SİYASETTE YENİ ARAYIŞLAR

Bahattin KARAGÖZ

Türkiye, 12 Eylül 2010 Anayasa Değişikliği konulu referandumdan sonra hızla yaklaşan 2011 Genel Seçimlerine odaklanmış olarak siyasi etkinlikler yaşamaktadır.

Her ne kadar referandum öncesi her kesimden parti oyu değil, ama değişiklik için oy talep etmiş olsa da, iktidar partisi, psikolojik olarak halktan aldığı desteği seçim oylarına da yansıtabilmenin ümit ve çabası içinde  bir yöneliş ortaya koymaktadır.

Muhalefet partileri de az çıkmış olan (%42’lik) hayır oyunun yersiz paylaşım kavgasına itilmişler, iktidar partisinin zımnen kendisi için  bütün evet oylarını değerlendirme kapısını aralamaktadırlar.

Öyle görünüyor ki seçim ekonomisi şartları da işletilmeye başlanmaktadır.

Türkiye siyasetinde iç ve dış şartların zorladığı,  ABD’dekine benzer, ikili bir parti rekabetine doğru ortam belirginleşmeye ve taşlar yerine oturmaya başlamaktadır.

CHP’nin haksız şekilde elde edip hala sürdürdüğü Cumhuriyeti kuran parti olduğunu vurgulayan  imajı, onu  her ortamda vazgeçilmez bir unsur kılmakta, siyasetin  beleşçi demirbaşı haline getirmektedir.

İktidar partisi ise siyasi yelpazedeki dağınıklıktan yararlanarak liderinin karizmasıyla elde ettiği üstünlüğü her seçim döneminde bir kere daha perçinlemeyi başarabilmektedir. Umulur ki bu süreç R.Tayyip Erdoğan’ı hakkıyla Çankaya Köşkü’ne taşıyacaktır.

Muhalefet partileri arasında üçüncü parti olarak milletten hayata dönüş öpücüğü almak isteyenler ellerinden gelen çabayı bu kısa süreçte sergilemek zorunluluğu ile karşı karşıyadırlar. Şimdilik MHP’nin –çok büyük tutarsızlıklar yapmazsa- meclis dış kalmak gibi bir engeli görünmüyor. Hele camiler haftasında MHP’lilerin  ANI’da Cuma namazı kılarak, Anadolu’ya Selçuklu Sultan’ı Alparslan’la ilk Müslüman Türk Mührünün vurulduğu günlerden ilham ve feyz almaya yönelmesi, günü tarihle birlikte sorgulamaya kalkışması bu zeminden ayağının kaydırılamaz olduğunu ispatlayacak bir özellik taşımaktadır.

DP’de var olma yahut yok olma sancıları; Çiller’i çağırma, yeniden Anavatan-Doğruyol ekseninde kaynaşma veya ayrışma gibi sonuçlara gebe görünmektedir. Bu çizginin canlanması imkansız kadar zordur, ama etkinliğini arttırması iktidar partisi için yararlı bir durum oluşturacaktır.

Hele SP’den ayrılmak zorunda bırakılan Numan Kurtuluş hareketi ise, eski ocağını göğerttirmeyecek,  onu marjinalliğe iterek daha büyük bir yararı iktidar partisi için oluşturacaktır. Bu yüzdendir ki Numan Kurtulmuş’a halk nezdinde Erdoğan sonrası başbakan olarak bakılmaktadır. Ancak bu konumun hangi parti bayrağı altında olacağı ihtilaflıdır.

Diğer taraftan partileşmemiş, yahut milletle buluşamamış hizmet azmiyle dolu pek çok platform ve hareketler de kendilerini ifade edecek bir formül için birliktelikler arayışını sürdürmektedirler.

Nüfusunun % 65’i 35 yaşın altında olan genç nüfuslu Türkiye gibi bir ülkede artık siyasetçilerin de gençleşme zamanı gelmiştir. Toplumdaki bu eğilime en iyi cevap verecek hareketlerin şanslı olacağı şüphe götürmez bir gerçektir.

Ancak bu netameli ortamda ülkenin etnik tabana dayalı siyaset yolunda dolu dizgin koşmaktan kurtulamayışı en büyük tehlike olarak sırıtmaktadır. BDP’nin sözcüsü olduğu taban üzerinden neredeyse bütün diğer yurttaşlara terzi gibi elbise biçmeye kalkışması ibret ve dehşetle izlenmektedir. Ama sadece izlenmektedir…

Halk vicdanında İmralı’dan fısıldanan taleplerin adım adım gerçekleştirilmekte  olduğu yönündeki kanaat, sünnet çocukları için söylenen ‘’oldu da bitti maşallah’’ tekerlemesini hatırlatacak  vurduymazlıktadır. İster misiniz, YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan gibi bir Anadolu çocuğunun, başını örten kız çocuklarımızın üniversitelerde okuyabilmesi engelini kaldıracak haklı ve gerçekçi değerlendirmesi işe yaramazsa, bu konu da bizzat İmralı eliyle bir iyi niyet gösterisi olarak halkımıza hediye edilsin!

Marksist bir örgütten dinimizle ilgili  böyle bir hayır ortaya çıkarsa şaşırmam.

‘’Siyaset çözüm üretmektir, halkın talepleri yönünde halkı yönetmektir’’ diyenler de o zaman herhalde kına yakmaktan kaçınamazlar.

Siyaset arenasındaki bu yer arayışları, milletimizin nasıl ve nerede haklarını arayacağını da ortaya koyacak bir zenginlik sunacaktır.

Selam ve saygılarımla…

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.