Suikast evleri, 'kirli silah' trafiği ve tehdit

xxx65566

Ankara'da, TSK'ya mühimmat taşıyan kamyona yönelik operasyonu başlatan ihbar, asılsız çıktı. "Kirli silah" taşıdığı, bombaların seri numaralarının silindiği, silahların Nevruz kutlamalarında kullanılacağı ihbarının da böylece gerçek dışı olduğunu öğrendik.

İhbarın bu kadar önemsenmesinin ve hemen operasyon başlatılmasının "önemli" bir sebebi olmalı. Bu önemli sebep belki de, öteden beri "kirli silah" sevkıyatlarıyla ilgili şüpheler ya da uzunca bir süredir devam eden çalışmalar olabilir. Konuyla ilgili gelişmeleri izlerken, İsrail-Kuzey Irak-Silopi-Afyon hattında yapılan kirli silah trafiğine ilişkin dört yıldır yazdığım bazı yazıları tekrar okudum. Gerçekten de ürpertici, aynı dönemde Türkiye'deki gelişmelerle ciddi oranda örtüşen notlar olduğunu gördüm.

"Ergenekon, Stinger füzeleri ve o trafik", "Hani o bomba başka yerde patlatılacaktı", "Cinayet, uyuşturucu, kirli para", "Ankara'da Mossadlı kontrgerilla toplantısı" (Dışişleri Bakanlığı yalanlamış, beni İsrail'le ilişkilerimizi bozmakla suçlamıştı. Metni hâlâ saklıyorum. Çünkü bir gün yazı konusu olacak), "İstersek en korkulanı yaparız, ayağını denk al mesajı", "Türkiye'nin neresinde silah depoları yapıldı" gibi birçok başlık altında iddialara yer verirken, uyarılar yaparken bazıları gülüp geçiyordu.

Hiçbir tepki almadım, ölümcül sessizlik dışında. Ama bazıları "Seni istediğimiz zaman, istediğimiz yerde buluruz" dediğine göre, iddialar önemliydi! Danıştay saldırısı döneminde, Ankara'da patlayıcı yüklü kamyonet bulunmadan önce, yine Ankara'da suikast evleri açılırken, Güngören'de bombalar patlarken, Dağlıca saldırısından iki ay önce birileri o bölgelerde arazi ölçümleri yapıp koordinatlar belirlerken biz bu uyarıları yapıyorduk. Bütün bunlardan sonra yapılan operasyonlar dolaylı olarak iddiaları doğrular nitelikteydi. Bir kaçını hatırlayalım:

"Türkiye'nin her köşesinde kazılar yapılıyor, silahlar çıkarılıyor, bombalar tespit bulunuyor. Eğer bağ varsa, kazılan yerlerden çıkarılan silahlar hiçbir şey. Kamyonlar dolusu mühimmat bulunması lazım. Mesela Mayıs 2008'de beş gün boyunca başta Afyon olmak üzere Ankara, İstanbul, İzmir, Kütahya, Konya Eskişehir gibi illere sevkedilen silahların bulunması lazım. Beş adet Stinger füzesinin nereden getirilip kimlere teslim edildiğini bilenlerin bulunması lazım.

Silopi'den Türkiye'ye giriş yapan bir araç, Mayıs 2007 civarında Afyon'a ulaşmış olsa. Bir kaç saat sonra Ankara'ya hareket etse. Afyon'da bulunan CIA ve Mossad ekibinden iki kişi, Türkiye'den bazı kişilerle birlikte Ankara'ya kadar araca eskortluk yapıyor olsa, bu sırada Ankara'daki bazı toplantılara İsrail'den katılımlar olsa, Kod adı kullanan ve sık sık İsrail'e giden, İsrail'den K. Irak'a sevkıyatlarda başı çeken kişi ve ekibi önemli dosyalarla İsrail'e gönderilse, bütün bu trafiğin her aşamasında Jitem'den bazı kişiler de yer alsa..."

Ya sorduğum o sorular?

"Ankara'nın yanısıra, bu ülkenin hangi şehirlerine patlayıcılar gitti? Silah deposu evleri kimler hangi senaryolar için hazırlıyordu? Türkiye'de asker, diplomat, siyasi çevreden ve iş dünyasından bazı kişiler ABD ve İsrail istihbaratı ile K. Irak merkezli nasıl bir işbirliği içinde? Sık sık İsrail'e giden bazı kişilerle Türkiye'deki saldırılar, suikast hazırlıkları, bombalı saldırı senaryoları arasında ne tür bir bağlantı var? K. Irak'tan Türkiye'nin bazı şehirlerine nakledilen patlayıcı ve silahlarla ilgili trafiği bu kişiler mi yönetiyor? K. Irak'tan Silopi'ye gelip Afyon'a ulaşan, oradan da Ankara, İstanbul ve başka bölgelerine sevkedilen yüzlerce kiloluk patlayıcılar, C-4'ler, silahlar hangi amaç için nerelerde stoklanıyor? İsrail'den K. Irak'a haftalarca sevkıyatı yapılan, füzelerin, yakın muharebe silahlarının, anti-tank mayınlarının, topuk mayınlarının, termal kameraların, gece görüş dürbünlerinin, A-3, A-4 ve C-4 patlayıcılarının ne kadarı bu ülke topraklarına girdi? Sadece Ankara'ya bir seferde 750 kilogram C-4'ü kimler götürdü ve nerelerde depoladı?..."