ŞEHİRLEŞME SÜRECİNİN NERESİNDEYİZ?

Bünyamin ZİLE

Geçtiğimiz hafta içerisinde, Sesli Düşünme Platformu tarafından yapılan Kazan’da Şehirleşme Süreci konulu panelde; Pursaklar Belediye Başkan Yardımcısı Osman KAYAER bir sonum yaptı. Sayın konuşmacı kendi perspektifinden şehirleşmeyi anlattı.

Konuşmasında, Dede-torun ilişkisinin geçmişten gelen geleneklerin geleceğe aktarılması açısından önemine değindi. Apartmanlarının bir ideolojinin ürünü olduğunu ve dikey bir ilişkiyi ifade ettiğinden bahsetti. Bu sistemde komşuluk ilişkilerinin yok olduğuna dikkat çekti. Oysa yatay bir ilişkiyi ifade eden gecekondu da mahalle anlayışının önemine de vurgu yaparak komşuluk ilişkilerinin çok yaygın ve canlı olarak yaşandığını söyledi. Şehir, kent, medeniyet kavramları üzerinde de duran KAYAER konuya İslam’ın bakış açısını yansıtan bir pencereden baktı.

            Daha sonra Platform Üyelerinin iki kısa sunumunda Kazan’ın şehirleşmesi sırasında uygulamada görülen aksaklıklardan bahsedildi. Çarşıdaki dükkanların sattıkları malları yayaların yürümesi için yapılan yaya kaldırımlarında sergilemesi ile kaldırımlarda yürünemez hale gelmesinin fotoğraflarla gösterilmesi ve çok katlı apartmanların yerine bahçeli evlerin yaygınlaştırılması gerektiği yönündeki vurgular panelde dile getirilen güzelliklerdi.

            Panele katılım olması gerektiği kadardı. Bu tür toplantılara katılım -her şehirde olduğu gibi- Kazan halkının şehirleşme oranı ile doğru orantılı bir durumu ortaya koyuyor.

Ülkemizin bütün şehirlerinde olduğu gibi Kazanda da modern binalarda oturmakla, marka giyinmekle, alışveriş merkezlerinden alış veriş yapmakla, lüks arabalara binmekle vs. şehirleşmenin oluşmayacağı, dahası şehirlilik bilincinin ve şehir kültürünün oluşturulamayacağı apaçık görülmektedir.

İnsanların gelir düzeyi ne kadar yüksek olursa olsun. Hangi kalite okulu bitirirlerse bitirsinler. Hangi sosyal statüsü yüksek mesleğe sahip olurlarsa olsunlar, eğer ki yaşadıkları şehrin sorunlarına ilgi duymuyorlarsa, o şehrin ortak mallarını ve mekanlarını koruma bilinçleri gelişmemişse, şehirde oluşturulan politikalara ve projelere duyarsızlarsa, şehri yönetenlerin yaptıklarına olumlu ya da olumsuz ama yapıcı bir tepki göstermiyorlarsa, ne yazık ki o şehir ruhsuz bir şehir kimliğine bürünür. Ve o şehirde bir kültür oluşmaz. Kazanda ne yazık ki bu trend de bir gelişim göstermektedir.

Kazanda yaşayan çoğunluk köy kökenli ve işçi nitelikli insanlardan oluşmaktadır. Ne yazık ki bir köylü en fazla 500 kelime ile konuşur. İşçininki de ondan biraz fazladır. Kazan’ın orta sınıfını oluşturan gurubun konuştuğu kelime sayısı ise yaklaşık 1000’dir. Oysa bir gazeteyi tam anlamıyla anlayabilmek için 4000 kelimeye ihtiyaç vardır. Bu durumda Kazanda oturan insan kalitesinin seviyesini gözler önüne sermek için güzel bir örnek olarak önümüzde durmaktadır.

Şehirleşme sadece gelişmenin ifadesi değildir. Birde kalkınma boyutu vardır. Bir şehirde kalkınma; içinde yaşayan insanların onuruna yaraşır bir yaşam düzeyinde ve bunun için gerekli olan bir gelir seviyesinde yaşamayı başarabilmeleri ile doğru orantılıdır.

Bu da iyi bir eğitimi, iyi bir mesleği, iyi bir gelir düzeyini, fiziksel ihtiyaçlarının yanında kültürel ve sosyal ihtiyaçlarının da farkında olmayı ve karşılamayı, yaşadığı şehrin her şeyine duyarlı olmayı ve dahası birey olma bilinci gelişmiş, bilinçli bir vatandaş olmayı da gerektirir.

Şehirleşme surecinin neresinde miyiz?

Karar sizlerin!.. 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.