SERBEST CUMHURİYET FIRKASI-2

Erol BATTAL

Tarihin hafızasına bin bir güçlükler aşılarak nakşedilen bir mitin varlığının sürdürülebilmesi ve tarihin maslahata uygun yorumlanabilmesi için, manipüle edilmiş birkaç hatıra ve bir iki çalışma dışında önemine uygun, hakkında yeterince inceleme yapılması sakıncalı görülmüş Serbest Cumhuriyet Fırkası niçin kuruldu? Sorusuna, “yaşanan sorunların doğurduğu gizli muhalefeti açığa çıkarıp, kontrol altında tutarak rejimi tehdit eder boyutlara ulaşmasını önleyip muhalefet fikri taşıma cüretlerini kökünden kazıyıp atmak, Batı’da başlayan “şeklen Batılı, gerçekte Doğulu, Türk diktatörlüğü” yargısını giderebilmek, Duyun-u Umumiye borçları nedeniyle Batı’yla yaşanan sıkıntılardan kurtulmak, bir süredir başına buyruk hareket eden İsmet Paşa’ya haddini bildirmek, Mustafa Kemal’in hem devlet, hem de parti başkanlığı nedeniyle sıkıntılardan sorumlu tutulmasının önüne geçip, yaşananların sorumluluğunu İsmet Paşa’yla Fethi Paşa’nın politik mücadelesine yüklemek için kurulmuş siyasal hareketin adıdır Serbest Cumhuriyet Fırkası” cevabını vermiştik. Ayrıca bu sebeplere şunu da eklemek gerek ki, seçimlere katılım oranı  gitgide düşmüş, İstanbul’da bile 1930 Yerel Seçimlerine katılım  %17’yi bulmamıştır. Meclis, görüşmelerde hiç kimsenin söz almadığı bir sessizliğe bürünmüş, her oylamaya 100, 150 milletvekili katılmamaya başlamıştır. Bu durum derin bir direnme olarak yorumlanıp, tek partinin geleceği noktasında bir endişenin kaynağı olmuştur. Bu endişenin güdümlü bir muhalefetle aşılabileceğine inanılmıştır.

Kontrollü ve denetim altında bir muhalefetin varlığına duyulan ihtiyaçtan sonra bunun nasıl olacağı üzerinde çeşitli düşünceler geliştirilir. Bu düşüncelerin ilki, CHF (1935 yılında CHP adını almıştır.) içerisinde muhalif bir kanat oluşturmaktır. Ancak bu düşünceye İsmet Paşa, şiddetle karşı çıkar. İsmet Paşa’nın bu direnci aşılamayınca, muhalefetin 2. bir parti aracılığıyla yapılması düşüncesi ağırlık kazanır ve böylece de bir parti kurulmasına karar verilir.

Parti kurma görevi için, 1925 Takrir-i Sükûn Kanunu görüşmeleri sırasında güvensizlik oyu verilerek istifaya zorlanan, ardından milletvekilliğinden istifa ettirilerek Paris büyükelçiliğine gönderilen Ali Fethi (Okyar) Bey seçilmiştir. Fethi Bey ‘in seçilmesinin; Mustafa Kemal’in çocukluğundan beri arkadaşı olması hasebiyle ihanet etmeyeceğine inanılması, nispeten liberal düşüncelere sahip olması, eski bir başbakan olması, Batılı bankacılarla arasının iyi olması gibi sebepleri vardır.

Paris’ten çağrılan Fethi Okyar’a muhalif bir parti kurması, Mustafa Kemal tarafından Yalova’ya çağrılarak teklif edilir. Fethi bey,  önceden kendisini uyaran arkadaşı Rize Mebusu Fuat (Bulca) Bey’in “Sana bir muhalif fırka teşkili teklif olunacaktır. Sakın bu teklife kapılma (..) Sana yazık olur” sözünü de dikkate alarak, “Rica ederim, beni İsmet Paşa ile karşı karşıya getirmeyiniz” diyerek, bu öneriyi reddeder. Ancak ısrar edilir, güvenceler verilir Fethi Bey ikna edilir. Fakat buna rağmen Fethi Okyar’ın ve daha sonra yanında yer alacakların endişeleri vardır: Onlar, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kurucularının ve partide yer alanların başına gelenleri henüz unutmamışlardır. Cumhuriyet döneminin ilk darbesi, Şeyh Sait İsyanı gerekçe gösterilerek bu dönemde yapılmış; hükümet düşürülmüş, Takrir-İ Sükun Kanunu çıkarılmış, İstiklal Mahkemeleri kurulmuş, bütün muhalif unsurlar derdest edilerek susturulmuş, Parti, “irticai düşüncelerin odağı olduğu gerekçesiyle” kapatılmış, Parti mensupları büyük bir kısmı idam olmak üzere, ağır cezalara çarptırılmış, geride kalanlar özellikle Parti milletvekillerinin büyük kısmı, İzmir Suikastı bahanesiyle idam edilmiş, idamdan kurtulanlar ya hapsedilmiş ya da sürgüne gönderilmiş, Kurtuluş Savaşı’nda yer almış birçok paşa ‘vatana ihanet’le suçlanmıştır. Bu yaşananlar nedeniyle Fethi Okyar ve arkadaşları böyle bir işe girişmeye korkmaktadırlar. Bu sebeple Mustafa Kemal’den ısrarla kendilerine yazılı teminat verilmesini isterler. Bu isteklerinin yersiz olmadığı da zaten üç ay sonra ortaya çıkacaktır. Bunu üzerine Mustafa Kemal “Bana fırka teşkili arzusunda bulunduğunuzu bir mektupla bildirir ve bunu nasıl telakki edeceğimi sorarsınız. Ben de cevaben hüsnü telakki edeceğimi bildirdikten sonra işe başlarsınız” demişti. 7 Ağustos’ta Fethi Bey ‘danışıklı’ mektubu yolladı. Mustafa Kemal 10 Ağustos’ta Cumhuriyet Gazetesi aracılığıyla olumlu cevabını verdi. Başbakan İsmet İnönü ve Meclis Başkanı Kazım Özalp’ten de olumlu mesajlar gelince, Fethi Bey iyice rahatlamıştı. Milletvekilliği pazarlıkları da yapılmış; İsmet Paşa, kurulacak yeni partiye 40-50 milletvekili vermeyi vaat etmiş, Fethi Bey, 120 milletvekili istemiş, sonunda 70 milletvekilinde anlaşılmıştı. Bu sayı 15 olarak gerçekleşti. Fethi Bey ardından Mustafa Kemal’e tarafsız kalıp kalmayacağını sormuş, Mustafa Kemal “Tabii, ben bitaraf[tarafsız] olacağım. Bu fırkalar benim iki evladım gibi olacak. Ve ben tabirimi mazur görün sizin babanız gibi olacağım.” Diye söz vermiştir. Ayrıca Fethi Okyar, hükümetin ve mülki idarenin de partisine zorluk çıkarmamasını ister ve bunlarında garantisini alır. Parti’nin kuruluşunda gerekli parayı da Mustafa Kemal verir. Parti’nin kuruluşunu, ilk defa Vakit gazetesi haber yapar ve bu haberi Mustafa Kemal dikte ettirir. Ve böylece 99 gün ömürlü Serbest Cumhuriyet Fırkası 12 Ağustos 1930’da kurulmuş olur. Parti’nin Genel Başkanı Gümüşhane Mebusu Fethi Okyar, Genel Sekreteri ise yine Mustafa Kemal’in yakın çocukluk arkadaşlarından Kütahya Mebusu Mehmet Nuri Conker’dir.

            Asım Us’a göre  Mustafa Kemal, CHF içerisinde hükümete muhalif olanların SCF’ye geçmelerini sağlamıştır. Bu isimler, her türlü teminata rağmen, başlarına ne geleceğinden emin olmadıkları için, SCF’ye geçişte zorlanmışlardır. Hatta Mustafa Kemal, bir garanti, bir güven unsuru olsun diye, “Makbule’yi de size verdim” diyerek, kız kardeşi Makbule Atadan’ın da SCF’ye geçmesini sağlamıştır. Parti’nin isim babası da Mustafa Kemal’dir.  Ahmet Ağaoğlu, Nuri Conker, Reşit Galip ve Tahsin Uzer tarafından hazırlanan Parti programına son şeklini de bazı eklemelerde bulunarak yine Mustafa Kemal vermiştir. Hatta bu muvazaa durumu öyle ileri götürülmüştür ki üyelerin partiye kayıt mektupları bile, Mustafa Kemal tarafından yazıldı/ yazdırıldı.

Partinin duruşu, CHP’nin solunda, liberal, laik, cumhuriyetçi şeklinde belirlendi.

            Partinin Meclis dışındaki teşkilatlanması hakkında fazla bir bilgi yoktur. Bilinenler İstanbul İl Başkanının İsmail Hakkı Baltacıoğlu, İzmir İl Başkanının Ekrem Hayri Üstündağ, Aydın İl Başkanınsa Adnan Menderes olduğudur.

Serbest Fırka’nın kendine ait bir yayın organı yoktu, ancak CHF yayın organları dışındaki gazeteler genellikle SCF’yi destekliyorlardı.

Partinin kuruluşu resmiyette tamamlandıktan sonra teşkilat oluşturma ve partinin tanıtılması amacıyla yurt gezilerine çıkılması kararlaştırılır. Bu gezilere Ege Bölgesi’nden başlanacaktır. Gezinin, ilk durağı olarak İzmir belirlenmiştir. 3 Eylül’de İstanbul’dan Konya vapuruyla Parti kurmaylarıyla birlikte Fethi Bey, İzmir’e yola çıkmıştır. Bu gezi büyünün bozulduğu tarih olur. Çünkü bu gezi, bütün hesapların ters döndüğü, her iki taraf için de beklenmeyen olayların yaşandığı bir geziye dönüşür. Artık her şey yeniden hesaplanmalı, yeni yöntemler belirlenmelidir.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.