Samimiyet Farkı

Mesut DOĞAN

Farklı coğrafyalarda, farklı mekanlarda, farklı zaman dilimlerinde, farklı kültürlerin içinde yaşıyoruz. Ana dilimiz Türkçe, fakat farklı dillerde de konuşabiliyoruz. Aslında hepimiz aynı dili konuşuyoruz, aynı duyguları paylaşıyoruz. Günlük olaylar karşısında görüşlerimiz farklılık gösterse de, yeryüzünde var olmamıza anlam katan vatan, aile, kardeşlik vb değerlere sahip çıkma noktasında aynı refleksi gösteriyoruz. İnsanlık ailesinin bir parçasıyız, ancak bizi insanlık ailesinin hem içinde, hem dışında, hem de üstünde tutan sarsılmaz bir gücümüz var: Samimiyet.

 

Biz, bir grup samimi insanın bunca farklılıklar içinde, farkında olmadan aynı yola düşmelerinin verdiği sinerji ile oluşan bir aileyiz. Bu yola koyulmadan önce, bir çoğumuz birbirimizi tanımıyorduk. Çok kısa sürede tanıştık, kaynaştık. Aradaki mesafeler, ötelerden mektup yazmayı gerektirse de, yazılan her mektup kalplerimizdeki sıcaklığı, samimiyeti daha da arttırdı, kalplerimizi birbirine yaklaştırdı. Bir fincan kahve içmemiş insanlar arasında, kırk yıl sayılası hatırlar oluştu, dostluklar kuruldu. Biz dostuz ama bir farkla samimi dostlarız!..

 

Habername’nin birinci yılı, Habername dostlarının kalemlerinden gönüllerince selamlandı. Bir yaşı, bir gün değil de bir yıl boyunca kutlayabilir miyiz? Deliye her gün bayram ve gelincikler solmuşken yazılmış yazım, bir gelincik mevsimine ermişken, ben de yukarıdaki cümlelerle karşılıyorum Habername’nin bir yaşını!..

 

Recep Abi, her gün zihnimde birkaç yazı konusu canlanırken, bulamıyorum kendimde o eski enerjiyi. Ne günlerde o günler, olivetti daktilonun başında ayda otuz sayfa, kırk sayfa yazı ürettiğimiz günler. Oysa şimdi, konular bir çağlayan gibi geçip gidiyor zihnimin gözeneklerinden ve ben yazarken mutlu hissetmediğimiz için kendimi, takılıp kalıyorum bir noktaya. Nerde o eski şevk, o eski heyecan..Hangi yazıma baksam, ben, ben değilim. Bu konuyu en kısa zamanda yüz yüze görüşelim Abi.

 

Sevgili Kemal, benim kadar yaşamamışsındır Rize’de ama Rizelisin. Ne diyeyim, Allah seni böyle yaratmış. Bir Rizeli’nin bitip tükenmez enerjisiyle bir yıldır yakamı bırakmadın be dostum. Amerika’dasın ama nereye gitsem karşımda sen varsın. Senden kaçış yok. msn yetmiyor, email;  email yetmiyor, telefon; telefon yetmiyor rüyalarıma giriyorsun. Her an karşıma çıkacakmışsın gibi panik oluyorum, sokakta rahat yürüyemiyorum be kardeşim. Varsa yoksa habername, habername, habername…

 

Nigar Almangızı. Önce isminizle tanıdık sizi. Sonra yazılarınız, röportajlarınız geldi, vurduğu yerden ses getiren. Habername, sizin sayenizde, kısa zamanda Azerbaycan’ın en etkili internet gazetesi oldu. Azerbaycan’da hatta Türkiye’de farklı yayın organlarında yazarlık yapma imkanınız varken Habername’yi eviniz gibi gördünüz ve dostluğunuzla her zaman yanımızda oldunuz. Size ve sizin yanınızda olan gönüldaşlarınıza ne kadar teşekkür etsek azdır.

 

Hamit (Seven) Kardeşim, ikimiz de Ankara’dayız ama malum Ankara’nın havasından mıdır, suyundan mıdır, ödül törenlerinden ödül törenlerine görüşebiliyoruz. Habername’ye kuruluşundan beri destek veren, istikrar abidesi kardeşim sana da teşekkürler.

 

Hayatımdaki dört Ekrem’den en sonuncusu. Tanışma sırasına göre, sondan birinci Ekrem (Özdemir). Naif kalemiyle, bildiğini okuyan ve bildiğini yazan Ekrem. Her ne kadar kendi güvertende keyfince seyahat etmeyi sevsen de, ben senin Habername’nin en kadim emektarı olduğunu biliyorum.

 

Öteleri yakın eden Atila Altuntaş. köşe yazılarının yanı sıra özel haberleriyle siteye destek veriyorsun, o da yetmiyor editörlük koltuğuna oturuyorsun. Otomobilim yolda kalsa, kimseyi çağırmam, ilk önce seni ararım. Okuyucular bilmez, ne zaman habername’nin tekeri patlasa, imdadımıza Atila yetişiyor. Böyle samimi bir dosta herkesin ihtiyacı var. Habername’nin görünmeyen kahramanı sana da selam olsun.

 

Sevgili Bünyamin Zile, senin yazı yazma heyecanına hayranım. Ne zaman beni telefonla arasan, yeni bir yazının heyecanını paylaşıyorsun. Bu da beni ziyadesiyle mutlu ediyor. Yazıya bakalım, hadi hemen siteye atalım. Sevgili Zile, farkında mısın bilmem ama günlük hayatının hiçbir yerinde yazı yazdığın kadar mutluluk ve heyecanı bir arada yaşamıyorsun. Yazmak seni gençleştiriyor.

 

Habername’nin üretken isimlerinden Cezmi Koç. Sana karşı, yayın danışmanlığı görevimi yeteri kadar yerine getiremezsem de seni de yakın tarihe olan yakın ilgini de çok seviyor, yazılarını beğeniyle okuyorum.

 

Habername’nin görünmeyen kahramanlarından Selim, az zamanda çok ve büyük işler başardın. Bu büyük işlerden biri de Habername’ye olan katkıların. Akademik kariyer senin için öncelikli hedef farkındayım. Unutma bir kanadın daha var, Habername.

 

Bütün arkadaşlar için ortak dileklerimi, yazının ilk paragrafında belirttiğim için, habername dostlarının hepsine teşekkür ediyorum ve burada ismine yer veremediğim arkadaşları da başka arkadaşların kaleme alarak, seriyi tamamlamalarını diliyorum.

 

Anladınız tabi. Bu yazının üslubunu Recep Koçak’tan aldım, çaldımsa da Üstadımdan çaldım.

 

Not: Bilenler bilir, Recep Abi, çok güzel hasbihal yazar. Yıllar sonra, Recep Abi’nin hasbihal’ine zeyl olarak bana da bir hasbihal yazmak nasip oldu ya…