Şeytani telkinlere karşı BESMELE

Pınar KİBAR

 

Bismillah her hayrın başıdır demiş büyüklerimiz. İlk yazılan şey besmeledir. O halde besmelesiz hayat düşünülmemeli. Çünkü besmele hayatın özü. Besmele varoluşun sebebi. Besmele yegâne sığınağımız. Çünkü besmele cennet davetiyesinin imzası.

Allah c.c., insanları ve cinleri ibadet etsinler diye yarattı. Ve Allah c.c. meleklere Hz. Adem´e secde emri verdi. Verilen yapıldı ve secde edildi. İçlerinden şeytan, “Beni ateşten, Onu topraktan yarattın” diyerek kibirlendi.

Allah´ın emrine baş kaldıran ve sonunda cennetten kovulan şeytan insanı, cennete yaklaştıracak işlerden oldukca uzak tutmaya çalışır. Çünkü o sırf insan yüzünden makamından kovulmuştur. Haliyle insana düşman kesilecek ve onu doğru yoldan saptırmak ve kendi yolundan gidenler arasına dahil edebilmek için çok özel emek sarfedecektir. Taktik üzerine taktikler deneyecektir.

Şayet biz bu taktiklere karşı uyanık olmaz, kendimizi besmelenin güven kucağına bırakmaz, bu vesveselere uyarsak yolumuzu şaşırır, dolayısıyla dünya ve ahiretimizi perişan ederiz.

Şeytanın taktiklarini çok iyi bilmemiz gerekiyor. Düşmana karşı çok iyi hazırlanmak ona göre zırhlanmak gerekir.

Şeytanın telkinlerine karşı koca bir Bismillah gerekiyor.

Peki şeytanın telkinleri nelerdir?

Şeytan bir çok taktiklere başvurmak zorunda kalır. Biz sadece bir kaçına değineceğiz inşaAllah. Onun en çok başvurduğu taktik, Allah nasıl olsa affeder telkinidir.

Ve şeytanın en çok uğraştığı ibadet ise Namazdır. Müslümana namaz kıldırtmamak için etrafında dört döner, damarlarında cirit atar.

Vesvese vererek namazı zorlaştırmaya çalışır. Namazda eksik kıldın telkinleri üflemeye başlar. Ne yapar ne eder namaz kılana namazı „dert“ olarak göstermeye çalışır.

Bir diger taktiği ise, korkudur. Allah´a olan bağların kopmasını ister. Tevekkül ipinin bırakılması için elinden geleni yapar. Çünkü şeytan bilir ki, Allah´a olan yakınlık ona uzaklık demektir. Allah´a teslim olmanın, kayıtsız şartsız herşeyin Allah´ın ilâhi kudreti sayesinde cereyan ettiğini bilmek mümin için güç demek olduğunu pekala bilir.

Tevekkül sahibi, tamamen kendini Ona c.c. ve kaderin cilvesine teslim eder. Onda ne keder vardır ne de korku.

Bir diğer taktiği ise kendi hastalığı olan „kibirdir“.

Bu bulaşıcı hastalığa karşı hazırlıksız yakalananların ise, aklı melikesi saf dışı kalır. Şuuru kapanır.

İnsan bu konuda çok dikkatli davranmalıdır. Elde ettiği herhangi bir başarısı için „BEN“ yaptım dememelidir. Çünkü kendisine o kabiliyeti ve imkanı sağlayan yine yaratıcısıdır. Mümin çok iyi bilir ki, Allah´ın kontrölü dışında kendi başına birşey yapamaz. Bu mümkün değildir çünkü yaratılanlar aciz, yaratan ise kudret sahibidir.

Şeytanın telkinleri uzun vaadelidir. Hiç acelesi yoktur, elde edene kadar didinir. Örneğin bize karşı bir hata işleyen birisini affetmememizi telkin ederek kibiri aşılamaya çalışır.

Çünkü Yüce Mevla affediciyse, yarattıklarının affetmemesi  yakışı kalır mı?

Ama şeytan hata sahibine karşı öfke duymamızı hatta nefret dahi etmemizi bize telkin eder. Bu da kibire kapı aralar.

Peki ondan nasıl korunacağız?

Allah´a sığınacağız. Besmeleyi bol çekeceğiz. Efendimiz (a.s.): "Mü'min besmeleyi çektiğinde, şeytan der ki; belimi kırdın,sana bir şey yapmaya takatım kalmadı." buyurmuşlar.

O halde var mısınız şeytanın belini kırmaya?

 

 

 

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.