Sadece İyilik

Recep KOÇAK

Önceki hafta cumartesi günü Deniz Feneri Derneği Ankara Şubesi’nin Genel Kurul Toplantısı’na katıldık.

Yapılan sunumda 2009 faaliyet raporundan birkaç rakama yer verildi. Manzara tam anlamıyla müthişti. Bir yandan karalama kampanyalarına karşı kendinizi savunacaksınız, bir yandan da bütün yardım kalemlerinizi tam gaz devam ettireceksiniz.

Ankara Şubesi Ankara ili ve sorumlu olduğu bir grup ilde 28 bin 590 aileye toplam 7 milyon 328 bin TL’lik yardım ulaştırmış.

Şubenin faaliyetleri cümlesinden olmak üzere, 36 bin 298 vatandaşımız tepeden tırnağa yeni giysilerle donatılmış. Bu giysilerin piyasa değeri yaklaşık 4,693,681,00 TL.

Bütün Ankara ekibini, yönetim kuruluyla, gönüllüleriyle ve bağışçılarıyla tebrik ediyorum.

Geçtiğimiz cumartesi de Deniz Feneri Derneği’nin Genel Merkez Genel Kurul Üyeleri ile bir istişare toplantısı gerçekleştirildi.

Toplantıda 2009 yılı faaliyetleri hakkında bilgi verildi. Nisan sonunda yapılacak genel kurul toplantısı için fikir alış verişi yapıldı. 2010 yılında yapılacak çalışmalar üzerinde konuşuldu, yöntemler tartışıldı.

Genel Merkezin yardım kayıtları da göz kamaştırıcı idi.

Derneğin kayıtlarında 540 bin 592 aile mevcut.

2009 yılında 89 bin 272 vatandaşımız giyim yardımları ile sevindirilmiş.

Yoksul ailelerimizin çocuklarına 3 bin 203 takım kırtasiye seti ulaştırılarak onların daha iyi şartlarda okuması için destek sağlanmış.

167 bin 85 vatandaşımız nakit, gıda, giyim, sıcak yemek, misafirhane, sağlık ve eğitim gibi çeşitli yardımlarla sevindirilmiş, hayata tutunmalarına destek sağlanmış.

Çocuklar Üşümesin Projesi çerçevesinde 5000 yavrumuza yapılan ayakkabı, bot, kazak, pantolon ve kaban başta olmak üzere çeşitli giysi yardımları ile onların sadece bedenleri değil, yürekleri de ısıtılmış, yalnız olmadıkları hissettirilmiş.

Deniz Feneri, 2009 yılında 35 bin 550 ailemize ayni ve nakdi toplam 38.995.002 TL’lik yardım ulaştırmış. Kısaca ve eski parayla -sadece 2009 yılında- gerçekleştirilen yaklaşık 40 trilyonluk bir yardım söz konusu.

Dernek yetkilileri 2009 yılında yüzlerce kanaat önderini, sivil toplum kuruluşu ve medya mensubunu, köşe yazarını ziyaret ederek bilgilendirme yapmış, destek istemiş.

Ulusal, bölgesel ve yerel olmak üzere yüzlerce radyo ve televizyon programında, binlerce internet sitesinde ve yüzlerce gazete haberinde yer alarak kamuoyuna gerçek bilgiler iletilmiş. Ama kafa karıştırmak için yapılan aleyhte yayınların volüm ve frekansı bazı dönemlerde ağır bastığında hala bir dernek yetkilisi ile karşılaşıldığında, “Neden derdinizi anlatmıyorsunuz, neden kendinizi yeterince savunmadınız?” sorusunu yönelten vatandaşlarımızın varlığından söz ediliyor.

Zor bir dönemde bunca göz kamaştırıcı faaliyete imza atan Genel Merkez yönetimini, personel, bağışçı ve gönüllüleri tebrik ederiz.

Dernek 10 yıl boyunca Kanal 7 ekranından faaliyetlerini göstermek suretiyle hem mevcut bağışçılarının güvenini pekiştirmiş, hem de yeni bağışçılara kavuşmuştu.

Bir süreden beri Deniz Feneri programı yayınlanmıyor.

Şimdilerde Dernek bütün gücünü, arazide kalarak, yardımlara devam ederek ve yardım götürdüğü ailelerin komşu ve akrabalarının, hemşehrilerinin yapılan faaliyetlere şahitliği sayesinde koruyor.

Aleyhinde yapılan kampanyalar son bulduğunda ise yeniden eski gücüne kavuşması zor olmayacak.

Zira bunun için ihtiyaç duyulan tecrübe, kurumsal hafıza ve çalışanlarının, gönüllülerinin aşk ve şevki her zamanki gibi yerli yerinde.

Derneğe karşı yürütülen iftira kampanyasının medya ayağı son günlerde zayıflamış görünüyor.

Necati Doğru ve Ruhat Mengi dışında konuyu sürekli gündemde tutan ve Türkiye Deniz Feneri hakkında çok az bilgi sahibi oldukları halde körü körüne kampanya yürüten köşe yazarı neredeyse kalmadı. Buna sebep iftiraların ardından tekzip ve tazminat davaları açılması, suç duyuruları yapılması olabilir.

Derneğe karşı yürütülen kampanyada Vatan Gazetesi yazarı, Star TV programcısı Ruhat Mengi işi adeta “kan davası”na dönüştürmüş görünüyor.

Pazar günleri Star TV’de sunduğu “her açıdan” programının aylardan beri değişmez gündem konularından biri Deniz Feneri.

Konuklar değişiyor ama konulardan birisi mutlaka Deniz Feneri oluyor.

Dünkü programda da Deniz Feneri’ni diline dolama görevi Danıştay eski Başkanı Nuri Alan ve CHP milletvekili Atilla Kart’ta idi.

İki yorumcunun da konularına hiç çalışmadıkları aşikârdı.

Nuri alan konuşacağı konunun malzemesini Atilla Kart’tan “almış” görünüyordu. Tam da soyadına uygun olarak.

Kart ise geçtiğimiz günlerde Kemal Kılıçdaroğlu ile birlikte bir dizi girişimde bulunmuştu, gayretini Star TV üzerinden sürdürdü.

İki CHP milletvekili İçişleri Bakanlığı, İstanbul Valiliği ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na Deniz Feneri hakkında başvurular yapmışlardı.

Derneğin “kamu yararı statüsü”nün kaldırılmasını istiyorlardı.

Yurtdışına yapılan yardımları fazla bulmuşlar, şikâyet konusu yapmışlardı.

Oysa Deniz Feneri’nin bugüne kadar yaptığı tüm yardımlarda yurtdışı yardımlarının payı sadece yüzde 10 idi.

Yurtdışına gidilirken önemli gerekçeler vardı. Birincisi meydana gelen afetler. Kıtlık, deprem, sel ve benzeri bir felaket sonra bir “insani yardım” kuruluşunun harekete geçmesinden daha tabii ne olabilirdi.

İkincisi de, hayırseverlerin yurtdışında meydana gelen bir felaket sonrasında, özellikle de o ülkede harcanmak, afetzedelere ulaştırılmak üzere yaptıkları şartlı bağışlardı.

Bu iki önemli sebeple yurtdışında da yardım faaliyeti yapan dernek, yüzde 10’luk payı aşmamıştı.

Ne var ki, CHP’li Kart kelime oyunları ile bu konuyu çarpıtıyordu.

Denetlenen bir dönemde yurtdışı payı fazla görünmüş olabilirdi ama bu, derneğin genel yaklaşımını değiştirmezdi.

Pakistan depremi sonrasında binlerce bağışçının münhasıran orada harcanmak üzere bağış yapması, aynı dönemlerde bir başka ülkede bir felaketin yaşanması söz konusu edilen 20 aylık dönemde oranları bir miktar değiştirmiş olabilirdi.

Bir hesap döneminin son aylarında yoğun bir biçimde bir ülke için bağış kabul etmiş, kapanan yılda o kadar büyük miktarda bir yardımı dağıtamamış olabilirsiniz.

Bir sonraki hesap döneminde aktarılan parayı yerine ulaştırırken, aynı yıl içinde yaptığınız başka bir kampanyanın harcamasını da dağıttığınızdan sadece o döneme mahsus olmak üzere yurtdışı rakamlarınız büyük görünmüş olabilir.

Bütün bunlar bir derneğin büyük fotoğrafını, temel yönelimini değiştirmez.

Bazı siyasiler gibi, işin aslını merak etmeyen, öğrenme niyet ve çabası sergilemeyip “öküz altında buzağı arayan bir zihniyet” bu konuyu şikâyet konusu yapabilir.

Devletin denetçilerine, savcılarına, güvenlik birimlerine güvenmeyecek, dedektifçilik oynayacaksınız.

Vatandaşın hakkını savunuyor görüntüsü altında tribünlere oynayacaksınız.

Hakkında, “kamu yararı statüsü kaldırılsın” diye rapor verilmiş kaç dernek vardır, bunların adları nelerdir ve neden bu statü kaldırılmamaktadır?

Siyasiler, o dernekleri niçin görmezden gelirler?

Her konuya, her olaya “politika penceresi”nden bakanlar yanlışa düşmekten ve haksızlık yapmaktan kurtulamazlar.

Haksızlık ve zulüm ise yapanın kendisini ayağından vurmasından başka bir anlama gelmez.

Deniz Feneri üzerinden siyaset yapmaya çalışan siyasi yelpazenin çeşitli renklerini temsil eden kişiler, vakti geldiğinde önemli bir gerçeği fark edeceklerdir. Deniz Feneri “sadece iyilik” demiştir de başka bir şey dememiştir. Deniz Feneri’nde iyilik dışında bir şeyler arayıp oradan siyasi rant elde etme hayali kuranlar fena halde yanıldıklarını mutlaka göreceklerdir.

Umarız bunun için çok beklemeleri gerekmez.

gumuslale@gmail.com

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.