazanın son on gününe sırlanmış itikâfta cem olmaktadır. İtikâf; dünyayı stoplayarak, Allaha yönelmektir. Peygamber efendimizin hiç terk etmediği sünnetidir. Erkeklerin camide, kadınların evlerinin bir kısmında itikâf etmeleri mümkündür.

Yukarda saydıklarımızın dışında, Kur’an-ı Kerimde; “Allah muttakiler, ihsan edenleri, tövbekârları vb. sever” denilen ne varsa hepsi ramazanda yaşanmaktadır.

Bu bir aylık manevi eğitim kampında Allah bize takvayı talim ettiriyor aslında. Dikkat buyurunuz lütfen; “İman edip salih amellerde bulunanlara, takvalı oldukları ve hakkıyla iman edip salih amellere devam ettikleri, yine takvalı olup kesin inandıkları, nihayet takva ile beraber güzel ve hayırlı harekette bulundukları sürece, (haram olunmadan önce) yiyip içtikleri şeylerden dolayı bir günah yoktur. Allah iyilikte ve güzel harekette bulunanları sever.”(5/93)

Dikkat çektiğim husus takva ile yemek arasındaki ilişki değil elbette. “Azıklanın! Ve bilin ki azıkların en hayırlısı takva(azığı)’dır. Ey akıl sahipleri bana karşı takvalı olun!”(2/197) Efendimiz takvanın yerini tarif ederken, işaret parmağını kalbinin üstüne koyarak; takva buradadır.

Ramazan ayının Kuran’daki karşılığı Şehr-i Ramazandır. Dün radyoda seslendirilen çok güzel bir ramazan değerlendirmesi dinlerken duydum; yazar, şehri ramazanı, Ramazan'ın yaşandığı şehir olarak bilirdim kısa zaman öncesine kadardiyor. Kelime manası yanlış olsa da, yaklaşım o kadar güzel ki; düşünsenize, ibadetine, ticaretine, siyasetine, sokağına, caddesine ramazan sinmiş şehirler..

Ramazan bir değişim ve muhasebe ayıdır. Manevi bir eğitim kampıdır. Biyolojik olarak tazelenme, psikolojik olarak yenilenme, manevi olarak güçlenme mevsimidir. Baharla gelen ramazanın; kişisel gelişimimize, toplumsal barışımıza, milli dayanışmamıza ve ulusal kalkınmamıza bir bayram muştusu taşıması temennisiyle.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.