Siyasi tarihimizden bir suikast girişimi

xxxx111

Meslektaşın biri "Hangisine inanalım?" diye soruyor, ortaya atılan iddialarla Genelkurmay açıklaması arasındaki muazzam farklılığa işaret ederek... Buna karşılık, daha ilk günden "Bu olay çakma" tepkisini veren yazarlar ve hatta işi "İktidar partisi olayı komediye dönüştürdü" demeye vardıran muhalefet milletvekilleri bile çıktı.

Bir Albay ile bir Binbaşı kiraladıkları on araçtan birinin içinde Ak Parti ileri gelenlerinin tercih ettiği muhit olan Çukurambar'da keşif yaparken yakalandılar ve Binbaşı elindeki adres pusulasını yutmaya kalktı ya, itiraz edilen, bu olayın Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a suikast girişimiyle ilgisi olduğu...

"Olur mu canım" diyorlar, "Başbakan Yardımcısına suikast... Çakmadır... İki rütbeli subayın böyle bir işle ilgisi bulunamaz..."

Genelkurmay Başkanlığı'nın yaptığı "Siyasetçiye suikast girişimi değildi, bilgi sızdıran bir subayı izliyorlardı" açıklamasına en fazla sevinen benim.

Sevinmemin sebebi, Hasan Cemal'in 'Kimse Kızmasın Kendimi Yazdım' kitabında anlattığı bir suikast girişimi ile şimdilerde ortaya atılan "Bülent Arınç'a suikast girişimi" iddiası arasında kurduğum paralelliklerdi. Hasan Cemal'in o zamanlar yakın durduğu cuntanın rütbeli unsurları, dönemin Başbakan Yardımcısı'nı hedef seçmişler, bir Binbaşı eylemin lojistiğini üstlenmiş, keşif görevi ise... Hasan Cemal'e verilmiş...

En iyisi cuntacılık günlerinde kendisinin başından geçenleri anlattığı kitabın ilgili bölümünü (s. 58) aktarmak...

Cuntanın sivil lideri Doğan Avcıoğlu, henüz çömez bir gazeteci olan Hasan Cemal'den, kaleme aldığı anayasa taslağını Kavaklıdere'de bir adrese götürüp Binbaşı Yılmaz A.'ya teslim etmesini ister. Hiç kimseye bundan söz etmeyecektir.

Teslimat yapılır, dudaklar mühürlenir. Gerisini kitaptan okuyalım: "Yılmaz Binbaşı 12 Mart muhtırasından birkaç gün sonra emekli edilen 9 Martçılar arasında yer almıştı. 12 Mart'ı izleyen aylarda A.'nın benden bir ricası olmuştu: Sadi Koçaş'ın çevresinde keşif... O tarihlerde Sadi Koçaş 'partilerüstü' Nihat Erim Hükümeti'nde başbakan yardımcısıydı. Bilmiyorum hangi akla hizmet, belki de Doğan Bey'den edindiğim 'cuntacılık terbiyesi'nin bir gereği olarak, Yılmaz Binbaşı'ya hiç soru sormaksızın bu görevi yerine getirmiştim. Birkaç gün Koçaş'ın Kavaklıdere'deki evinin çevresinde turlamış, nöbetçileri, giriş-çıkışları falan aklımda tutup Yılmaz Binbaşı'ya aktarmıştım."

Siyasi tarih kitapları "Başbakan Yardımcısı Koçaş'a suikast yapıldı" diye yazmadığına göre niyet safhasında kalmış bir olay sayılabilir. Hasan Cemal beynine kazınmış bir biçimde not ettiği ve anılarını yazdığı için öğrenmiş olduk. Binbaşı Yılmaz A. unutmuştur bile...

Hasan Cemal sonrasını da izlemiş olayın. Okuyalım: "Benim Sadi Koçaş'ın evinin etrafında yaptığım keşiflere denk düşen tarihlerde Denizli'de Ziraat Bankası'na para götüren bir araba soyulmuştu. Yakalanan Aydın Ç. idi. Bu soygunla ilgili olarak gazetelerde 'Sadi Koçaş'ın kaçırılması için bir komplo'nun ortaya çıkarıldığına ilişkin haberler yayımlanmıştı. Aydın Ç. yıllar sonra bu soygunu anlatırken o tarihlerde 'Ankara'da bir takım eylemler yapmaya hazırlandıkları'nı söylemişti."

Kitapta bütün isimler açık biçimiyle veriliyor, bakmayın benim 'Aydın Ç.' diye yazdığıma; çok merak eden Hasan Cemal'in kitabına başvurur.

Hasan Cemal'in keşif işiyle görevlendirildiği Başbakan Yardımcısı'nın vücudunu ortadan kaldırmayı amaçlayan cunta eyleminde vurucu güç olarak kullanılması planlanmış 'Aydın Ç.' kimdi peki? Kitapta şu bilgi veriliyor: "Aydın Ç., Devrim'in 'vurucu gücü' saydığımız Aktan İnce grubunda Kuseyri'nin ölümünden sonra iki numara olmuştu. İyi silâh kullandığı söylenirdi. Ç., Denizli soygunundan sonra hapse girdi, 19 yıl yattı."

Yazar talimatı nasıl aldığına ve keşif görevini eline-yüzüne bulaştırması halinde ne yapması beklendiğine dair ayrıntıları paylaşmıyor bizlerle; bu sebeple daha fazla bağlantı kurmakta zorlanıyorum. Ancak içlerinden birinin samimi anlatımıyla siyasi tarihimize geçmiş 'bir başbakan yardımcısına suikast planı' var işte... Eylemin ön hazırlıkları muhtemelen bir Binbaşı tarafından yapılmış, çömez bir gazeteci keşifle görevlendirilmiş, profesyonel devrimcilerden tetikçileri belirlenmiş...

Acaba kahramanları suskunluğu tercih ettiği veya sesini çıkartacak ya da yazabilecek durumda olmadığı için kayda geçmemiş benzer başka eylem girişimleri olmuş mudur?

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.