Sivil ve uygar bir siyaset dili...

xxx78

Son haftalarda ilginç bir rutin meydana geldi: Başbakan Tayyip Erdoğan Güneydoğu illeri ve ilçelerini kapsayan bir geziye çıkıyor... Demokratik Toplum Partisi (DTP) sözcüleri kendisine “Gitme” çağrısı yapıyor ve nâhoş olaylarla karşılaşacağını söylüyorlar... Gerçekten de Erdoğan'ın bölgeye gezisi zihinlerden kolay silinmeyecek çirkin olaylara sahne oluyor...

Geçen hafta sonu Diyarbakır'daydı Başbakan Erdoğan; bu hafta sonu önce Van'a, sonra da Hakkari'ye yolunu düşürdü; rutin, her uğradığı il ve ilçede tekrarlandı.

Geçenlerde de yazmıştım: Bugünün dünyasında 'terör eylemi' sahneye koymaktan kolay bir şey yok; birkaç hayattan bıkmış tip bulduğunuzda istediğiniz türden olaylara yol açabilirsiniz. Ancak bir siyasi partinin veya siyasete bakan yüzü olan herhangi bir girişimin sergilenecek eylemin 'cinsi ve niteliği' üzerinde bayağı bir imal-i fikrde bulunması gerekiyor.

Önünü arkasını sorgulamadan sahneye konulacak eylemler, planlayanların hesaplarını bozabilir ve kendilerini sonu belirsiz bir akıbete düçar bırakabilir.

Çıktığı gezilerde çirkin olaylarla karşılaşan Başbakan Erdoğan'ın DTP'ye dönük söylemindeki değişim bu parti için tehlike işareti sayılabilir. Ülkenin en büyük partisinin ve hükümetin başının DTP'nin 'meşruluğunu' sorgulamaya başlaması, Anayasa Mahkemesi'nin vereceği 'kapatma kararı'ndan çok daha farklı sonuçlar doğurabilir çünkü...

Başbakan Erdoğan şu yakınlara kadar DTP'den 'PKK terörünü kınaması' talebinde bulunuyordu; bütün talebi bundan ibaretti... Ancak -eğer yanlış anlamadıysak- ilk kez Van'da, DTP'den, Bunlar terörist diye söz etti. Bir siyasi partinin terör ile irtibatlı görülmesi, 'meşruiyet' sorununa yol açarak onu kapatılmaktan beter hale getirir. Başbakan tarafından 'terörist' olarak ilân edilen bir siyasi parti, ağzıyla kuş tutsa, kendisini sistem içerisinde işlevli bir konuma yerleştiremez.

Oysa Türkiye'nin ihtiyacı olan, 'Kürt sorunu' diye açıkça telâffuz edilmeye başlanmış sorunun çözümünde katkısı bulunacak siyasi kadrolardır. Her seçimde oyu düşüyor DTP'nin; sebebi, hiç kuşkunuz olmasın, geleneksel oy tabanının aynı yöndeki beklentisine cevap verememesidir. Hâlâ grup kuracak kadar oy alabilmesi de, bölge insanının DTP'ye çözümde aktif rol üstlensin diye açtığı sınırlı kredi olarak yorumlanabilir.

DTP Güneydoğu'yu karıştıran eylemleri sahiplenip kendisini siyasetin tahammül edebildiği sınırın dışına çıkarınca, Anayasa Mahkemesi kapatmasa ve Başbakan Erdoğan DTP sözcüğünü ağzına hiç almasa bile, destek çıktığı eylemlerle varlık sebebini yitireceği için, işlevsiz kalacaktır.

Yapılması gerekenin ne olduğu bellidir ve bunun yapılabileceği yer de sokaklar değildir.

Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı 'terör' belâsının durması herkesin yararına; özellikle de global ekonomik kriz dünyayı tehdit ederken... Çocuk eylemcileri sokaklara sürenleri engelleyip terörün önüne geçmesi, DTP'yi, herkesin gözünde birdenbire 'güvenilir muhatap' haline dönüştürecektir.

Eylem planlayan veya şu sıralarda yapılan eylemlerden medet umanların, söylem değiştirmedikleri taktirde güvendikleri dağlara kar yağacaktır. Başlarını taşa vuracaklar. Basit bir sebepten: Dünya dengeleri açısından, Türkiye, terörün insafına terk edilmeyecek önemde bir ülkedir... DTP'liler gittikleri her ülkede kendilerine kötü gözle bakıldığını, destek çıktıkları eylemleri planlayanlar ise önceden olmadığı kadar sıkıştırıldıklarını göreceklerdir.

Bu işin şakası yok; “Söylememişti” dememeniz için işte buraya da yazdım.

Oyuna dahil olmak istiyorsa, DTP, sivil ve uygar bir siyaset dili bulmak ve geliştirmek zorunda.