Sözü güzel söylemek

Recep KOÇAK

Mithat Coşan Ağabey’in sık tekrar ettiği bir söz vardır; “İnsan sözünden, hayvan yularından tutulur.” Bir insanı türlü yoldan tanımanız mümkün olabiliyor. Komşuluk yapmak, birlikte yolculuğa çıkmak ve ortaklık yapmak bir kişiyi en kısa sürede tanımanın yolları olarak işaret edilmiş.

Meşhur bir sözde de, “Konuş ki seni göreyim” deniliyor. Yeni tanıştığınız bir insanın dış görünüşü, giyim kuşamı kişiliğine dair fikir verebilir ama onu tanımanız için fazla bir anlam ifade etmeyebilir. Oysa konuşması onu daha çok ele verir. Kendisini mi övüyor, abartılı mı konuşuyor, iş arkadaşlarını, kurumunu suçlayıcı sözler mi sarf ediyor? Konuştuğunu zannederken dedikodu ile mi meşgul oluyor?

Konuşan kibirli, burnundan kıl aldırmaz, “Küçük dağları ben yarattım!” havasında bir ukala ise yeni tanıştırıldığınız o kişiyle yeniden görüşme arzusu duymazsınız. Hatta bir yerde karşılaşsanız onunla, yanından bir an evvel uzaklaşmak için bahaneler ararsınız.

Muhyiddin Şekur’un “Su Üstüne Yazı Yazmak” kitabında yer verdiği bir hikâye vardır. Bir adamla ayının arkadaşlığının hikâyesi. Adam, yaralı bir ayının iyileşmesi için yardım ediyor. Adamla ayı arkadaş oluyorlar. Sonra da bir vesile ile yolları ayrılıyor. Yıllar sonra o bölgeden geçen adam ayı arkadaşına uğruyor. Ayı ile eski günleri yâd ediyorlar. Ayı şöyle diyor; “Çok güzel günler geçirdik. Bana yaptığın iyilikleri unutmadım. Ama bir sözün var ki, ona çok kırılmıştım. Aradan bunca yıl geçmesine rağmen onu da unutamadım.” Adam merakla, “Hangi sözümle seni kırmıştım?” diye soruyor. Ayı şöyle diyor; “Bir gün bana, ‘çok kötü kokuyorsun’ demiştin.”

Söylenen tek bir cümle ama içinde muhatabın kişiliğini zedeleyen, onu rencide eden bir anlam varsa, üzerinden geçen uzun yıllar onu unutturmaya yetmiyor.

Merhum Prof. Dr. M. Es’ad Coşan Hocaefendi’nin çok sevdiği ve sohbetlerinde sıklıkla hatırlattığı bir hikâye vardır. Sözü güzel söylemenin önemini anlatan o hikâyeyi bir kez daha hatırlamamın vaktidir..

Pâdişâhın biri, rüyasında, dişlerinin önden arkaya doğru döküldüğünü, yemek yiyemez hâle geldiğini görür. Canı sıkılan pâdişah, gördüğü rüyanın yorumunu yaptırmak üzere derhal saray tâbircilerini huzûruna çağırtır. Rüyâsını anlattıktan sonra tâbircibaşına:

“‒Hele bir söyle, bu rüyâ hayır mıdır, şer midir? Neye işarettir?” diye sorar. Tâbircibaşı hiç düşünmeden:

“‒Maalesef şerdir pâdişâhım!” der. “Uzun yaşayacaksınız; ama ne yazık ki gözlerinizin önünde bütün yakınlarınızın birer birer ölüp sizi yapayalnız bıraktıklarını göreceksiniz.”

Tâbircibaşının bu yorumu, pâdişâhın gönlünde âdeta soğuk rüzgârlar estirir. Bir anlık sessizliğin ardından pâdişah hiddetle kükrer:

“‒Tez atın şunu zindana, felâket tellâlı olmak neymiş öğrensin!”

Muhâfızlar, tâbircibaşıyı yaka-paça götürüp zindana atarlar.

Pâdişah, bu kez huzûrundaki diğer bir tâbirciye dönerek:

“‒Sen söyle bakalım, rüyâmın tâbiri nedir, hayır mıdır, şer midir?” der.

Tâbirci sükûnet içinde bir müddet düşünür, sonra birden yüzü aydınlanır ve tane tane konuşmaya başlar:

“‒Hayırdır pâdişâhım, hayırdır!” der. “Bu rüyâ, bütün yakınlarınızdan uzun yaşayacağınızı ve daha nice seneler ülkenizi huzur ve saâdetle idâre edeceğinizi gösterir.”

Bu habere çok sevinen Pâdişah, tabirciye iki kese altın ihsân eder.

Olup biteni başından beri izleyenler ise, şaşkınlıkla tâbirciye şu suâli sorarlar:

“‒Aslında sen de tâbircibaşı da aynı şeyi söylediniz. Pâdişah neden onu cezâlandırdı da seni mükâfatlandırdı?”

Tâbirci tebessüm eder ve şöyle der:

“‒Elbette aynı şeyi söyledik; fakat öyle zaman olur ki, ne söylediğinden ziyâde nasıl söylediğin ve kime söylediğin daha mühimdir.”

Satırlarımızı, Yunus Emre’nin tazeliğini ve değerini hiç kaybetmeyen sözleriyle noktalayalım;

Söz ola kese savaşı söz ola bitire başı 
Söz ola ağulu aşı bal ile yağ ede bir söz 

 

recep.kocakk@gmail.com

https://twitter.com/recebkocak

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (2)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.