Siyaset Holiganları

Serhat OĞUZ

 

Artık her ortamında siyaset konuşuluyor. İster istemez biz de bu konuşmalara dâhil oluyoruz. Bu vesile ile, siyaset üzerine birkaç kelam edeceğim bu yazımda. Baştan söyleyeyim ki parti propagandası falan yapacak değilim. Medyayı, gizli ya da açık, particilik yapmak için kullananlardan dün de hiç hoşlanmıyordum bugün de…

Particilik yapanlara bakıyorum da hep gelir durumu zayıf olan kişiler. Siyaset onlar için bir çıkış noktası, toplumda parmakla gösterilen adam olmanın yegâne yolu. Bu insanları gördükçe gerçekten üzülüyorum. Çünkü dava diye particilik yapmanın, siyaset tüccarlarının ekmeğine yağ sürmekten başka bir anlam taşımadığının farkında bile değiller. Particilikten kastım, bir partinin teşkilatlarında görev almak ya da bir partinin muhibbi olmak değil elbette. Sözüm, partileri kişisel menfaatleri için  paravan olarak kullananlara ve diğer bütün görüşleri, düşman  görüp yok edilecek bir tehlike gibi algılayanlaradır.

 

İnsanların, bazı siyasi eğilimleri desteklemelerine hiçbir diyeceğim yok.Benim dikkat çekmek istediğim nokta, bu desteği ifrat noktasına götürüp “particilik” yapanların kandırılmışlığıdır.

 

Ama yine de bizim gariban insanımız particilik yapmaktan vazgeçemez. Çünkü olası bir iktidar döneminde adam gibi bir işe yerleşmek, daha rahat bir hayatın kapısını aralayabilmek, toplumda geçici de olsa saygın bir yer edinebilme hevesindedir.  

Ah o bitmek tükenmek bilmeyen ümitler, fare kapanına yerleştirilen peynir misali…

 

Hayatım boyunca tanıdığım hali vakti yerinde büyük şirketleri idare eden, büyük işler yapan kim varsa neredeyse tamamında gördüğüm bir ortak payda vardır: mevcut siyasi iktidara göre ağız değiştirmek. Çünkü onlar için önemli olan şey, ne davadır ne de memleketin âli menfaatleri...

 

Onlar için önemli olan, yılsonu kâr oranlarını biraz daha artırabilmektir. İlginç olan nokta şudur ki, bu büyük sermaye grupları her türden siyasi eğilimleri finanse eder. Vitrine çıkmadan yaparlar bunu. Mesele, dava falan değildir onlar için. Geleceğe yatırımdır, o kadar. Evet, sadece budur: geleceğe kârlı(!) bir yatırım.

Siyaset, zengin iş adamları için kârlı bir yatırım işidir. Siyasette dava adamlığı ve bedel ödeme kısmı, yani külfetler, kıt kanaat geçinen insanlarımızın; nimetler ise profesyonel yatırımcıların payına düşer.

 

Ne yapalım yani partimizi desteklemeyelim mi?

 

Tabii ki destekleyiniz. Lakin her gün yüz yüze baktığınız, selam verdiğiniz komşularınızı, arkadaşlarınızı kırmayınız, incitmeyiniz. Seçim dönemleri, particilikte sınır tanımayanlara şiddetli bir sarhoşluk hali yaşatabilir ve bu insanlar, ayıldıklarında pişman olacakları bazı davranışlar içerisine girebilirler.  İşte bundan kaçınmak lazımdır. Çünkü bu aşırı partici tipler, davalarına hizmet ettiklerini zannederken, toplumsal ayrılıkları körüklediklerinin farkına varamayacak kadar sarhoşturlar. Her türlü problemin çözümü için davalarını adres gösterirken, kendileri yeni toplumsal problemleri tetiklerler. Bu partici tipler, çözüm değil sorun merkezidir

 

Durmadan sorun üreten arızi tiplere rağmen bu güzel memleketimizin çözülemeyecek hiçbir problemi yoktur.Partilere ya da filanca kurumlara güvenerek söylemiyorum bunu.

Peygamberler, evliyalar, cihangirler otağı Anadolu’mun mayasına güveniyorum.

Yoksa kimse kusura bakmasın, alacakları ihalelerin, kazanacakları paraların aşkına partileri kuşatanlardan, kalabalıklar karşısında frene basamayıp havanda su dövenlerden, oturacakları koltuklar uğruna bütün değerlerini pazar malı haline getirenlerden dün de zerre kadar ümidim yoktu, bugün de yok…

 

Çirkin hesapların tahsildarlarlığını yapan cüceler! 

Unutmayın!

Hakk’ın da bir hesabı vardır!

Samimi duygularla, kişisel menfaatlerini ayaklar altına alarak, siyaset  yapan herkese başarılar diliyorum.

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.